Bolton: Trump, Halkbank’ı rüşvet fonu gibi kullanan Erdoğan’a neye karşılık yardım ediyor?

ABD Başkanı Donald Trump‘ın eski Ulusal Güvenlik Danışmanı John Bolton, Trump'ın Halkbank’ı rüşvet fonu gibi kullanan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a neye karşılık yardım ettiğini sordu.

ABD Televizyonu’nda Martha Raddatz’ın programına konuk olan Bolton, bugün yayınlanacak olan kitabıyla ilgili soruları cevapladı.

Trump ile Erdoğan arasında Halkbank konusunda çok sayıda görüşme yapıldığını tekrarlayan Bolton, Erdoğan'ın isteğinin temelde Halkbank üzerindeki baskıyı kaldıracak bir çözüm olduğunu belirtiyor. Halkbank'ın açıkça İran'a yaptırım getiren ABD yasalarını ihlal ettiğini ifade eden Bolton, “Yani bu bir ABD finans kurumu olsaydı, onu tost gibi yapardık. Bu nedenle Halkbank'a bir Amerikan bankasından daha sert davranılmadı. Aynı muamele yapıldı“ diyor.  

Kitabında geçen, "Bakın, New York'taki savcılar Obama’nın adamları. Adamlarımla değiştirene kadar bekleyin, sonra bununla ilgileneceğiz" şeklinde sözlerini hatırlatan Bolton, “Kendi kendime düşündüm -ve ben bir hukukçuyum. Daha önce hiçbir başkanın böyle bir şey söylediğini duymadım" diyor.

“Şimdi nihayetinde, Adalet Bakanı William Barr'ın, Türkler makul bir çözüm üzerinde anlaşmayacakları için Halkbank kovuşturmasını aldığını düşünüyorum. Ve bunu rahatsız edici buluyorum" diyen Bolton, “Bunu büyük bir suç ve kabahat olarak görüyor musunuz?" şeklindeki soruya, “Tüm konuya hakim olduğumu söyleyemem ama bu bana adaletin engellenmesi gibi geldi. Başkan yasa uygulama alanında muazzam bir güce sahiptir. Yürütme yetkisi başkandadır.

Yüksek Mahkeme'nin ünlü davada dediği gibi, Adalet Bakanı, başkanın yasaları sadakatle yerine getirmesine dikkat etme görevini ifa etmek başkanın elindedir. Ancak bu sadakatin siyasi çıkarlardan uzak olması gerek” diyor.

Röportaj sırasında Trump’ın, Xi Jinping, Vladimir Putin, Kim Jong Un, ayetullahlar ve Erdoğan’la olan kişisel iyi ilişkilerini ABD’nin bu liderlerin ülkeleriyle olan ilişkilerine eşdeğer gördüğünü de belirten Bolton, “Dünya liderleri, meslektaşları, dışişleri bakanları, savunma bakanları, bu gibi kişilerle iyi kişisel ilişkilerin olumlu olduğuna kesinlikle şüphe yok. Fakat hiç kimse kişisel bir ilişkinin iki ulus arasındaki daha iyi ilişkilere eşdeğer olduğunu düşünmemelidir” şeklinde konuşuyor. 

Her vesileyle, Xi Jinping, Vladimir Putin ve diğerlerinin, "Bakın, Amerika Birleşik Devletleri'nin çıkarlarını gözetiyorsunuz. Biz de ülkelerimizin çıkarlarını gözetiyoruz. Bunun ne anlama geldiğini bildiklerinden hiç şüphem yoktu. Ama Trump'ın bunu bildiğinden emin değilim” diyerek Trump’ı ağır sözlerle eleştiren Bolton, “Trump’ın dış politikasını özetler misiniz?” şeklindeki sorusunu ise, “Onun bir dış politikası olduğunu sanmıyorum. Demek istediğim dış politika dikkatli düşünme, analiz, kanıt oluşturma, kaynakları önceliklerle eşleştirmenin kritik olduğu stratejik bir görevdir. Ama Trump bunu yapmıyordu. Trump yönetiminde karar alma süreci böyle ilerlemiyor. Ve çok fazla zikzak yapıyor. Bazen aynı gün, hatta bazen aynı toplantı sırasında bile çok fazla zikzak yapıyor” şeklinde cevaplandırıyor. 

“Sunulan brifingleri okuyor mu? Ne kadar sürede istihbarat brifingleri alıyor?“ sorusunu ise Bolton, “Tecrübelerime göre çok nadiren okuyordu. Istihbarat brifingleri haftada bir ya da iki kez oluyordu“ diye cevap veriyor.  

Bunun olağandışı bir durum olup olmadığı yönündeki soruya da Bolton, “Bu çok sıradışı. Her gün olmalı bu brifingler. Başkan kendisine verilen materyali kapsamlı bir şekilde okumalıdır. Verilen hiçbir materyali detaylıca okuduğunu sanmıyorum. Brifinglere çok fazla insanın katıldığını düşünüyorum. Odada çoğu zaman belki sekiz, belki on kişi vardı” diyerek cevap veriyor.

Bolton, Trump’ın Putin ile olan ilişkisini de şu sözlerle tanımlıyor: “Bence Putin onunla oynayabileceğini düşünüyor. Putin akıllı ve sert. Kötü bir eli çok iyi oynuyor. Bence burada ciddi bir düşmanla karşılaşmadığını görüyor. Ve sürekli onun üzerine oynuyor. Donald Trump için endişeli olduğunu düşünmüyorum.”

Diktatörlerin Trump’a karşı çok daha iyi oynadıklarını söyleyen Bolton demokratik ülke liderlerinin ise bu konuda başarısız olduklarını ifade ederek buna örnek olarak da Almanya Başbakanı Angela Merkel’i örnek gösteriyor.

Trump’ın Kuzey Kore lideri ile arka arkaya görüşmesine itiraz ettiğini ve küçük bir ülke diktatörünün kendisiyle görüşmeyi haketmediğini söylediğini belirten Bolton, Trump’ın cevap olarak “Çok fazla düşmanlığın var. Tabii ki, benim daha fazla düşmanlığım var. Ama çok fazla düşmanlığın var" sözlerini sarfettiğini belirtiyor.

Trump’la bu şekilde muhatap olmak istemediğini de aktaran Bolton, “Daha dengeli bir kullanmaya çalıştım. Ama bazen kimseyi dinlemek istemediği zamanlar oluyor” diyor.  

“Putin, Trump ile nasıl oynuyor?” şeklindeki soruya da Bolton şu şekilde cevap veriyor: “Putin toplantılara çok kapsamlı bir şekilde hazırlanıyor. Konuştuğu insanları tanıyor. Ne söylemek istediğini düşünüyor. Gerçekleştirmek istediği noktaları düşünüyor. Ve sanırım Donald Trump gibi birine bakarken kendi kendine - eski bir KGB subayı olarak, 'Onu olmasını istediğim yere nasıl götüreceğim?' diye içinden geçiriyor.”

“Trump kendisini hep iyi anlaşmalar yapan biri olarak tanımlıyor. Putin ise onu rahatlıkla manipüle ettiğini düşünüyor. Bu tür durumda nasıl bir anlaşma oluyor?” diye soran Raddatz’a Boltan şu şekilde cevap veriyor: “Başkan, Manhattan'daki gayrimenkul konusunda mükemmel bir satıcı olabilir. Ancak Suriye ile uğraşmak, birçok uluslararası güvenlik meselesinde ele alınan stratejik silahlarla, silah sınırlama anlaşmalarıyla uğraşmak, yaşam deneyiminden çok uzak olan şeylerdir.”


© Ahval Türkçe