Erdoğan Halkbank’ı Trump’a karşı rüşvet silahı olarak nasıl kullandı?

Rüşvet, cinayetten sonra tarihin en eski mesleği olarak kabul edilir. Güçlü insanlar ve onlarla bağlantılı kimseler daha fazla kazanç ve haksız avantajlar elde etmek için her zaman bahşiş ve parayı veren düdüğü çalar türü yolsuzluk eylemlerine başvurdular. Bu tür yolsuzluklar her zaman hukukun üstünlüğü için bir tehdit, temel sivil ve ekonomik hakların korunmasının önünde bir engel oluşturdu. 

Ancak herşey gibi yolsuzluklar da zamanla değişime uğradı ve öyle ki ulusal stratejilerin araçlarından biri haline geldi. Son yıllarda, özellikle Çin ve Rusya gibi bazı ülkeler, daha önce sadece kendi siyasi sistemlerinin bir parçası olan yolsuzluğu küresel bir silaha dönüştürmenin yollarını buldular. Bu silah daha önce de kullanılmıştı, ama asla bugünkü ölçekte değildi. 

Başta Rusya ve Çin olmak üzere bazı ülkelerin yolsuzluk silahını ABD'ye karşı’nasıl kullandıklarını ele alan Amerikan Foreigh Policy dergisi, Halkbank olayının bunun tipik bir örneği olduğunun altını çiziyor. 

Philip Zelikow, Eric Edelman, Kristofer Harrison, ve Celeste Ward Gventer tarafından “Stratejik Yolsuzluğun yükselişi – Ülkeler rüşveti nasıl silah olarak kullanıyor” başlığıyla hazırlanan yazıda günümüzdeki en önemli araçlardan birinin “stratejik yolsuzluk“ silahı olduğu ifade ediliyor. 

Stratejik yolsuzluğun geneleksel yolsuzluk türlerinden farklı olduğu ifade edilen yazıda, geleneksel yolsuzluklara örnek olarak bürorkatik yolsuzluk ve büyük yolsuzluk gösteriliyor. 

Bürokratik yolsuzlukla sıradan bir kamu hizmetinin hızlandırıldığı belirtilirken büyük yolsuzluklarda ise işadamları veya büyük suç örgütü liderlerinin bizzat hükümet yetkilileriyle çıkara dayalı iş yaptığı ifade edilen yazıda her iki yolsuzluk türünde de hizmet isteyenle verenin amacının zenginleşme olduğu ifade ediliyor. 

Stratejik yolsuzlukta ise kendi ülkelerinin ulusal stratejisinin bir parçası olarak yabancı bir ülkenin hedef alındığı belirtilen yazıda özellikle de Amerikan sisteminin bu tür saldırılara karşı zayıf olduğunun altı çiziliyor. 

“Karar vericilerle bağlantısı olan Amerikalılar, her türlü yolsuzluğa yol açabilecek fırsatlardan yararlanıyorlar” denilen yazıda ABD'de stratejik yolsuzlukla mücadele için ilk büyük çaba olan ve 1938'de imzalanan Yabancı Temsilciler Kayıt Yasası ile (FARA) ABD'deki komünist ve Nazi propagandasının önüne geçmenin amaçlandığı, daha sonraki yıllarda bazı diktatörler ve yandaşlarının ABD’de etkin olmak için çeşitli yollara başvurdukları ancak bu çabaların marjinal kaldığı ifade ediliyor. 

1990’lı yıllarda komünist blokun çökmesiyle ortaya çıkan 20’den fazla devletin ABD’de dostlar edinmek için harekete geçtikleri bunun için de lobilere, avukatlara iyi paralar ödedikleri, bu durumun da ABD’de iyi bir iş sektörü doğurduğuna vurgu yapılan yazıda ayrıca ABD ile birlikte Kanada ve İngiltere’nin para aklama cennetine dönüştüğü, sonraki yıllarda Amerikan karar vericilerin bu tür çıkar grupları ile her türlü yolsuzluğa açık ilişkiler kurduklarının altı çiziliyor. 

Yazıda, siyasi danışmanlar ve büyük, kârlı ve kuralları çok net belirlenmemiş nüfuz pazarında faaliyet gösteren eski ABD’li yetkililerin, etik, dürüstlük ve vatanseverlik üzerine sık sık testlerle karşı karşıya kaldıkları, bazılarının bu testleri geçemedikleri belirtiliyor. 

Amerikan dış politikasında stratejik yolsuzluğa örnek gösterilecek en önemli olayın karmaşık Ukrayna siyasi skandalı olduğu belirtilen yazıda Başkan Trump’ın bu olaydan dolayı soruşturulduğu, ona yakın bazı isimlerin hapis cezası aldıklarına işaret ediliyor. 

Yolsuzluğu ABD’ye karşı silah olarak kullanan ülkelerin sadece Rusya ve Çin gibi düşman ülkeler olmadığı da belirtilen yazıda Türkiye gibi müttefik bir ülkenin de bu yola başvurduğu aktarılıyor. 

Geçen yıl, ABD federal savcılarının, Türkiye'nin ikinci büyük devlet bankası olan Halkbank'ı, petrol ve gaz karşılığı İran’a altın göndererek ABD’nin İran'a uyguladığı uluslararası yaptırımlardan kaçınmak için büyük bir plan düzenlemekten dolayı suçlu buldukları ifade edilen yazıda başlangıçta ABD mahkemelerinin kendilerini yargılama yetkisi olmadığını belirterek kararı protesto eden Halkbank’ın suçsuz olduğunu iddia ettiği ve nihai kararın New York’ta bekletildiğine değiliyor. 

Türkiye’nin Washington’ın en önemli dış politika hedeflerinden biri olan İran rejimini izole etme ve zayıflatma çabalarını sadece baltalamaya çalışmadığı; ayrıca belirli bir politik sonuca ulaşmak istediğine işaret edilen yazıda şu görüşler dile getiriliyor: 

“Komploda yer alan İran asıllı Türk işadamı Rıza Zarrab 2016 yılında ABD’de tutuklandı. Suçlu bulunması ve bazı üst düzey Türk yetkililerinin planda yer aldıkları konusunda konuşması ihtimali yüksekti. Ancak Zarrab savunmasına başlamadan önce Trump’ın özel avukatı Rudolph Giuliani ve arkadaşı George W. Bush dönemi başsavcısı Michael Mukasey Zarrab’ı savunma işini üzerine aldı ve onu serbest bıraktırmak için sıkı çalıştılar. 

İki avukatın Zarrab'ı temsil etmesine izin vermeden önce davaya bakan hakim potansiyel çıkar çatışmalarını araştırmak için birkaç duruşma gerçekleştirdi. Giuliani’nin hukuk bürosu Türkiye için tescilli bir temsilciydi ve hakim Giuliani’nin “Türkiye'nin çıkarlarına aykırı olabilecek” bu davadan bir çözüm bulmaktan men edilebileceğini belirtti. Şubat 2017'de Giuliani ve Mukasey, Zarrab davasını Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile görüşmek üzere Türkiye'ye gitti. Daha sonra, Washington Post'a göre, o yılın sonbaharında, iki avukat Zarrab'ı serbest bıraktırmak için Trump ile bir görüşme ayarladı; yem ise Türklerin uydurma suçlamalarla tutuklandığı Amerikalı papaz Andrew Brunson’ı Zarrab’la takas etme fikriydi.

Post’a göre, Trump fikre bayıldı ve sonra Dışişleri Bakanı Rex Tillerson Oval Ofisine çağrıldı. Orada Giuliani ve Mukasey'i görünce şaşırdı ve bu tür bir anlaşmaya gidilmesini reddetti. Adalet Bakanlığı da olmaz dedi. O zamanki Beyaz Saray Özel Kalem Müdürü John Kelly de, Giuliani-Mukasey-Trump'ın cezai bir soruşturmaya müdahil olma çabalarından oldukça endişe duydu. Takas gerçekleşmedi (Brunson 2018'de yine de serbest bırakıldı) ve Zarrab sonunda suçlu bulundu ve Halkbank iddianamesi için hayati kanıtlar ortaya koydu.” 

O tarihten itibaren Halkbank ve Türk yetkililerin, Trump üzerinde çalışarak daha önce Fransız BNP Paribas firmasına kesilen milyarlarca dolarlık bir cezanın benzeri ile karşılaşmamak için yoğun bir çaba sarfettikleri belirtilen yazıda, Tillerson, Kelly ve diğer itirazcıların şimdi Oval Ofis’te olmadıklarına da vurgu yapılıyor. 

Trump’ın damadı ve kıdemli danışmanı Jared Kushner’in Erdoğan’ın damadı da dahil olmak üzere Türk liderlerle bir arabulucu haline geldiği ifade edilen yazının devamında şunlar ifade ediliyor:

“Geçen yıl Güney Carolina'dan Cumhuriyetçi senatör Lindsey Graham bir telefon şakasına maruz kaldı. Kendisini Türkiye Savunma Bakanı olarak tanıtan kişiye konuşan Graham Trump’ın Türkiye’nin Halkbank ile ilgili endişeleri konusunda çok duyarlı olduğu ve yardımcı olmak istediği konusunda güvence verdi. 

Türkiye’nin Trump'a resmi olmayan kanallar üzerinden neler sunduğunu kesin olarak söylemek mümkün değil. Ancak Kasım 2019'da Trump’ın eski ulusal güvenlik danışmanı John Bolton, özel bir gruba gizli kalması şartıyla yaptığı bir konuşmada “Türkiye, Trump’ın kişisel veya ticari ilişkilerini bir baskı aracı olarak kullanıyor” şeklinde inancını dile getirdi. 

Diğer kanıtlar bunun doğru olabileceğini gösteriyor: Trump Türk cumhurbaşkanına karşı diğer müttefikleri olan İngiltere Başbakanı Theresa May ve Almanya Başbakanı Angela Merkel’in tam tersi oldukça saygılı davranıyor. 

2012’de İstanbul’da Trump Towerlar açıldığında Trump’ın kızı Ivanka Trump açılış törenine katıldığı için Erdoğan'a teşekkür eden bir twit attı. Washington Examiner’a göre Trump, bir defasında Türkiye ile ilgili olarak şunları söyledi: “Türkiye ile küçük bir çıkar çatışmam var, çünkü İstanbul'da büyük, büyük bir binam var” demişti.” 

ABD için çok da önemli olmayan bir müttefike ait bir devlet bankasının İran yaptırımlarını delmesinin şaşırtıcı olduğuna vurgu yapılan yazıda, ancak çok daha dehşet verici olan şeyin ise bu faaliyet ortaya çıktığında dahi olaya karışanların ABD’nin cezalandırmasından kaçmak için kendilerini savunacak Amerikalı vekilleri araması ve bulması olduğu belirtiliyor. 

Yazıda, “Bu, parayı veren düdüğü çaların ötesinde bir durum, bu politika yapmak için öde durumu; stratejik yolsuzluk durumudur. Ve şimdiye kadar bunda başarılı olundu. Halkbank, İran'a yönelik yaptırımları ihlal etmesinden dolayı önemli bir para cezası ödemedi” deniyor. 

Yazının kaynağına buradan ulaşabilirsiniz