Zarrab’ın ‘kurbanı' Amerikan bankaları: Milyar dolarlık işlemler

Para aklayıcısı İran asıllı Türk iş insanı Reza Zarrab, yaptırımlardan kaçmasını sağladığı İran rejiminin petrol paralarını dünyanın dört bir yanına taşırken sadece Halkbank’ı kullanmadı, bu işte küresel çaptaki bazı bankalardan da yardım aldı.

Ancak Amerikalı savcılar bunları “kurban bankalar” olarak adlandırıyor ve onlar hakkında işlem yapmaya yanaşmıyor. Peki bu kim bu bankalar ve bunlar gerçekten kurban mı? ABD’de 3 Mayıs'ta başlaması beklenen Halkbank davasında bu bankaların oynadığı rol de soruşturulacak mı?

Organize Suç ve Yolsuzluk Raporlama Projesi (OCCRP) adlı haber portalında Daniela Castro, Tom Stocks, Kelly Bloss, and Martin Young (OCCRP) and Adam Klasfeld imzasıyla yayınlanan haberde 20 milyar dolarlık bir dolandırıcılığın söz konusu olduğu ABD’deki Halkbank davasının, 2016 yılında İran'a yasadışı yollarla para taşıyan altın tüccarı Reza Zarrab'ın tutuklanmasıyla başlayan hukuki, siyasi ve diplomatik savaşın sadece son hamlesi olduğuna vurgu yapılıyor.

Dolandırıcılık ve kara para aklamakla suçlanan Halkbank‘ın, Zarrab ile birlikte ABD bankalarından akan İran fonlarındaki paranın bir kısmıyla paravan şirketler adına tutulan bir havuz oluşturduğu öne sürülüyor.

Ancak bu yolsuzluk çarkının içinde yer alan tek finans kuruluşu Halkbank değildi.

Habere göre dünyanın en büyük ve en sofistike finans kurumlarından sekizi - Deutsche Bank, Bank of America, JP Morgan Chase, Citibank, HSBC, Standard Chartered, UBS ve Wells Fargo - Zarrab bağlantılı şirketler için 2007-2015 yılları arasında en az 6.5 milyar dolarlık işlem gerçekleştirildiği belirtiliyor.

Haberde bu dev bankaların her birinin daha önce de gevşek gözetim ve bazı durumlarda kara para aklamayı kolaylaştırmaktan cezalandırıldıkları, ancak bu sefer hesap vermek zorunda kalmayacakları çünkü savcıların onları Halkbank’ın kandırdığı “kurban bankalar” olarak değerlendirdiği ifade ediliyor.

Kara para aklama ve banka uyumu uzmanlarının, savcıların büyük bankalara karşı yumuşak davrandığını söylediklerine vurgu yapılan haberde Birleşik Krallık'ta bankacılık ve mali suçlar konusunda uluslararası düzeyde tanınan bir otorite olan Graham Barrow’un “'Mağdur bankalar' ifadesiyle bu bankalar daha sempatik gösterilmeye çalışılıyor” şeklindeki sözlerine yer veriliyor.

Barrow, Zarrab'ın yasadışı işlemleri gizlemek için kullandığı temel hilelerin banka uyum görevlileri tarafından tespit edilmesi ve daha fazla soruşturma için yetkililere bildirilmesi gerektiğini söylüyor. Bazı durumlarda, bankalar tam da bunu yaptı.

Ancak haberde, “Bankalar tarafından sızdırılan Şüpheli Faaliyet Raporları (SAR'lar) ve Zarrab'ın eski yardımcısı Adem Karahan ile yapılan özel görüşme, bazı bankaların ya kiminle uğraştıklarını bildiklerini ancak harekete geçmediklerini gösteriyor veya bariz şüpheli etkinliği görmezden geldikleri“ ifadelerine yer veriliyor.

Habere göre uluslararası bankacılık sistemindeki yolsuzluk, geçtiğimiz günlerde ABD Hazine Bakanlığı'nın Mali Suçları Araştırma Ağına sunulan ve bir ihbarcı tarafından sızdırılan SAR'lara dayanan derinlemesine bir araştırma olan FinCEN Dosyaları tarafından açığa çıkarıldı.

Uluslararası Araştırmacı Gazeteciler Konsorsiyumu başkanlığında geçtiğimiz yıl yapılan bir araştırmada büyük uluslararası bankaların, kendi uyum görevlilerinin suçlarla ilgili olabileceğine dair uyarılarına rağmen trilyonlarca dolarlık şüpheli işlem gerçekleştirdikleri ortaya çıkarıldı. Buna göre bankalar, yasa dışı faaliyetler de dahil olmak üzere yaptıkları tüm işlemlerden transfer ücreti alarak büyük karlar elde ediyorlar.

Küresel bankacılık sisteminin sorunsuz görünebildiği ve her gün milyarlarca elektronik işlemle dünya çapında trilyonlarca doları hareket ettirebildiğine işaret edilen haberde, “Ancak tüm bankaların, ABD Merkez Bankası’nın farklı para birimlerini dünyanın en popüler rezerv para birimi olan ABD dolarına çevirerek uluslararası ticareti kolaylaştırma becerisine dayanan bu sisteme eşit erişimi yoktur. ABD dışındaki yerel ve bölgesel bankalar, dolar işlemlerini muhabir bankalar aracılığıyla gerçekleştirir ki bunlar Federal Rezerv hesapları olan büyük küresel kuruluşlardır“ deniyor.

Paranın sekiz sözde “kurban bankası” da dahil olmak üzere birden fazla kurum aracılığıyla gerçekleştirilen bu hareketinin, Reza Zarrab gibi suçlular tarafından yasadışı faaliyetleri gizlemek ve kirli parayı saklamak için kullanıldığına işaret edilen haberde ABD Senatosu Finans Komitesi’nin, Zarrab davasında “kurban bankaların” rolünü araştırdıkları ifade ediliyor.

Haberde, “HSBC: Zarrab’ın favori bankası mı? ara başlığıyla verilen kısımda ise yolsuzlukta bu bankanın oynadığı role dikkat çekiliyor.

“Beş yıl boyunca Zarrab için sınır ötesi altın ve nakit kaçakçılığı yapan Türk vatandaşı Adem Karahan, HSBC'nin kendi hesapları için patronunun tercih ettiği banka olduğunu söyledi“ şeklinde ifadelere yer verilen haberde Türkiye'deki bir röportajda Karahan‘ın, “HSBC ile Reza Zarrab'a para gönderdim. Sadece bir kez değil. Birkaç defa” ifadelerini kullandığı belirtiliyor.

Karahan, bir zamanlar aslında Zarrab'ın kontrolünde olduğunu söylediği yedi paravan şirketin yasal sahibi veya yöneticisi olarak gösteriliyordu.

Haberde Zarrab’ın banka ile ilişkisini gösteren pek çok bilgiye rağmen savcıların HSBC'yi kasıtsız bir kurban olarak ilan ettikleri belirtiliyor.

Zarrab’ın yaptığı yasadığı işlerin 2013’ten itibaren ortaya çıkmasına rağmen HSBC’nin daha sonraki yıllarda, Zarrab'ın parasını işlemeye devam ederek muhabir hesaplarından geçmesine izin verdiğine işaret edilen haberde, “Bazı durumlarda, banka belirli bir paravan şirketin arkasında kimin olduğunu bilmiyor olabilir, ancak Türkiye’de hazırlanan rapor, uyum görevlilerini olası yaptırımlardan kaçınma konusunda uyarmak için yeterli bilgi içeriyordu” deniyor.

HSBC’nin, Zarrab’ın erkek kardeşi Muhammed’in sahibi olduğu ve onun tarafından işletilen Dubai merkezli Hanedan General Trading LLC için 1,2 milyon Dolar değerinde işlem yapmaya devam ettiğine işaret edilen haberde Muhammed Zarrab’ın dönemin İçişleri Bakanı Muammer Güler’e rüşvet veren isim olduğu belirtiliyor.

Diğer bir kurban banka ise Alman Deutsche Bank ve bu bankanın da bizzat Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın emriyle Zarrab olayına dahil edildiği öne sürülüyor.

Erdoğan, Zarrab'ın yargılanmasını engellemek, Halkbank soruşturmasını durdurmak ve davaya bakan New York Güney Bölgesi savcısı Preet Bharara'yı kovmak için hem Obama hem de Trump yönetimleriyle yoğun bir şekilde lobi yapmıştı. Erdoğan sonunda Trump’ın başkanlığı döneminde Bharara’yı kovdurmayı başarmış ancak davayı bir türlü durduramamıştı.

Erdoğan'ın davaya ilgisinin sebebi, Kasım 2017'de Zarrab’ın verdiği ifadede olayın bizzat Erdoğan’ın emriyle gerçekleştirildiğini söylemesi olmuştu. Zarrab mahkemede, "Demek istediğim, o dönemin başbakanı Recep Tayyip Erdoğan ve o dönemin Hazine Bakanı Ali Babacan emir vermişler, [bankalara] bu ticareti yapmaya başlaması için emir vermişlerdi” şeklinde ifadeler kullanmıştı.

Habere göre kayıtlar, Türkiye’nin resmi bankaları Ziraat ve VakıfBank da dahil olmak üzere Zarrab’ın referans verdiği bankaların Ocak 2013’ten itibaren ABD bankaları aracılığıyla en az 252 milyon dolar gönderdiğini ve işlemlerin de Deutsche Bank tarafından yapıldığını gösteriyor.

 

Haberin orijinaline buradan ulaşabilirsiniz