Hasankeyf’in yok olmasına sayılı günler kaldı: 'Ilısu barajını hemen durdurun'

Hasankeyf'in sular altında kalıp kalmayacağı yarım asırdır tartışılan bir konu. Ancak tartışma bu hafta sona erdi.

Güneydoğu Anadolu Projesi’nin (GAP) önemli ayaklarından biri olan Ilısu Barajı tamamlandı.

Sadece kapaklarının ne zaman kapatılıp kapatılmayacağı yani Hasankeyf’in kaç gün sonra sular altında kalacağı tartışılıyor.

10 Haziran’da baraj kapaklarının kapatılması bekleniyordu. Fakat barajın su tutmaya başlamadığı ortaya çıktı. Nedeni de açıklanmadı.

Ilısu Barajı’nın kapaklarının ne zaman kapatılacağı ise belirsiz...

DW Türkçe'de yer alan habere göre, Devlet Su İşleri (DSİ) yetkilileri, baraj kapaklarının teknik bir nedenden dolayı kapatılamadığını söylüyor:

"Bu yıl normalden fazla yağış olduğu için su seviyesi olması gerekenden fazla yükseldi. Baraj kapakları ancak 411 metre kot seviyesine geldiğinde kapaklar teknik olarak kapatılabiliyor. Yağış döneminde bu seviye, 435 metreye kadar yükseldi. Şu andaki seviye ise 413 metre civarında. Suyun iki metre azalması için de en az 15 gün geçmesi gerekiyor. O zaman kapaklar kapatılmak üzere hazır olacak. Talimat geldiğinde de Ilısu Barajı su tutmaya başlayacak."

Hasankeyfi Yaşatma Girişimi de bir basın açıklaması yayımlayarak, "Hasankeyf için geç değil! Ilısu barajını hemen durdurun!" çağrısı yaptı.

Girişimin açıklamasının tam metni şöyle:

"Hasankeyf, binlerce yıldır kesintisiz olarak insan yaşamı için mekân olmuş, yirmiden fazla medeniyete Dicle Nehri kıyısında beşiklik etmiş ve insanlık için çok derin bir hafıza oluşturmuş, insanlığın ortak kültürel ve doğal mirasıdır. Hasankeyf doğal, kültürel ve anıtsal yapılarını günümüze kadar koruyan, geniş bir alana yayılan açık hava müzesi görünümünde neolitik ve antik bir kenttir. Türkiye’de Ortaçağ'a ait bütünlüğünü koruyabilen tek kent olma özelliğini taşımaktadır. Hasankeyf, medeniyetlerin kesiştiği ve buluştuğu bir yerdir.

Hasankeyf 1978 yılında Arkeolojik sit alanı ilan edilmesine rağmen, korunması ve sonraki nesillere bırakılması için gerekli hiçbir çalışma yapılmamıştır. Arkeolojik olarak sadece %5-10 civarlarında kazının yapılabildiği, yer altında kalan arkeolojik kalıntıların gün yüzüne çıkarılabilmesi için 50-70 yıl kadar daha zamanın ancak yetebileceği kazı uzmanları tarafından belirtilmektedir.

Tüm bunların bilinmesine rağmen, ömrü rantabl olarak ancak 50 yıl olabilecek Ilısu barajı ve Hidro Elektrik Santral (HES) projesine feda edilmek istenmektedir. Bitme aşamasına gelmiş Ilısu Projesi yapılırken ulusal ve uluslararası hiçbir sözleşme ve yasa dikkate alınmamıştır. En basitinden projenin bir Çevre Etki Değerlendirme (ÇED) raporu dahi bulunmamaktadır.

UNESCO’nun Dünya kültürel miras kriterlerinin onda dokuzunu karşılayan dünyadaki tek yer olma konumunda olmasına rağmen UNESCO Hasankeyf’e ilgisiz kalmıştır. Ayrıca kültürel mirasın korunmasına yönelik Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), yapılan başvuru sonucunda, konunun Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi kapsamına girmediği yönünde karar vererek kültürel soykırımın suç ortağı olunmuştur.

Bu zamana kadar yedi anıtsal eser doğal yerlerinden koparılmış başka yere taşınmış, kalenin etrafına devasa set örülmüş ve diğer fiziksel çalışmalarla Hasankeyf tahrip edilmiş olsa bile, geri kalan devasa büyüklükteki arkeolojik alanlar ve Dicle vadisi mutlaka kurtarılmalıdır.

Yetkililer, yeni Hasankeyf’te konutların bittiğini ve bayramdan sonra taşınma işleminin gerçekleşeceğini ifade etmesine rağmen, yeni yerleşkede hala içme suyu ve konutlarda kısa sürede oluşan çatlaklar gibi bir sürü eksiklik olduğundan taşınma işleminin daha çok zaman alacağı ortadadır. Ayrıca baraj suları altında kalacağı öngörülen diğer yerleşim yerlerindeki insanlar için henüz ciddi anlamda bir çalışmanın yapılmadığı gözlenmektedir.

Sosyal medyada, 3. Hasankeyf Küresel Eylem Günü kapsamında 7 Haziran’da ‘‘HasankeyfİçinGeçDeğil’’ hashtag’i ile yapılan paylaşımlarda ilk sırayı almıştır. Ülkemizin ünlü sanatçıları da Hasankeyf’in sular altında kalmasına karşı tepkilerini yayınladıkları videolarla dile getirmişlerdir. Çok sayıda sivil toplu kuruluşları ve muhalefet partileri de suyun tutulmasına tepki göstermişlerdir. Sonrasında Hasankeyf’te yapılmak istenilen basın açıklamalarına devletin güvenlik güçlerince engel çıkarılmış ve gözaltılar olmuştur. Başta İstanbul olmak üzere ülkemizin birçok yerinde Ilısu Projesine karşı etkinlikler yapılmaya devam edilmektedir. 11 Haziran’da change üzerinden başlatılan imza kampanyası 8 bini geçmiş ve sürekli artmaktadır. Buna her duyarlı insandan katılım bekliyoruz!

10 Haziran’da suların tutulmaya başlanacağı resmi makamlarca ifade edilmesine rağmen barajda su tutulmamıştır. Suyun tutulmamasın da, 7-8 Haziran 3. Hasankeyf Küresel Eylem Günü’nde, dünyanın farklı 35 yerinde yapılan etkinlik ve eylemler sonucunda oluşan kamuoyu baskısı etkili olmuştur. Yeni Hasankeyf konutlarındaki sorunlar, Hasankeyf yakınlarındaki büyük köprü ve yeni köy yolları gibi tamamlanmamış inşaa çalışmalarını da dikkate alırsak, 16 Haziran günü kamuoyuna yapılan açıklama daki gibi 25 Haziran’da veya Temmuz ayında su tutulması gerçekçi değildir. Su tutulmaya başlansa bile çok uzun süre bu göstermelik kalacaktır. Bununla amaçlanan şey, algı operasyonuyla mücadeleyi kırmaktadır. Biz umudumuzu asla kaybetmeyeceğimizi bir kere daha bu metin aracılığıyla ilan ediyoruz!

Hasankeyf’in ve Dicle vadisinin kurtarılması için Ilısu baraj projesi bitse bile su tutulmasına karşı durmak ve su tutulsa bile baraj havzasından suyu boşaltmak için mücadelenin genişletilerek devam ettirilmesi gerekmektedir. Dünyada, bitirilmesine rağmen mücadeleler sonucunda su tutmayan barajlar ve işletmeye alınmayan nükleer santraller var. Bir an önce Ilısu Projesi durdurulmalı ve etkilenen bölgedeki toplumla yeni katılımcı ve şeffaf bir diyalog süreci başlatılmalıdır.

Sonuç olarak bütün duyarlı ve demokratik kamuoyuna olan çağrımızda, insanlığın geçmişi ve hafızası olan Hasankeyf ve Dicle vadisinin kurtarılması için, çok geç olmadan insan aklının ve vicdanının harekete geçmesini bekliyoruz."

Related Articles

مقالات ذات صلة

İlgili yazılar