Çiğdem Toker: Ankara’da Şehir Hastanelerine kurban verilen altı hastane kapatılacak

Türkiye’de yaşanan ekonomik krizden her sektör nasibini almaya devam ediyor. Özel sağlık kuruluşları da kriz dolayısıyla konkordato sırasına girmeye başladı. Bunlardan bazıları da iflas bayrağı çekerek kapanma yoluna gidiyor.

Sözcü yazarı Çiğdem Toker’in köşesine taşıdığı habere göre Ankara'da, bir dolmuşla ulaşılabilen altı hastane kapatılacak. Aralarında 137 yıllık geçmişi bulunan Numune Hastanesi de var. Toker, hastanalerin kapatılma sebebini ise Bilkent Şehir Hastanesi’nin açılacak olmasına bağlıyor.

Hastanelerin aynı anda kapatılması, altyapı ve hasta naklinin güçlükleri ve ihtiyaç duyduğu takvim nedeniyle imkansız olsa da kademeli olarak faaliyetine son verilecek 6 hastane şöyle sıralanıyor:

  • Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi, 
  • Yüksek İhtisas Eğitim ve Araştırma, 
  • Zekai Tahir Burak Eğitim ve Araştırma (bilinen adıyla Cebeci Doğumevi) 
  • Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi, 
  • Dışkapı Çocuk Eğitim ve Araştırma Hastanesi, 
  • Altındağ Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Eğitim ve Araştırma Hastanesi. 

Kamu özel işbirliği (KÖİ) kapsamındaki yap-kirala-devret yöntemiyle yaptırılan hastanelerin neredeyse tamamının şehir dışında olduğuna dikkat çeken Toker, “Şehir hastaneleri politikasında, ülkenin yoksul vatandaşından çok, başta Körfez ülkeleri olmak üzere yakın coğrafyadaki zenginlerin yağ aldırma, saç ektirme talebine cazibe merkezi olması birincil motivasyon çünkü. Yönetenler boşuna ‘sağlık turizmi de sağlık turizmi’ diye böbürlenmiyor yani” diyor.

2019 Sağlık Bakanlığı bütçesinde şehir hastanesi kira bedellerinin “yurt dışına yapılan transferler” bölümünde yer aldığını hatırlatan Toker, “Aslında mantık olarak yanlış da değil. Şehir hastanelerinin finansmanı yurt dışı bankalardan sağlandığı için, bakanlık şehir hastaneleri üzerinden yurtdışına kaynak aktarıyor. Ve bu kaynak yeni hastaneler devreye alındıkça artacak” ifadesini kullanıyor.

Şehir hastaneleri alanında çalışan Prof. Kayıhan Pala da yakın zamanda bakanlık bütçesinin bu aktarımlarla rehinli hale geleceğini vurguluyor. 

Komisyonda Sağlık Bakanlığı bütçesi, genel kurulda doktorların güvencesizliğe mahkum edildiği yasanın görüşüldüğü salı günü, hak arayan iki doktor Meclis kapısında gözaltına alındı. Güvenlik güçleri genç doktorları götürürken, onlar “Yaşatmak istiyoruz” diye bağırıyordu. 

16 yıllık göğüs hastalıkları uzmanı olan doktorun “Dipsiz bir kuyudayız” dediğini aktaran yazar, şöyle devam ediyor:

“2 yıl önce hakkında somut neden olmadan ihraç edildiğini, takipsizlik kararı almasına rağmen 17 aydır sesini duyuramadığını söylüyor. Bu nedenle mecburen bir özel klinikte çalıştığını belirtirken 5. madde yürürlüğe girdiği anda bu olanağın da ellerinden alınacağını haykırıyor. Basit bir soru soruyor: “Neden? Devlette bile çalışma koşulunu takipsizlik kararıyla yeniden kazanmışken, neden bizim özel sektörde dahi çalışma hakkımız elimizden alınıyor?”


Yazının tamamına buradan ulaşabilirsiniz.