Hayrettin Karaman'dan Müslüman erkekte 'küpe' fetvası

AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’a yakınlığıyla bilinen ilahiyatçı Hayrettin Karaman, bir okurundan gelen oğlunun küpe taktığı ve bunun dinen uygun olup olmadığı yönündeki soruyu yanıtladı.

Karaman, “Fıkıh cephesinden bakıldığında ise bu küpe, altın değilse ve kadınların kullandığı küpelerden farklı ise ‘kadınlara benzeme özentisine’ de bağlanamaz ve bu bakımlardan sakıncalı olmaz” ifadesini kullandı.

Hayrettin Karaman, Yeni Şafak'taki “Farklı fetvalar karşısında Müslüman ve küpe” başlıklı bugünkü yazısında okurundan gelen soruyu şöyle aktardı:

“Küpe takmak konusunda ısrarcı olan çocuğumu bundan vazgeçirmek için her ne kadar da uğraşsam (alt kültür gruplara özgü bir sembol olduğu, gayri İslâmî yaşam tarzına ilişkin bir sembol olduğu, toplumsal değerlere meydan okumak anlamına geldiği, başkasına yanlış örnek teşkil ettiği gibi çok sayıda anlattığım gerekçelere rağmen), İslâm’da bunun bir sorun teşkil etmeyeceğini düşünmektedir. Bu konuyu otoriter bir isim olarak size yönlendirmek istedim. En azından yapmak istediği şeyin din ile örtüşüp örtüşmediği konusunda sizden duyacağı bir yanıt belki etkili olabilir, yardımcı olursanız sevinirim. Bu konudaki cevabınızı kendisine okuyacağım. Benim açımdan bu tür sapkın yönelimler seküler yaşam tarzına yönelmenin önemli bir semptomudur. Bana inanmakta güçlük çektiğini gördüm, cevabınızı bekliyorum. Allah’a emanet olun!”

Karaman okuruna şöyle yanıt verdi:

“Hâkanî’nin Hilye’sini (Efendimizin (s.a.) ahlâk ve şemailini anlattığı manzum eseri) günümüz Türkçesine manzum olarak çevirmiştim ve İZ Yayıncılık’ta yayınlanmıştı. Şâir, Peygamberimiz’in saçlarını tasvir ederken bir yerde şöyle diyor:

Kulağında kimsede olmayan bir his vardı

Gökte Cibrîl’e Hudâ ne emretse duyardı

Doğalı Güneş gibi Ay gibi o mahcemâl

Kulağında küpesi köle olmuştu hilâl

O gece renkli saçlar dağınık olduğunda

Nice Leyla olurdu Mecnun, kerâmet bunda…

Buradan anlaşılan, bir zamanlar kulağa küpe takmanın kölelik alâmeti olduğudur.

Şimdi küpe takan bir gence sormanız gerekiyor: Bu küpe sana göre neyin sembolüdür?

Gencin cevabı, soruda babasının sıraladığı olumsuz aidiyetlerin sembolü değilse, gencin bunlarla bir alakası yoksa ya makul bir açıklaması var veya moda diye takıyorsa onun uygulamasını diğer vahim aidiyetlerle ilişkilendirmek doğru olmaz.

Fıkıh cephesinden bakıldığında ise bu küpe, altın değilse ve kadınların kullandığı küpelerden farklı ise “kadınlara benzeme özentisine” de bağlanamaz ve bu bakımlardan sakıncalı olmaz.

Gencin küpe takması ana-babanın hoşuna gitmiyorsa ve bundan vazgeçirmek istiyorlarsa dini değil, kültürü ikna aracı olarak kullanmaları uygun olur. Gençleri dinden soğutmak veya din ile problemli hale getirmekten mümkün olduğu kadar sakınmak elzemdir.

Biz yaşlıların, aba-babaların önemli bir yöntem hatamız olduğunu düşünüyorum: Gençlerle ilişki ve iletişim kurarken kendi ufkumuz, kendi dünyamız içinde oluyoruz, gençlerin ise ufukları ve dünyaları farklı olduğu için “farklı dünyanın insanları”nın diyaloğu çıkmazına giriyoruz. Genç, bizim dünyamıza giremez. Biz onların dünyasına girerek duygu, düşünce ve hayalleri ile onları tanımaya çalışmakla işe başlamamız gerekiyor. Ne zaman aynı çizgiyi, ufku, dünyayı yakalarsak o zaman kafalar ve gönüller arasında diyalog başlayabilir.”