Ara 15 2017

Mahkeme: HDP'li danışman slogandan rahatsız olmalıydı!


Her devrin en çok baskıya uğrayan, en çok haklarından mahrum edilenleri Kürt halkı ve temsilcileri dense abartılmış olmaz herhâlde.

7 Haziran’la başlayan ve 15 Temmuz sonrası ayyuka çıkan süreçte, adeta bir savaş alanlarına dönen Doğu ve Güneydoğu bölgeleri, kayyım yönetimiyle yaşamaya alıştı.

Bölge halkının oylarıyla seçilen HDP’li temsilciler de önce görevlerinden alındılar, sonra da ya tutuklandılar ya da haklarında soruşturma açıldı. Ve bu silsile hız kesmeden devam ediyor. 

DBP’nin kayyım raporu da bölgedeki “devlet kıyımı”nı ortaya koyuyor. 10 il ve 72 ilçe olmak üzere 94 belediyeye kayyım atanmış durumda. Kayyımsız DBP'li belediye sayısı yalnızca 8. Bu süreçte 93 belediye başkanı tutuklandı, 68 belediye başkanı halen cezaevinde. 2 bin 13 kişi de kayyım tarafından işten atıldı. 

İşler Ankara’da da HDP’li yetkililer için aynı dozajda gidiyor. Ankara 15. İdare Mahkemesinin aldığı son karar, bunu doğrular nitelikte. Meclis Anayasa Komisyonu'ndaki "dokunulmazlık" görüşmelerinde HDP milletvekillerinin komisyonu terk ederek HDP grup binasına kadar yaptıkları yürüyüş vardı hatırlarsanız.

HDP milletvekillerinin 3 danışmanı için de ihraç gerekçesi sayılmıştı bu yürüyüşe katılmaları. HDP Diyarbakır Milletvekili Ziya Pir'in danışmanı Muhammed Kaya'nın kararı İdare Mahkemesi'ne taşımasıyla itiraz süreci başlamıştı.

Mahkeme, itirazı reddederken, gerekçesini ise hukuk tarihine geçecek şekilde açıkladı. Protesto en temel haklardan birisidir insanlar için. Ancak burada Danışman Kaya, sadece görevi gereği milletvekilinin yanındaydı.

Ama mahkemeye göre, “bulunduğu ortamdan rahatsızlık duyması gerekiyordu” Kaya’nın. Kanaatlerine göre, böyle bir rahatsızlık olmadığı için itiraz reddedilmiş ve şöyle deniyor kararda:

Dosya içinde davacının da bulunduğu protesto yürüyüşüne ait görüntülerin incelemesinde davacının da slogan atan kişilerle birlikte yürüyüşü gerçekleştirdiği ve bulunduğu ortamdan rahatsız olmadığı görüntülerden anlaşıldığından ideolojik ve siyasi amaçlarla kurumların huzur, sükun ve çalışma düzenini bozmak ve grev gibi eylemlere katılmak fiilinin gerçekleştirildiği sabit olduğundan tesis edilen dava konusunda işlemde aykırılık bulunmamaktadır.