Oca 13 2018

Ahmet Türk HDP'deki iç tartışmanın adını koydu

 

HDP'den tutuklu Eş Genel Başkan Selahattin Demirtaş'ın liderliği bıraktığını açıklamasının ardından şimdi parti içinde kimin o koltuğa oturacağı tartışmaları yaşanıyor.

Hasip Kaplan'ın bir Türk'ün HDP'nin başına geçmesine itiraz etmesi ve gelen tepkiler üzerine partiden istifa etmesinin ardından, HDP'de kimin eş genel başkanlığa seçileceği ile ilgili hararetli bir süreç işliyor.

Sırrı Süreyya Önder, Ayhan Bilgen ve Ahmet Türk o makam için adı geçen isimlerden. 

Mezopotamya Ajans'a konuşan Ahmet Türk, liderlik arayışındaki tartışmalar üzerinden şahin-güvercin ayrımı yapmanın doğru olmadığı görüşünde.

Türk, HDP'de 'Türklük-Kürtlük' gibi bir tartışma olmadığını, asıl meselenin 'Kim daha iyi hizmet edecek, mücadele verecek' tartışması olduğunu ifade etti.

11 Şubat'taki 3. Olağan Kongre'ye hazırlanan HDP'de tartışmayı Türklük-Kürtlük zeminine çekmenin doğru olmadığını dile getiren Türk şöyle devam etti:

"Biz HEP’ten beri hep halkların partisi olmayı düşledik, onu esas aldık. Ama Türkiye halklarını kucaklayacak bir süreç yaşanmadı. O dönem devrimciler, Türkiyeli aydınlar biraz mesafeli durdular. Zaman içinde bu partinin Türkiye halklarının partisi olduğunu, halkların birlikte eşit özgürce yaşadığı bir ülke mücadelesi veren bir parti olduğunu fark etmeye başladılar.

Türkiye demokrasi güçleri, devrimcileri bu partide yerlerini almaya başladılar. Bu partinin ortak demokratik geleceğin partisi olduğu inancı gelişti. DEP döneminde Abdullah Baştürk’ler, Fehmi Işıklar, farklı kesimler ve diyalog kurduğumuz bir çok kesim oldu. Yapılan milliyetçi ırkçı propagandalardan dolayı demokrat olan insanlar mesafeli durdular. Aslında başından beri Kürt siyasetinin arayışı bugünkü ortaklaşmayı sağlayabilecek durumu yaratmaktı."

Demirtaş'ın liderlikteki performansı hakkında da , "Sayın Demirtaş gerçekten eş genel başkanlığı döneminde hem siyasi öngörüsü hem ortaya koyduğu enerjiyle en iyi şekilde yerine getirdi. Parti olarak Kürt halkı, Türkiye halkları Demirtaş’ın verdiği mücadeleyi biliyor ve bunu unutmaz" yorumunu yapan Türk şunları söyledi:

"Bu parti hakların demokrasi ve özgürlük mücadelesini veren, köklü ve mücadele ruhuyla ortaya çıkan bir partidir. Bu parti her dönemde giderek büyüyen bir parti olmuştur. Elbette bu partide şahısların büyük değeri var ama bu parti şahıslara bağlı bir parti değil. Yürütülen haklı bir mücadelenin, özgürlüğün temsilcisi olduğu için halkların özgürlük ve demokrasi mücadelesini verdiği için bugün herkes tarafından kabul görüyor. 

Elbette hiç kimsenin katkılarını gözardı edemeyiz. Ama ifade ettiğim gibi gerçekten anlamlı bir parti siyasi geleceği değiştirecek, dönüştürecek bir güce sahip olan bir partidir. Sayın Demirtaş ifade ettiğim gibi gerçekten büyük bir özveri ve çaba ile Eş Genel Başkanlığı yürüttü. Ancak biz biliyoruz ki süreçler, gelişmeler bu partinin daha da büyümesini beraberinde getirdi."

HDP’nin temel misyonlarından birinin Türkiye’yi demokratikleştirmek olduğunu hatırlatan ve bunun yolunun da mutlak anlamda Kürt sorunun çözümünden geçtiğini vurgulayan Türk sözlerini şöyle sürdürdü:

"Tabii Kürt halkının bir beklentisi var yıllardır bir mücadele veriyor. En ağır baskılara maruz kalan bir parti ve halktan bahsediyoruz. Bu halk rahat ulaşabileceği rahat diyalog kurabileceği siyasetçilerin olmasını talep edebilir bu onun doğal hakkı. Biz burada demokratik gelecek için çalışıyoruz. Yani Türk olan illa ki Kürt’ten üstündür diye mantıktan yaklaşmamak lazım. Kürt olan, Türk olan arkadaşımızdan daha üstündür daha iyidir gibi bir yaklaşım göstermemek lazım. Burada önemli olan Kürt sorunun demokratik yöntemlerle çözümü esas almaktır. İster Kürt ister Türk olsun… Yani bu inkar edilen ve baskı ile karşı karşıya kalan bir halkın ve bunun mücadelesinin verilmesi gerekiyor. Türk olmuş, Kürt olmuş, Ermeni olmuş, Süryani olmuş, Çerkes, Laz olması önemli değil."