AKP kulislerinde ‘HDP kapatılmaz’ beklentisi hakim

HDP’ye açılan kapatma davası muhalefet cephesinde tepkilere yol açarken AKP kulislerinde de ‘çeşitli yorumlara’ neden oldu. Bazı AKP’liler iddianamede belirtilen yaptırımların hepsinin uygulanmasından yana tavır alıyor. Ancak uluslararası dengeleri gözeten ve “kapatılan partilerin daha da güçlendiği” yönündeki teze inanan kimi AKP’liler ise kapatılmasından ziyade “işlevsiz ve sınırlandırılmış bir HDP'nin AK Parti’yi daha da avantajlı” hale getireceğini düşünüyor.

AKP’ye yakın Kürt temsilciler ise bu konu hakkında konuşmaktan kaçınıyor.

HDP’nin kapatılması için hazırlanan iddianamede, 687 isme siyaset yasağı, hazine yardımlarının kesilmesi, ödenen hazine yardımının iadesi ve HDP’nin mal varlıklarına idari tedbir konulması gibi cezalar isteniyor.

Cumhur İttifakı’nın ortağı MHP, uzun süredir HDP’nin kapatılması yönünde çağrılar yaptı. Yine bu doğrultuda iktidara yakın medya da bir süredir HDP’nin PKK ile ilişkilerini öne süren yayınlar yapıyordu. Diyarbakır’da HDP önünde bekleyen anneler, HDP Esenyurt İlçe binasındaki duvarda çizilen Abdullah Öcalan’ın resmi gibi unsurlar da delil olarak iddianameye konuldu.

Kulislerde konuşulanlara göre söz konusu kapatma davası AKP’liler için herhangi bir ‘sürpriz’ teşkil etmedi. Zaten bu konu uzun süredir hem kamuoyu önünde hem de kendi aralarında tartışılıyordu. Bunun olacağı yönünde de güçlü bir kabul vardı. Bu noktada AKP’nin MHP ile ilişkisinde rahatsız olmayanlar, kapatılma davasının açılma kararından da memnun. Ancak MHP ile ittifaktan yana olmayanlar ise söz konusu karara kısmen ‘neşesiz’ yaklaştı.

Açılan dava karşısında AKP kulislerinde farklı yorumların meydana geldiğini belirten kaynaklar, HDP’nin kapatılmasından önce “sınırlandırılma ve baraj altında bırakılmasının hedeflendiğini” söylüyor.

Özellikle Hazine yardımının kesilmesi ve mal varlıklarına el konulmasıyla HDP’nin yapacağı her türlü çalışmanın önüne geçmek hedefleniyor. Parti kapatmanın partileri büyüttüğünü ifade eden AKP’lilerin sayısının da fazla olduğu görülüyor. Bu noktada özellikle Milli Görüş geleneğinden gelenler, Milli Görüş geleneğinin kapatılan dört partisinin akıbetini dile getiriyor. Hatta AKP’nin bu kadar güçlü olmasında “kapatılma mirasının” olduğunu vurgulayanlar bile var.

Necmettin Erbakan'ın kurduğu Milli Nizam Partisi 1972 yılında kapatıldı. Ondan sonraysa  Milli Selamet, Refah ve Fazilet gibi partiler, “laikliğe aykırı söylem ve davranışların odağı olmak” gerekçesiyle aynı akıbeti yaşadılar.

Ayrıca Abdurrahman Yalçınkaya tarafından AKP’ye açılan kapatılma davası da, HDP’ye bu davanın açılmasıyla tekrar hatırlandı. Kapatılan her partinin daha güçlü geldiğini birbirine anlatan AKP’liler, o yüzden öncelikli olarak başka metotlar düşünüyor. Bu noktada  HDP’yi işlevsiz hale getirmek, baraj altında bırakmak  ve onun güçlü olduğu bölgelerde AKP’yi avantajlı hale getirmek ilk yol olarak düşünülüyor.

Bir de meselenin dışarıya bakan bir yönü var. Anlatılanlara göre HDP’yi kapatmadan HDP’ye yaptırım yapma ve sınıflandırmanın diğer bir sebebi ise ABD yönetimindeki Joe Biden’a “demokrat Türkiye” ve “bağımsız yargı” imajını sunmak. Çünkü Biden yönetiminin iktidarla şu ana kadar ki ‘iletişimsizliği,’ iktidar için halen bir umut ışığı olarak bekleniliyor.

Fakat ülkeyi dışarıya kapatıp içeride otoritesini artırmak isteyen Cumhur İttifakı’ndan olan tayfa ise Biden’ı gözden çıkarıp HDP’nin kapatılmasına daha olumlu yaklaşıyor. MHP, Vatan Partisi ve Cumhur İttifakı’nda yer alan milliyetçi kitle, iktidara bu yönde press yaparak cesaret veriyor.

Kaynaklar Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın dün yaptığı konuşmasında HDP’yi kapatma konusuna hiç girmemesinin ise önemli olduğunu vurguluyor. Kapatılma davasının Erdoğan’a rağmen yapılmadığını ama Erdoğan’ın bu konuda her şeyin sebebi olmak istemediğini ifade eden kaynaklar, Erdoğan’ın halen Biden’dan telefon, Kürtlerden de oy beklediğini söylüyor. Erdoğan, HDP kapatılsa bile AKP’ye oy veren Kürtleri karşısına almak istemiyor.

Ancak konuşmak istediğimiz birçok AKP’li Kürt ise HDP’ye kapatma davası konusunda konuşmak istemediklerini söyledi. AKP’deki bir kısım insanın bu kapatılma davasına hoş baktığını ifade eden kaynak, “Sosyal medyaya dikkatli bak. Özellikle Milli Görüş geleneğinden gelen ve AK Parti’deki Kürtler bu konu hakkında bir tweet dahi atmıyorlar. Çünkü HDP kapanır mı kapanmaz mı henüz belli değil. Ancak kimse gelecekte taşımak istemediği bir yorumu bugün yapmak istemez” diye anlatıyor.

Twitter’da bir tarama yaptığımda ise kaynağın söylediklerine paralel bir ortam var. Zira AKP’li Kürtler ve Milli Görüş referanslı AKP’lilerin bu konuya dair bir söylemi pek görünmüyor.

Ancak konuşmak istemeyen Kürtlerin aksine bu konuda yazan yegane AKP’li ise Orhan Miroğlu oldu. 2014’te yazdığı bir yazısında “Kürt siyasetçilerin kurduğu partilere kilit vurup, parlamentoyu Kürt siyasetine kapattınız ve bu ülkeye verilebilecek en büyük zararı verdiniz” diyen Miroğlu,  bu sefer de “PKK stratejilerinin her biri, Türkiye için birer beka sorunudur. HDP’nin bu stratejilerin taşıyıcısı olmasının siyasi sonuçlarını Türkiye’nin görmezlikten gelmesi imkansızdır. Anayasa Mahkemesi’nin kararı ne olursa olsun, kolay olmayacak belki, ama HDP ’misyonu’ sona ermeye mahkumdur” diyerek tweet attı.

Tüm bu olanlardan sonra tabloya baktığımızda ise HDP’nin kapatılma veya kapatılmaması  kararı, siyasi seçim  ve dış siyaset üzerinden belirleyici olacak gibi görünüyor.