Eyl 11 2019

Coşkun: Ailelerin HDP’yi suçlayan söylemleri hukuken ve siyaseten yanlış

Bir grup anne tarafından çocuklarının dağa kaçırıldığı iddiasıyla HDP Diyarbakır İl Binası önünde başlatılan oturma eylemi devam ederken, HDP’den de söz konusu olayın provokatif olduğuna dair açıklamalar geliyor.

Kürdistan 24 yazarı hukukçu Vahap Coşkun da bugünkü yazısında bu konuyu ele alıyor. Coşkun, bazı ailelerin çocuklarının HDP tarafından veya HDP aracılığıyla dağa götürüldüklerini veya kaçırıldıklarını belirtmelerinin hukuken ve siyaseten yanlış olduğuna dikkat çekiyor.

HDPnin bütün binalarının güvenlik birimleri tarafından sürekli gözetim altında tutulduğunu ifade eden Coşkun, “Muhtemelen bütün yöneticileri de yakından takip ediliyor. Eğer böyle bir olay olsaydı, mutlaka ortaya çıkarılmış ve bunun bedeli HDP’ye ödetilmiş olurdu. Elde herhangi bir delil olmadan, bir partiyi hedef göstermek doğru değil. Eğer aileler HDP’den aktif ve olumlu bir rol oynamasını bekliyorsa bunu HDP’ye hakaret ederek ya da suçlayarak gerçekleştiremezler” diyor.

Ailelerin eylemlerine adres olarak HDP Diyarbakır il binasının önünü seçmelerinin iki önemli sebebi olduğunu belirten Coşkun, “İlk sebep, dikkat çekmektir. HDP, bölgenin iki büyük partisinden biridir. Parlamentoda üçüncü büyük gruba sahip partidir. Keza, siyasetinin odağında da Kürt meselesi ve onunla irtibatlı sorunlar vardır.

Diyarbakır ise hem HDP’nin en güçlü olduğu merkezlerden bir hem de siyasi açıdan sembolik değeri çok yüksek bir şehir. Burada, toplumsal bir talebe karşılık gelen bir eylemin yapılması kamuoyunu geniş kesiminin ilgisini üzerine çeker. Nitekim Türkiye, ailelerin sesini duydu, eylem gündeme oturdu ve nihayetinde bütün siyasi aktörler bu mevzua dâhil olmak mecburiyetinde kaldılar” ifadelerini kullanıyor.

İkinci sebebin de HDP’ye dönük bir beklenti olduğunu söyleyen Coşkun, “İktidarın sözcüleri ve medya organları, daha ziyade ailelerin HDP’yi itham eden sözlerini ön plana çıkarıyorlar. Ancak, ailelerin oradaki varlıkları, salt suçlamaya hapsedilemez, edilmemeli” diyor. Coşkun, ailelerin “PKK ile bağlantısından” ötürü HDP'nin bu konuda yapabileceği bir şeylerin olduğunu düşündüklerini belirtiyor.

HDP’nin eylemin ilk günlerinde endişeye kapıldığını ve ne yapacağını bilmediğinden dolayı partinin kepenklerini indirdiğini belirten Coşkun, daha sonra partinin toparlandığını, aileleri anlayışla karşıladıklarını açıkladığını ve sorunun Meclis çatısı altında çözülmesi için bir komisyon oluşturulmasını önerdiğini hatırlatıyor.

Meclis’te grubu bulunan diğer partilerin bu öneriyi kabul etmelerinin pek mümkün görünmediğini belirten Coşkun, HDP’nin bu durumda ailelerle daha sıcak ilişki kurması, diğer partileri de sürece katacak yöntemleri bulması ve sorunu aileler ile HDP arasındaki bir sorun olmaktan çıkarıp bütün Türkiye’nin sorunu kılacak siyaseti üretmesi gerektiğini ifade ediyor.

Bazı ailelerin çocuklarının HDP tarafından veya HDP aracılığıyla dağa götürüldüklerini veya kaçırıldıklarını belirtmelerinin hem hukuken hem de siyaseten yanlış olduğunu belirten Coşkun, şöyle devam ediyor:

“Hukuken yanlış; çünkü HDP’nin bütün binaları güvenlik birimleri tarafından sürekli gözetim altında tutuluyor. Muhtemelen bütün yöneticileri de yakından takip ediliyor. Eğer böyle bir olay olsaydı, mutlaka ortaya çıkarılmış ve bunun bedeli HDP’ye ödetilmiş olurdu. Elde herhangi bir delil olmadan, bir partiyi hedef göstermek doğru değil.  

Siyaseten de yanlış, çünkü amaçlarına hizmet etmiyor. Eğer aileler, HDP’den aktif ve olumlu bir rol oynamasını bekliyorsa, bunu HDP’ye hakaret ederek ya da suçlayarak gerçekleştiremezler. Sert bir dil, HDP’yi savunmaya itiyor, ailelerin ortak bir zeminde buluşmasını önlüyor ve işbirliği yapabilmeleri olanağını da zedeliyor.”

 Yazının tamamına buradan ulaşabilirsiniz