Diyarbakır halkı ‘sine-i millet’ için ne diyor?

HDP, 31 Mart’ta yapılan yerel seçim sonuçlarına göre üçü büyükşehir, beş il, 45 ilçe ve 12 belde olmak üzere 65 belediye kazandı. Seçilen altı belediye eş başkanına, 43 belediye meclis üyesine, dört il genel meclis üyesine KHK’li oldukları gerekçesiyle mazbataları verilmedi. 19 Ağustos’tan bu yana yaklaşık 2,5 milyon seçmenin oy kullandığı HDP’li üçü büyükşehir, biri il, 19’u ilçe ve biri belde olmak üzere 24 belediyenin eş başkanı haklarında yürütülen soruşturmalar gerekçe gösterilerek İçişleri Bakanlığı kararıyla görevlerinden uzaklaştırılarak yerlerine vali ve kaymakamlar kayyım olarak atandı. Yine bu dönemde HDP’li 32 belediye eş başkanı gözaltına alınırken, 14 belediye eş başkanı, dokuz belediye meclis üyesi ise tutuklandı. 174 belediye meclis üyesi görevden uzaklaştırıldı.

HDP, kayyım atanması ve belediye başkanlarının tutuklanması protesto etmek için Ekim ayında üç günlük meclis çalışmalarına katılmama boykotunu kararı alarak Diyarbakır’a gelmişti. HDP’li belediyelere kayyım atanması, belediye eş başkanlarının tutuklanması, HDP milletvekillerine yönelik uygulamalar, parti çalışanları, yöneticilerine yönelik baskı ve tutuklamalarla son günlerde tekrar alevlenen “sine-i millet” düşüncesi HDP’ye yakın kesimler ve parti içinde tekrar gündeme geldi. Sosyal medya üzerinden fitili ateşlenen ancak halk arasında uzun süredir konuşulan “sine-i millet” fikri ve belediye başkanları, meclis üyeleri ve milletvekillerinin "topluca istifa etmesi" seçeneğine karşı HDP’den “belediyelerden ve Meclis’ten çekilmeyeceğiz” açıklaması geldi.

Peki, bu seçeneğe Diyarbakır halkı ne diyor? Kentte insanlar, belediyelere kayyım atanması ve Suriye’ye yönelik askerî operasyon ve kötü giden ekonomi nedeniyle umutsuz ve tepkili. Görüştüğüm yaklaşık 35 kişinin önemli bir kısmı baskı göreceği ve tutuklanacağı endişesiyle HDP’ye ilişkin görüş vermekten kaçınırken, görüş vermekten kaçınanların bazıları ise “memurum” ya da “ ben siyasetten anlamıyorum” diyerek talebime olumsuz yanıt verdi.

d

Görüştüğüm yurttaşların önemli bir kısmı, belediyelere kayyım atanmasıyla Kürtlerin iradesinin yok sayıldığını, seçimlerin bir anlamının kalmadığını söylüyor. AKP iktidarının politikaları nedeniyle geleceğe dair kaygılı, umutsuz olan ve bir arada yaşama inançlarının zayıfladığını düşünen yurttaşlar, etkisi kalmayan Meclis’te HDP’nin “Sine-i millete” dönüp dönmemesi konusunda ikiye bölünmüş durumda.

Diyarbakır’ın merkez ilçelerinden Bağlar’da esnaflık yapan Mahmut Orak, fotoğrafının çekilmemesi şartıyla konuşuyor. HDP’li belediyelere kayyım atanmasının doğru olmadığını seçimle gelenin seçimle gitmesi gerektiğini ifade eden şunları söylüyor:

“Şu anda halkın iradesi yok sayılıyor. Halk iradesi diye bir şey yok. Bu irade belli kişilerin elinde. Madem belediye eşbaşkanlarının suçları vardı, neden seçime girdiler, YSK neden aday olmalarına izin verdi? HDP’ye yapılanlar haksızlıktır. HDP’nin Meclis’te bir fonksiyonu yok. Bence yine de Meclis’te kalmalılar. Kürtlerin var olduğunu göstermek, haklarını savunmak için orada olmalılar. Bu hükümet ile geleceğe dair bir umudumuz kalmadı.”

d

Bir çay ocağında tek başına oturduğu masada önündeki gazeteyi meraklı gözlerle okuyan kişinin yanına gidiyorum. İsminin Halim Kaymak olduğunu, Halkın Emek Partisi (HEP) döneminde Diyarbakır’da ilçe başkanlığı yaptığını söylüyor. HDP’ye yönelik baskı ve tutuklamalar, belediyelere kayyım atanmasına tepki gösteren Kaymak, HDP’nin belediyeler ve Meclis’ten çekilmesi gerektiğini düşünüyor. Kaymak gerekçesini ise şöyle açıklıyor:

“Sen benim halkımın iradesini hiçe sayıyorsan ben de seni hiç tanımam. Birlikte yaşamak istiyoruz ama onlar bizi istemiyor. Bizi inkâr ediyorlar. Seni tanımıyorum iradeni hiçe sayıyorum diyorlar. Artık seçimlerin bir anlamı kalmadı. İki seçimdir bunları yapıyorlar. Bu çileyi nereye kadar çekeceğiz? Onlar seni tanımıyorlarsa senin orada kalmanın bir anlamı yok. Parlamentoda Kürtlerin sorununu çözmene, yerelde Kürt halkın seçtiği iradenin Kürtlere hizmet etmesine izin vermiyorlarsa o zaman belediye de Meclis de onlara da kalsın. İradeni hiçe sayıyorlar sen daha ne bekliyorsun? HDP Diyarbakır’da basın açıklaması yapmalı hem belediyelerden hem Meclis’te toplu olarak istifa etmeli. Evine dönmeli halk ile birlikte sokak ve alanlarda çalışmalı. Kürtler belediyeler ve Meclis ile buralara gelmedi. Daha önce belediyeler yoktu.”

Yaşar Güzel ise HDP’nin Meclis’ten çekilmemesi gerektiği görüşünde. HDP’nin baskılara karşı direnmesi gerektiğini ifade eden Güzel, “Aslında seçimlerin bir anlamı da kalmadı. Bize zulüm ve hakaret ediyorlar. Umudumuzu ve inancımızı korumalıyız, bu hep böyle gitmeyecek. HDP çekilirse bu, iktidarın hoşuna gider. Meclis onların sesini duyurması için önemli bir yer. Orada kalsınlar sesimizi duyuruyorlar. Oradan çıkarlarsa meydan iktidara kalır. Meclis’te dursunlar Diyarbakır halkı onların arkasında durur” diye konuşuyor.

Aynı görüşü paylaşan Halil Duruhan ise Kürtlerin ve diğer haklarını savunan tek partinin HDP olduğunu belirterek, “İrademizin yok sayılması zulümdür. HDP’ye yönelik bu ayrımcılık, baskılar bizim geleceğe ve devlete olan umudumuzu yok ediyor. Bu baskılara rağmen HDP, Meclis’te kalıp haklarımızı savunmalı, susmamalı” diyor.m

Emekli Murat Budan ise konu Kürtler olduğunda HDP dışındaki bütün partilerin Suriye’nin kuzeyinde olduğu gibi birlik olduğunu ifade ederek, “Kürtlerin statü sahibi olmasını istemiyorlar. Ben bunu Suriye’de görüyorum. Ben HDP’nin Meclis’ten çekilmesini istemiyorum ancak belediyelerden çekilmeli. Oy verdik ama irademizi yok sayıyorlar. O zaman seçimlerin ne anlamı var. Ayrımcılığa uğruyoruz, yok sayılıyoruz. Bu ülke bu topraklar hepimizin. Ancak ülkeye yönetenler buna izin vermiyor. Erdoğan’ın ‘Benim Kürtlerle bir sorunum yok’ sözlerini gülüp geçiyorum. Tutturmuş ‘PKK, YPG, terörist’ diyor. Yaşananlar ortada.  Bu yaşananlara rağmen seçimde sandığa gider yine de oyumu veririm” diye belirtiyor.

Güneşli havayı fırsat bilip Koşuyolu Parkı’ndaki bir masanın başında dama oynayan yaşlılar dikkatimi çekiyor. Görüşünü sorduğum bir kişi bana “kimliğini çıkar polis olup olmadığını nereden bileyim” diye soruyor. Kartımı gösterip gazeteci olduğumu söyleyip Kürtçe konuşunca isminin Hüseyin Temur olduğunu söyleyen kişi konuşmaya başlıyor:

“HDP’yi oyuna getiriyorlar. Kürtler Meclis’te ne yapsınlar? Bütün HDP’liler cezaevinde. Onlara hiçbir hak tanımıyorlar. AKP başta olduğu sürece bu devam eder. Adalet olmadıktan sonra Meclis’te kalmasının bir anlamı yok. HDP’nin de yapacağı bir şey yok? Biz de bu ülkenin vatandaşıyız, ancak Kürtler olarak hiçbir şey sahibi değiliz. İstanbul’da verilen oy ile burada verilen oyun farkı yok, ama oy verdiğimiz kişileri bile tanımıyorlar. Artık oy kullanmak istemiyorum.”

İşsiz olduğunu söyleyen İsmail Yeşil ise, “Bu şekilde ezilip ve yok sayılmaktansa HDP, belediyeler ve Meclis’ten çekilip istifa etmelidir. HDP’nin milletvekilleri Meclis’te yok sayılıyor, basında HDP’nin adı dahi geçmiyor. Neredeyse HDP’nin ismini unuttuk. Muhatap alınmıyor, yok sayılıyor. İstifa edip halkın arasına dönerlerse seslerini dünyaya duyururlar. Kürtlere nasıl davranıldığını bütün dünyaya anlatırlar. Halkın arasına karışıp halk ile birlikte siyaset yapsınlar. Seçimlerde kardeşiz diyorlar, seçim bitince kardeşlik bitiyor. İrademizi yok sayıp bizimle dalga geçer gibi seçtiğimiz belediyelere kayyım atıyorlar. Seçim olsa yine de oyumu HDP’ye vereceğim” diyor.

Devlet memuru olduğu için isminin yazılmasını ve fotoğrafının çekilmesini istemeyen bir kişi ise HDP’nin Meclis’ten çekilmemesi gerektiği ifade ederek nedenlerini şöyle açıklıyor:

“Çünkü HDP’li belediyelere kayyım atayanlar, HDP’yi etkisizleştirmeye çalışanlar, seçmenin sandığa olan inancının yok edilmesi için bunu yapıyor. Meclis Kürtlerin kendisini ifade ettiği bir alan. HDP’nin orada olmasının bir anlamı yokmuş gibi gösteriliyor oysa orada olmazsa halkta daha büyük kırılmalar olur. HDP orada sadece Kürtleri değil Türkiye’deki bütün hakları savunuyor. HDP, Meclis’te yaptığı muhalefet ile iktidarı teşhir ediyor. Ancak Meclis’ten çekilirse bu imkânı ortadan kalkar. Bu iktidar çözülmeye doğru gidiyor. HDP Meclis’te olursa AKP’nin iktidar olma şansı daha da azalır. İrademiz yok sayılsa da sandık anlamsız hale getirilse de yine biz her seçimde ısrarla oyumuzu vereceğiz. Kürtler ile Türkler arasında sorun yok sorun AKP’nin ta kendisidir.”

Sur sakini Fatma Kaya ise tüm baskı ve tutuklamalara rağmen HDP’nin Meclis’te olması gerektiğini ifade ediyor. Kaya, “Onlar halkın oylarıyla oradalar. Ancak kimse onları orada dikkate almıyor. Üzerlerinde baskı var. Tutuklanıyorlar. Belediyelere kayyım atıyorlar. Barış isteyene terörist diyenler teröristin ta kendisidir. Selahattin Demirtaş’ı tutukladılar. Sandıkta kullandığımız oyumuzu ve seçtiğimiz irademizi yok saymaya çalışıyorlar. Ne olursa olsun HDP orada kalmalı. HDP dışında bizi kimse savunmuyor. Artık maymun gözünü açtı. Halk gerçekleri görüyor. AKP’nin işi bitti bir sonraki seçimde biterler. Halk yoksulluk ve işsizlikten bıktı. Her şey pahalı kimse evine bir şey alamıyor” diye tepkisini dile getiriyor.k

Tandır başında yemek pişiren Kader Güray da, “HDP Meclis’te kalmalı. Bize zulüm yapıyorlar. Orada kalırlarsa daha karlı olur. Hakkımızı savunur sesimizi duyururlar. Bunun yanında Kürtlerin birlik olması lazım. Beni öldürseler yine de sandığa gider oyumu kendime veririm” diyor.


© Ahval Türkçe