Şub 27 2018

HDP'nin yeni Eş Genel Başkanı: Yeni bir çözüm süreci olacak ancak bu kez dinamikler farklı

11 Şubat'ta düzenlenen Halkların Demokratik Partisi (HDP) 3. Olağan Kongresi'nde HDP Eş Genel Başkanı seçilen Sezai Temelli, cumhurbaşkanlığı seçimleri, Türkiye'nin Afrin Operasyonu ve çözüm sürecinin yeniden başlatılması konularında önemli açıklamalarda bulundu.

HDP'ye yönelen baskılar, eski eş genel başkanların, milletvekillerinin ve belediye başkanlarının tutuklanması konusuna da değinen Temelli, HDP'nin bundan sonraki yol haritasını da anlattı.

Artıgerçek'ten Erdal İmrek'in sorularını yanıtlayan Temelli'ye göre, her ne kadar AKP ve ittifak yaptığı siyasi partiler cumhurbaşkanlığı seçimlerinde yüzde 51 hesabı yapsalar da yüzde 40 bulmaları bile zor.

Temelli, üç temel konuda özeleştiri verdiklerini ve bir çözüm sürecinin, dinamikleri bu kez farklı da olsa, muhakkak olacağını kaydetti.

"Her şeye rağmen yeni bir çözüm süreci olacaktır. Ama bu artık bütün toplumun, bütün toplumsal dinamiklerin, toplumsal muhalefetin ortaklaştığı bir yerden olacaktır" diye konuşan Temelli, ülkedeki ekonomik gidişat için de 'dördüncü evre kanser' benzetmesi yaptı.

Son iki yılda, 15 bine yakın HDP'linin gözaltına alındığını hatırlatan Temelli sözlerini şöyle sürdürdü:

"Çok çok uzun süredir HDP’ye yönelik bu gözaltı furyası ve haksız gerekçelerle, anlamsız iddianamelerle tutuklamalar sürüyor. Son iki, iki buçuk yılda neredeyse 15 bine yakın arkadaşımız gözaltına alındı. Bunların bir kısmı adli kontrolle serbest bırakılıyor. Diğer taraftan bileşenlerimiz de dahil olmak üzere 6 bine yakın kişi cezaevinde. Sadece kongremizin öncesi ve sonrasında yanılmıyorsam 800 kişi gözaltına alındı. Ortaya konan gerekçelerin hepsi siyasi parti faaliyetleri. Fakat asıl mesele şu ki; bunun arka planında iktidarın kurgulamaya çalıştığı bir siyaset var. Bu siyaset de HDP düşmanlığına dayalı biçimleniyor. HDP’yi sürekli ötekileştiren, düşmanlaştıran, topluma kötü göstermeye çalışan bir aklın hakim olduğunu görüyoruz. Gözaltıların bu anlamıyla bir karşılığı var. Diğer taraftan HDP’yi çalışamaz kılma, işlevsizleştirme çabası olduğu çok açık görünüyor."

Savaşın ve OHAL’in neredeyse olağanlaştığı bir süreçte 'yine de yapabilecekler var mıydı' sorusunu kendilerine sormak zorunda olduklarını ifade eden Temelli, "Önümüzdeki dönemi eğer faşizmin kurumsallaşması süreci olarak okuyorsak, buna karşı mücadeleyi de bu eksende sürdürmeliyiz" diye konuştu.

HDP'nin yaptıkları, yapabilecekleri konusunda özeleştiri verdiklerini dile getiren Temelli, değerlendirmelerine şöyle devam etti:

"Diğer bir özeleştiriyi de bölgede yaşayan insanlara büyük acılar yaşatan ve savaş siyasetinin elini güçlendiren Cizre, Sur, Şırnak gibi yerleşim yerlerinde yapılan saldırılara ve bu saldırılarda meşruiyetini kazanan iktidarın savaş siyasetine karşı yaptıklarımızı, yapamadıklarımızı değerlendirdik. Üç ana başlıkta özeleştirilerimizi ortaya koyduk. Daha müdahaleci olabilirdik, daha etkin bir siyaset yürütebilirdik. Her şeye rağmen acaba başka neler yapabilirdik konusunu bu konferans sürecinde tartıştık. Buradan çıkaracağımız derslerle daha güçlü bir mücadeleyi örebiliriz. Barış mücadelesini, demokrasi mücadelesini, bunun bir biriyle olan bağını görerek yükseltebiliriz. Kürt sorunundan beslenen bir iktidar var. Yani bir sorun ve bu soruna bağlı bir savaş siyaseti ve bu savaş siyasetiyle ayakta duran bir iktidar var. Bu iktidar giderek otoriterleşiyor giderek tekçi bir anlayışa evriliyor ve karşımıza faşizmin kurumsallaşması çıkıyor. Bu dizgiyi takip ediyorsanız buna karşı siyaseti nasıl örebileceğinizin bütün dinamikleri ortaya çıkıyor. O yüzden biz kongremizde ‘faşizme karşı omuz omuza’ dedik ve biliyoruz ki faşizme karşı mücadele demokrasi mücadelesidir, barış mücadelesidir."

Hükümetin, çözümden yana değil Kürt sorununun sürdürülebilirliğine göre kendisini konumlandırdığını savunan Temelli, "Şimdi eğer bir çözüm sürecinden bahsedilecekse bütün bu bilgiler ışığında yeni dinamikleri de sürece katarak, çok daha sağlıklı, sahici, kalıcı bir çözüm mekanizması yaratmalıyız. Çözüm konusunda adımlar atmalıyız" diye ekledi.

Yeni bir çözüm süreci ihtimaliyle ilgili de Temelli, çözümün herkesin beklentisi olduğunu ve umudu asla yitirmediklerini aktardı.

Temelli sözlerine şöyle devam etti:

"Yeni bir çözüm süreci olacak mıdır? Evet olacaktır. Ama bu artık bütün toplumun, bütün toplumsal dinamiklerin, toplumsal muhalefetin ortaklaştığı bir yerden olacaktır. Yani demokrasi ve barış mücadelesi bugünkü iktidarın bu saldırganlığını, bu algı yönetimini dağıtacaktır. Burada ortaklaşmalıyız. HDP bunu anlatıyor. Yani HDP ‘bütün bu karşıtlıklara rağmen bütün bu gerilimli siyasete rağmen bir arada yaşayabiliyoruz’ diyor. ‘Ortak vatanda, demokratik cumhuriyeti birlikte inşa edebiliriz’ diyor. Bunu başarabiliriz, çünkü bu aslında iktidara rağmen bugüne kadar yaptığımız bir şey. İktidarın bu ceberut yaklaşımını dağıtabilirsek, hem bugün yaşadığımız sorunlardan kendimizi arındırabileceğiz, hem de çok daha iyi bir yaşamı hep birlikte örebileceğiz. Bizim ‘yeni yaşam’ dememiz buydu, davetimiz buydu. Bu emeğin mücadelesidir, kadınların mücadelesidir, doğa talanına karşı mücadeledir, eşit özgür bir yaşam için mücadeledir ve bu bizim ortak kesenimizdir. Yan yana gelmek artık yeterli değil. Evet yan yana geldik, gelinebileceğini gösterdik. Şimdi önümüzdeki dönem yan yana gelenlerin ortak mücadeleyi sürdürme dönemidir."

Ekonomiyi 'kanserli' olarak tanımlayan Temelli, geri dönüşü olmayan, dördüncü evre bir kanser benzetmesi yaptı ve ekledi: 

"Türkiye’nin birçok yaşamsal alanında bir kanserleşme söz konusu. Ekonomi nasıl sürdürülüyor, beden nasıl sağlıklı gözüküyor; Ha bire dışarıdan almış olduğumuz deyim yerindeyse takviyelerle ayakta duruyor. Ne yapıyor; Aşırı borçlanıyor, elindeki değerleri çok ucuza satarak ayakta durmaya çalışıyor. Ekonomide kaynakları aşırı yoğun kullanıyor. Doğayı tahrip ediyor. Emeği dünyada çok az rastlanacak ölçüde sömürüyor. İşsizlik ortada, tarım alanlarının tahribatı ortada, şeker fabrikalarının özelleştirilmesini görüyorsunuz. Bu gidişatı durdurmanın yolu ciddi bir tedaviyle mümkün olabilir. Fakat iktidar bu tedaviyi tercih etmez. Çünkü tedavinin, bir istikrar politikasını, belli düzenlemeleri beraberinde getirmesi lazım. Halktan yana, emekçilerden yana düzenlemelerle ekonomide, tarım alanında düzenlemeleri hayata geçirmesi lazım."

AKP'nin diğer partilerle seçim ittifakı konusunda da Temelli, "Seçimi kaybetme kaygısı o kadar yüksek ki. İkisi, üçü bir araya geldiler yine hesaplar tutmuyor, yasaları iğdiş ediyorlar, bu türden deyim yerindeyse komplo yasalar hazırlıyorlar ama yine de kazanamayacaklar. Çünkü bu, halkların, toplumun beklentilerini karşılayan bir siyasi hamle filan değil, bu tam tersine toplumun halkların beklentilerine karşı yapılan bir hamle. Ben inanıyorum ki, nasıl yüzde 64 hesabı yapıp yüzde 51’i ancak bir sürü hileyle elde etmiş bir şey varsa şimdi de 50+1 hesabı yapanlar yüzde 40’ı zor bulacak" yorumunu yaptı. 

Öte yandan HDP'nin bugünkü grup toplantısında da kürsüde olan HDP Eş Genel Başkanı Sezai Temelli, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın AKP İl Kongresi'nde sahneye çıkardığı asker üniformalı küçük kız çocuğu için “Türk bayrağı da cebinde… Şehit olursa bayrağı da inşallah örtecekler. Her şeye hazır. Değil mi?” sözlerine şöyle tepki gösterdi:

“Biz çocuklar yaşasın diye siyaset yapıyoruz, birileri de çocukları savaşa sürüklüyor."