İktidar zayıflığını maskelemek için HDP’ye saldırıyor

Türk hükümetinin PKK ile barış süreci konusunda ciddi olduğunu iddia ettiği bir dönem vardı. O dönem çoktan sona erdi. 2013 yılında, hükümetin hapisteki PKK lideri Abdullah Öcalan ile yaptığı görüşmeler, grubun güçlerini Irak'a çekmeyi kabul etmesiyle sonuçlandı. Ancak Suriye iç savaşı bölgedeki güç dengesini değiştirince barış sürecini terk etmeye karar veren Türk hükümeti oldu.

Türkiye’nin kavgacı İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, şimdi de Irak’taki PKK üslerinde hükümet tarafından yetkilendirilmiş bir diplomatik görevde bulunan HDP üyelerinin fotoğrafları üzerinden bu partiyi PKK ile ilişkilendirmeye çalışıyor.

Türkiye’nin Irak'ın Gara bölgesine düzenlediği kurtarma operasyonunda PKK’nın elindeki 13 rehinenin hayatını kaybetmesinin ardından Soylu, parlamentoda bir HDP milletvekilinin bölgeye gittiğini iddia etti. Soylu’nun televizyonda bu ismin HDP Milletvekili Dilan Dirayet Taşdemir olduğunu açıklaması sonra Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının adli soruşturma açmasıyla sonuçlandı.

Bianet'in haberine  göre bir basın toplantısı düzenleyen Taşdemir, "Süleyman Soylu'nun kendisi hakkındaki açıklamaları ile ilgili suç duyurusunda bulunacağını" duyurdu.

Taşdemir, Soylu’nun “itibar suikastını” daha önce Gülen hareketinin rakiplerine karşı kullandığı yöntemlerle karşılaştırdı. Soylu'nun iddialarına dair delil olmadığını söyledi:

"Tekrar soruyorum: Gara'ya ne zaman gittim? Hangi gün oraya gittim? Belgelerle ortaya koyun. Bize hikayeler anlatmayın." Taşdemir, Soylu’nun HDP’ye yönelik saldırılarının, rehinelerin ölümüyle sonuçlanan kurtarma operasyonunun başarısızlığını örtmeyi amaçladığını da öne sürdü.

HDP'nin selefi Barış ve Demokrasi Partisi (BDP) üyeleri Şubat 2013'te İmralı adasında Öcalan ile bir araya geldi. Hükümet yanlısı Daily Sabah o zamanki haberinde, " Adalet Bakanlığı tarafından Abdullah Öcalan ile görüşme yapmak üzere özel yetki verilen heyet, PKK liderinin hükümetin ülkedeki terörizm sorununa son vermesi için önerdiği yol haritasını dinleyecek" diye yazmıştı.

2013-2015 yılları arasında HDP üyeleri, Türk devleti ile Irak'ın Kandil dağlarında bulunan PKK liderliği arasında mesajlar taşıyarak barış sürecinde arabulucu olarak hareket ettiler. HDP'den yapılan açıklamada, " "HDP'nin her Kandil ziyareti, çözüm sürecinin Kandil'e gidemeyen taraflarını temsil etmek içindi" deniyor. HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, Soylu'nun iddialarına yanıt olarak, "Fotoğraf Öcalan’ın silahsızlanma mektubunu Kandil’e götürürken çekildi" dedi.

O zamanlar çok sayıda gazetede yer alan bu toplantılar hiçbir şekilde sır değildi.

Soylu’nun mensubu olduğu iktidardaki AKP, HDP üyelerinden Öcalan ile pazarlık yapmalarını ve Kandil’deki PKK liderliğine onlar adına mesajlar iletmelerini istedi. Ancak hükümet üyeleri şu anda barış süreci hiç yaşanmamış ve bu HDP üyeleri de PKK'lı arkadaşlarıyla takılmak için Irak dağlarındaki gizli bir militan üssüne gitmiş gibi davranıyorlar.

Soylu bunun yanlış bir beyan olduğunu biliyor ama umursamıyor gibi görünüyor. Ona göre bu, muhtemelen her seçilmiş HDP üyesini hapse atmak ve partiyi yasaklamak için daha fazla gerekçe sunuyor.

2013 yılında, Türk hükümeti tarafından yapılan bir ankette halkın yüzde 58’inin PKK ile barış sürecini desteklediğini ortaya koymuştu.

Ancak daha sonra Suriye çatışması Türkiye ile silahlı Kürt gruplar arasındaki güç dengesini değiştirdi. Akademisyen Arin Savran yakın tarihli bir makalesinde, "Suriye ve Irak'ta İslam Devleti'ne (İD) karşı savaş, PKK ve Suriye'deki uzantılarını güçlendirmek konusunda beklenmedik sonuçları oldu. PKK’nın ani ve hızlı güçlenmesi Türkiye’nin şüphelerini, korkularını ve güvensizliğini önemli ölçüde artırdı" diyor.

Savran, barış sürecinin merkezindeki sorunu şöyle anlatıyor: “Türkiye (daha fazla özerkliğin) sonunda Kürtlerin ayrılmasına yol açacağından korkuyor ve Kürt kimliğini tanıma düşüncesi,

üniter devletin uzun süredir devam eden Kemalist yorumuna bir tehdit oluşturuyor. Çatışmanın uyumsuzluğu burada yatıyor."

Kürtlerin ayrılmasına yönelik milliyetçi korkuların Türkiye'deki siyasi değişim ve hükümetin zayıf olduğu dönemlerde patladığı görülüyor. Öfke ve hayal kırıklığı hükümetten kolaylıkla uzun süredir devletin altını oyduğu iddia edilen ayrılıkçı Kürtler gibi eski düşmanlara yönlendirilebiliyor.

Ancak bu, altta yatan endişeleri örtmüyor. PKK ile yenilenen bir barış süreci, siyasi sermaye ve AKP'nin artık sahip olmadığı kararlılığı gerektirecektir. Barışa yönelik adımları açıkladığı 2009'da AKP gücünü de ortaya koyuyordu. Demokratik Kürt muhalefetini yönelik siyasi baskı ve sert söylemlerle süreci tamamen terk etmesi partinin (AKP) zayıflığının bir ölçüsüdür.


© Ahval Türkçe

Bu makale yazarın görüşlerini yansıtır. Ahval’in yayın politikası ve editoryal bakış açısı ile her zaman uyumlu olmak zorunda değildir.

Bu makale yazarın görüşlerini yansıtır. Ahval’in yayın politikası ve editoryal bakış açısı ile her zaman uyumlu olmak zorunda değildir.