Kas 03 2017

Mithat Sancar: Şimdi daha güçlü yürüme zamanı

Geçtiğimiz yıl 4 Kasım’da Figen Yüksekdağ ve Selahattin Demirtaş’ın sabahın erken saatlerinde evlerine düzenlenen baskınla gözaltına alınmalarının ardından; gün HDP milletvekilleri Ferhat Encü, Leyla Birlik, Ziya Pir, Mehmet Ali Aslan, Selma Irmak, Nursel Aydoğan, Sırrı Süreyya Önder, İmam Taşçıer ve İdris Baluken’in gözaltılarıyla devam etmişti.

Bugün itibarıyla dokuz HDPli milletvekili tutuklu, bunlardan beşinin milletvekilliği düşürüldü.

HDP Mardin milletvekili Mithat Sancar, HDP’li vekillerin tutuklanmasına varan sürecin nasıl başladığını ve HDP’nin güncel politikasını Evrensel’e değerlendirdi.

Sancar, sürecin aslında 7 Haziran’da; Türkiye’de ilk defa Kürt siyasal geleneği ile Türkiye genelindeki demokrasi güçlerinin bir araya gelerek AKP’nin çoğunluğu kaybetmesiyle başladığını kaydediyor. “AKP, Ergenekon, milliyetçiler ittifak yapmaya karar verdiler (…) Savaş politikalarına geri dönüldü. Bu aslında toplumu bir tür güvenlik ve beka şantajıyla rehin almak anlamına geliyordu” diyor.

Şaibeli referandumda çıkan sonuç, iktidarın tüm imkanlarını kullanmasına ve türlü usulsüzlüklere rağmen halkın yarısının bu değişikliğe rızası olmadığını gösteriyordu. Toplumda güvenlik kaygısını en üst boyuta çıkarmak ve her türlü propaganda aygıtının devreye sokulması sonucunda 4 Kasım 2016’da milletvekillerimizin tutuklanması, onların koalisyonu için geçici bir başarı gibi görünebilir. Fakat HDP’yi tüm bu baskı ve saldırılara rağmen barajın altında bırakamadılar.

Sancar dokunulmazlıkların kaldırılmasının “siyasi darbe operasyonunun” en kilit hamlesi olduğunu ve “maalesef” CHP’nin de “oyunun içine çekildiğini” söylüyor: “Amaç, yükselen gücü durdurmak ve aynı zamanda başkanlık sistemini hayata daha kolay geçirebilmekti. HDP Mecliste ve sahada etkisizleşince başkanlıkla ilgili anayasa değişikliğini çok daha rahat yapacaklardı.”

Aynı zamanda Anayasa Profesörü olan Mithat Sancar, 1 Kasım'da AKP'nin korku politikasıyla istediğini elde ettiğini; ancak bu politikayla "çok oynandığında" bunun iktidarları da vuracağını belirtiyor:

"İktidarın korkusunun büyümesine ve paranoyak bir ruh haliyle sağa sola saldırmasına da neden olur, ki böyle bir durum sonun yakın olduğunun da açık göstergesidir."

Sadece eş başkanlar ve milletvekileri değil, binlerce HDP'li şu an tutuklu.

"Ayakta durmayı başardık. Bunu halkımızın sarsılmaz desteğine borçluyuz (...) Şimdi daha güçlü yürümeye devam etme zamanı."

Sancar, HDP'li vekillere karşı düzenlenen fezlekelerin önemli bir kısmının "Cemaat"e mensup oldukları gerekçesiyle işten atılan ve/veya tutuklanan savcılar tarafından hazırlandığını söylüyor ve ekliyor: 

Saçma gibi görünen bu durumun altında yatan temel neden, konu Kürtler olduğunda Cemaatten MHP’ye, AKP’den Ergenokon’a tutumlar çok kolay ortaklaşabiliyor. O nedenle darbeciliğe devlet içinde cemaat örgütlenmelerine karşı mücadele etmek isteyen herkesin Kürt sorununda demokratik çözüm noktasında çok daha bilinçli ve uyanık olması gerekiyor. Çünkü bütün darbecilerin, iktidar içi bloklar arasındaki kapışmaların bile temelinde Kürt sorununa yönelik savaş politikalarında ısrar yer alıyor. 

"Mutlaka Türkiye’de demokrasi güçlerinin umutlarını ve enerjilerini yükseltecek öncülüğe ihtiyaç vardır. Bu öncülüğü yapabilecek partinin de HDP olduğu ortadadır" diyor Sancar. 

HDP'nin önümüzdeki dönemdeki yol haritasına dair ise, "Şu an yapmamız gereken şey belli. Önceki dönemdeki eksik ve yanlışlıklarımızla samimi bir yüzleşme ve samimi bir tartışmanın ardından, önümüzdeki döneme ilişkin güçlü bir program hazırlamak" diyor.