İnsaf be, Herr Maas!

“HDP, PKK ile arasına mesafe koymalıdır.’’ İnsaf be Herr Maas! Türkiye’nin otoriter rejimin sözcüleri Erdoğan, Bahçeli, Soylu gibi konuştuğunuzun farkında mısınız?

Herr Maas, çıkar ilişkilerinizin Osmanlı öncesi, 11 yüzyıla, o zamanki tanımıyla “Heilige Romische Reich Deutsche Nation” ve Selçuklular arasında yapılan anlaşmaya kadar uzandığını biliyoruz.

1836-39 yılları arasında Hüsrev Mehmet Paşa’nın girişimiyle Moltke’nin Osmanlı Ordusu’nun savaş yapılanması ve stratejisti olduğunu, 1838’de Kürtlere karşı savaştığını da biliyoruz.

1871 tarihinde Wilhelm II ve Abdülhamid II arasında Yapılan İstanbul anlaşmasının, İstanbul’da Ermeni kırımına destek olduğunu da biliyoruz. 1903 tarihinde yapımına başlanan, Kürtlere de Co&Bahn’dan gelen Kobani şehir ismini bırakan İstanbul- Bağdat Tren hattının da Almanya tarafından yapıldığını biliyoruz.

Daha ne mi biliyoruz? Mesela tarihin derinliklerinden gelen bu çıkar ilişkilerinin hatırı için, İstanbul Ermeni kırımına sessiz kalındığını, tekrarın tekrarı anlamına gelen 1915 Ermeni soykırımından da haberdar olunduğunu, Genç Türklerin birinci Dünya savaşında Almanya’nın yanında yer almasının hatırı için sessiz kalındığını da biliyoruz.

Kürt coğrafyasında 1921’de Koçgiri ile başlatılan 1925 Şıx Said, 1928 Zilan ve Kürtlerin son özerk eyaleti olan Dersim soykırımında Alman devletinin haberdar olduğunu, Dersim’de kullanılan zehirli gazların Alman devletinden (Hitler dönemi) satın alındığını da biliyoruz.

Bildiklerimizin listesini daha çok uzatabiliriz. Fakat bu tarih dilimini yargılamak bu yazının sınırlarını aştığı için geçelim.

Bütün bunlara değinmekteki maksadım, tarihsel olarak yaşanmış, çoğu insanlığa karşı işlenmiş suçlar kategorisine giren bu olaylardan, dönemin Alman devletinin payı olmasına rağmen, bugünkü Alman devletini halkını, ülkesini sorumlu tutmak değil, bu hatırlatmaları, Almanya’nın Dışişleri Bakanı Heiko Maas’ın Türkiye’de demokrasi ve insan haklarının içinde bulunduğu berbat duruma ilişkin yaptığı açıklamada bu berbat duruma Kürtlerin siyasi mücadelesinin de payı olduğu göndermesinin hangi tarihi arka hesaplara dayandığına ilişkin hafıza tazelemek.

Maas açıklamasında otoriter rejimin insan hakları ihlallerini yumuşak bir dille eleştirirken AKP-MHP rejiminin Kürt siyasi soykırımına zemin olarak ileri sürdüğü gerekçeyi teyit ediyor: “HDP, PKK ile arasına mesafe koymalıdır.’’

Herr Maas HDP’nin milyonlarca taraftarının, oğlu, kızı, kardeşi, amcası, babası ve akrabaları Türk devleti tarafından katledilen Kürtler olduğunu bilmiyorsanız, hatırlatayım. Eğer Kürtlerin terörist ilan edilmesinde kriteriniz Almanya’nın PKK’yi terör listesine alması ise size önerim, bu kararın alınmasına gerekçe gösterilen süreci sorgulamanız.

PKK ve PKK üzerinden Kürtler nasıl kriminalize edildi, nasıl terör listesine alındı bilgileri, Almanya istihbarat teşkilatının (BND) gizli raporlarında mevcut. Dışişleri Bakanı olarak şayet bu bilgilerden habersizseniz, ulaşmanız mümkün.

Kürtlerin Avrupa da kriminalize edilmesi ve PKK’nin terör örgütleri listesine alınması operasyonu Almanya merkez alınarak başlatılmıştı. Bu işbirliği kokmaya başlayınca da dönemin Almanya Dışişleri Bakanı Klaus Kinkel Türkiye’ye “Almanya’da operasyon yürüten MİT elemanlarınızı derhal geri çekin’’ notası vermişti.

Bu operasyon süresince Avrupa genelinde 20 cinayet ve bir dizi kundaklama eylemi gerçekleştirildi. Bu cinayet ve kundaklama eylemlerinin kimin yaptığını Almanya, Fransa, İspanya ve cinayetlerin işlendiği diğer Avrupa ülke istihbarat teşkilatlarının bilmemesi mümkün değildir.

Bu bilinen planlı cinayetler Kürtlere mal edilerek Kürtler kriminalize edildi ve halk olmaktan kaynaklı demokratik haklarından yararlanmaları Avrupa ülkelerinde de yasaklı hale getirildi.

O dönemde işlenen cinayet ve kundaklamalara ilişkin Avrupa Ülkeleri üç maymunları oynasa da Türkiye’nin düzenlediği bu operasyonlarda yer alanların itirafları gerçeği ortaya çıkardı.

Dönemin İstihbarat Daire Başkanı İsmail Hakkı Pekin ve Milli Güvenlik Kurulu genel sekreterliği yapmış Sabri Yirmibeşoğlu gibi kişilerin açıklamalarıyla bu işin devlet birimleri tarafından yapıldığı ve uluslararası boyutlarının olduğu ifşa olmuştur.

PKK’nin terör listesine alınmasıyla Türkiye, Kürtlere karşı savaş konsepti geliştirdi ve 30 yıldan beri uyguluyor. Bu kararla Kürt sorunun çözümü imkânsız kılındı. Çünkü bir yanda milyonlarca Kürdün partisi haline gelen HDP, öte yandan Avrupa devletlerinin kararıyla terörist ilan edilmiş bir PKK.

PKK terör listesinde görüldüğü için, arkasındaki Kürt toplumu da terörist görülüyor. Bu da Türk devletine soykırım ve katliam politikalarını engelsiz uygulama şansı veriyor.  Bu beraberlikle sadece Alman silahlarıyla Kürtler katledilmiyor, aynı zamanda kıyım politikası da ortaklaştırılıyor.

Maas’ın “aranıza mesafe koyun’’ açıklamasından kısa süre önce ve sonra Kürtlerin evleri, iş yerleri basıldı. Açıklama sonrasının en önemli iki olayı, HDP milletvekili Dr Gergerlioğlu’nun dün evinde polis tarafından yaka paça göz altına alınması ve Fransa’da Lyon Kürt derneğinin maskeli kişilerce basılmasıdır.

Dr Gergerlioğlu siyasete atılmadan önce dindar yönü daha ağır basan Mazlum-Der’in Başkanı olarak insan hakları ve demokrasi mücadelesi veriyordu. Milletvekili seçildiği günden itibaren ideolojik ve siyasi meşrebine bakmaksızın haksızlığa uğrayan her birey ve toplumsal kesimlerin sorunlarını meclis gündemine taşıdı.

O, Türkiye hapishanelerinde 50-60 bin siyasi mahpusun rejimin siyasi hesapları sonucu tutuklu olduğunu söylediği için rejim düşmanı, Kürt mağdurları savunduğu için bölücü, Cemaat mağdurlarını savunduğu için FETÖ’cü, solcuları aydınları gazetecileri savunduğu için “terör sevici”.

Çıplak arama ve işkence verilerini Meclis kürsüsüne taşıyıp TBMM kayıtlarına geçirdiği için, kendisinin dindar kimliği ile AKP-MHP rejiminin dindar-muhafazakar kesimlerini etkileyeceği endişesiyle, “memleketteki adaletsizliğin resmini sunmaktan rejim tarafından rejim düşmanı ilan edildi Dr Gergerlioğlu.

Türkiye rejimi halkın iradesini tanımıyor. Seçilmişleri, bilim insanlarını, gazetecileri, insan hakları savunucularını, farklı etnik kimlik ve inanç mensuplarını zindana tıkıyor. Çünkü Türkiye’de demokrasinin D’si dahi kalmadı. Türkiye’de diktatörlük hüküm sürüyor. Kimisi otoriter, kimisi faşist diktatörlük diyor bugünkü Türkiye rejimine.

Herr Maas, Ortadoğu’da seküler-laiklik, çoğulcu demokrasi ve özgürlük için mücadele veren tek dinamik güç Kürtlerdir. Kürtler bunu IŞİD’e karşı savaşlarında dünyaya ispat etti. Bu dinamik gücü çıkarlara feda ederseniz, destek verdiğiniz köktendinci ve ırkçı sistem Avrupa’yı da cehenneme çevirecektir. Bunun pratiğini hep beraber Türkiye himayesi ve komutu altında olan IŞİD terörünün Avrupa’daki eylemlerinden gördük.


© Ahval Türkçe

Bu makale yazarın görüşlerini yansıtır. Ahval’in yayın politikası ve editoryal bakış açısı ile her zaman uyumlu olmak zorunda değildir.

Bu makale yazarın görüşlerini yansıtır. Ahval’in yayın politikası ve editoryal bakış açısı ile her zaman uyumlu olmak zorunda değildir.