May 15 2018

Hrant Dink cinayeti 11 yıldır çözülmüyor

Gazeteci Hrant Dink cinayetinden bu yana 11 yıl geçti. Bir türlü aydınlatılmayan davada jandarma görevlilerinin sorgusu tamamlandı. Jandarma istihbarattan Muharrem Demirkale, “Cinayetin ardından mutlaka bir bilgi notu düzenlenmiştir” dedi.

Agos Gazetesi  Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink, 19 Ocak 2007'de saat 15:00 sıralarında uğradığı silahlı saldırı sonucu İstanbul Halaskargazi Caddesi’nde öldürüldü. Başına ve boynuna isabet eden üç kurşun sonucunda hayatını kaybeden Dink'in cesedinin yakınında dört adet boş kovan bulundu.

Tetikçi Ogün Samast’tı. Trabzon'a gitmek üzere gittiği Samsun otogarında yakalandı. Samast cinayeti işlediğini itiraf etti. Gözaltı sırasında çekilen tetikçi Ogün Samast'ın arkasında Türk bayrağı ve Atatürk'ün "Vatan toprağı kutsaldır, kaderine terk edilemez" sözü görünen fotoğrafları tepki topladı. Güvenlik Samast'a bir tür kahraman muamelesi yapmıştı.

Görüntülerin tetikçinin konuşturulması için bir taktik olarak çekildiği ve herhangi bir suç oluşturmadığı iddia edildi, takipsizlik kararı verildi.

Samast'ın ardından 24 Ekim 2004'te Trabzon'da McDonald's'a bomba koyarak altı kişinin yaralanmasına sebep olan Yasin Hayal, azmettirici olduğu gerekçesiyle tutuklandı.

Cinayet soruşturması gittikçe derinleşti. Bir süre sonra cinayetin polis muhbiri Erhan Tuncel tarafından planlandığını açıklandı. Tuncel, Hayal'in Dink'i öldürmeyi planladığını polise 17 kez bildirmişti. Trabzon Emniyet Müdürü, "jandarmaya da çalıştığı için" suikastten önce Tuncel'i muhbirlikten attıklarını açıkladı.

Hrant Dink suikastı davası 2 Temmuz 2007 tarihinde Beşiktaş’taki adliyede başladı. Yargılama sonucu cinayet tüm yönleriyle açığa çıkarılmadı.

Dink ailesi Anayasa Mahkemesi'ne bireysel başvuruda bulundu. 2014'te mahkeme "etkili soruşturma yapılmadığı" gerekçesiyle Dink ailesinin haklarının ihlal edildiğine karar verildi.

Yeniden soruştura açıldı ve 2015'te dönemin emniyet istihbarat dairesi başkanı Ramazan Akyürek ve istihbarat şube müdürü Ali Fuat Yılmazer hakkında "kasten adam öldürme" suçlamasıyla ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası, dönemin İstanbul il emniyet müdürü Celalettin Cerrah ve istihbarat daire başkanı Sabri Uzun’un ise "görevi kötüye kullanma" suçlamasından altı yıla kadar hapis cezası talebiyle dava açıldı.

Davaya İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi'nde devam edildi. Duruşmada dönemin İstanbul Jandarma görevlisi olan sanıkların sorguları tamamlandı. Duruşmada Dink ailesi avukatlarından Hakan Bakırcıoğlu, jandarma görevlileri Emre Cingöz, Muharrem Demirkale, Ali Barış Sevindik ve Yavuz Karakaya'ya sorular yöneltti.

Dink ailesi avukatlarından Hakan Bakırcıoğlu, tutuksuz sanık Emre Cingöz’ün telefonunun cinayet günü neden Pangaltı’da sinyal verdiğini sordu. Cingöz, görevde olduğunu ve geçiş güzergahı üzerinde telefonun sinyal vermiş olabileceğini iddia etti. Dönemin İstanbul Jandarma İstihbarat görevlilerinden tutuklu sanık Muharrem Demirkale de sorulara yanıt verdi.

Cinayet günü olaydan sonra davanın diğer sanıklarından Emre Cingöz, Metin Canbay, Ali Barış Sevindik, Adem Sarıgöl, Yavuz Karakaya ve Ali Fuat Yılmazer ile telefon konuşmalarının içeriği sorulduğunda, “Dink cinayeti ile ilgili konuşmuşuzdur. Bilgi almaya çalışıyordum” yanıtını verdi ve şöyle devam etti:

"Cinayetin ardından mutlaka bir bilgi notu düzenlenmiştir. Bu tür olaylardan sonra bilgi notu mutlaka hazırlanır ve merkeze gönderilir.”

Dönemin Jandarma görevlilerinden Ali Barış Sevindik, Dink cinayetine ilişkin öncesinde bilgileri olmadığını iddia etti ve  "İstihbaratta 30 kişi varsa kimse Hrant Dink adını duymamıştır. Ben Sabiha Gökçen haberini hatırlıyorum ama Hrant Dink'le ilgili olduğunu bilmiyordum" dedi.

Ermenicilik faaliyetleri diye bir çalışmaların olmadığını öne süren Sevindik, “Misyonerlik faaliyetleri vardı. Sahte İncil basımıyla ilgili çalışmalar yaptık” ifadelerini kullandı.

Dava Perşembe günü devam edilecek.