Haz 07 2018

AKP medyasında 'aykırı' bir ses: Neden Akar'ı siyasete karıştırdınız?

Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar'ın, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın talimatıyla danışmanlardan İbrahim Kalın'la birlikte, Abdullah Gül'ü 24 Haziran'daki cumhurbaşkanlığı seçimlerinde aday olmaması için iknaya gitmesinin yankıları azalsa da devam ediyor.

AKP'ye yakınlığı ile bilinen Karar Gazetesi'nden köşe yazarı İbrahim Kiras, Akar'ın Gül'ü ikna etmek için gönderilmesini de sert bir dille eleştirdi.

Kiras, darbe dönemlerinden örnekler vererek açıkladığı askeri vesayet hatırlatmasının ardından, "Türkiye’de çok şükür artık bir askeri vesayet düzeni yok. Büyük ölçüde AK Parti iktidarları döneminde atılan adımlar sonucunda sona erdi bu ilkellik" diye yazdı..

Ancak Kiras, Türkiye'de yaklaşan bir başka tehlikeye daha dikkat çekerek, "Askerin sivil siyasete tahakkümü ortadan kalktı ama milletin ordusunun siyasi iktidarın siyasi muhalefete karşı kullanacağı bir silaha dönüşmesi eskisinden bile tehlikeli olur. Türkiye’yi yönetme sorumluluğunu üstlenmiş olan kadroların bu konuda daha titiz olmaları gerekiyor hepimizin geleceği bakımından" yorumunu yaptı.

Akar'ın ziyaretini, "Bu çerçevede, ülkenin Genelkurmay Başkanı’nın bir sivil siyasetçiyi “cumhurbaşkanlığına aday olmasın diye” ikna ziyaretine gönderilmesi hiçbir şekilde kabul edilemez" diye yazan Kiras, "Bunu yapanın Başgil’e adaylıktan çekil baskısı yapanlara söyleyecek sözü olamaz. İkisi aynı kefeye konulamaz diyecekler olabilir. Dil ve üslup farklı olabilir ama hem şekil hem de öz aynı" tespitinde bulundu.

Kiras, eleştirilerini şöyle sıraladı:

"11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül söz konusu ziyaret için “tehdit içerikli bir söz söylenmedi” açıklaması yaptı ama bu neyi değiştirir? Ordunun başındaki insan cumhurbaşkanlığına aday olacağı konuşulan bir sivil siyasetçiyi neden ziyaret etsin ki?

Ordunun sivil iktidarın emrinde olması demokratik hukuk devletinin gereği. Hatta demokratik olmasa da devlet olmanın gereği. Gelgelelim seçilmiş iktidarın emrinde olmak iktidar partisinin siyasi faaliyetlerine de yardımcı olma yükümlülüğü getirmiyor devletin atanmış memuruna. Tam aksine bu siyasi faaliyetten uzak durması, siyasi iktidarla ilişkisini özen ve titizlikle sürdürmesi gerekiyor. Bilhassa da üniformalı memurlar için geçerli bu kural. Yani asker ve polis. Biri iç, öbürü dış güvenliğin temini için silah taşıyan iki kurumun mensupları olabildiğince bütün vatandaşlara karşı eşit uzaklıkta durmak zorundalar."

Demokrasinin ve hukukun olduğu yerde asker ve polisin siyasi iradenin emrinde olduğunu hatırlatan Kiras, "Ama askerin-polisin partisi olmaz. Partinin askeri-polisi hiç olmaz" diye de ekledi.

Kiras, askeri vesayetin tersi olan ordunun ve polis siyasi iradenin etkisiyle manipülasyona açık hale gelmesini ise şu satırlarda eleştirdi:

"Hal böyleyken bir cumhurbaşkanı adayının bir diğer cumhurbaşkanı adayı aleyhindeki sözlerini alkışlamak bir üniformalı memurun yapması düşünülemeyecek bir eylem. Bunu yapan İkinci Ordu Komutanını “Afrin’de savaştı, terörle mücadele etti” diyerek savunamayız. Geçmişte görevlerini başarıyla yerine getirdi diye bugün yaptığı yanlış hatır için doğru kabul edilemez."

Kiras, seçimlerden kim galip çıkarsa çıksın bu çarpık tabloyu değiştirmesi gerektiğinin altını çizdiği yazısını, "Parlamenter sisteme geri dönüş başka her şey bir yana sırf bunun için bile gerekli. Ama seçime kadar kalan şu kısa süre içinde de el birliğiyle askeri-polisi siyasetten uzak tutalım. Bu devleti sokakta bulmadık, bu kadar kolay harcamayalım" satırlarıyla noktaladı.