Sayılmayan ölüler

20 Eylül 2015 akşamı geç saatlerde Basim Razzo, doğu Musul’daki evinin çalışma odasındaydı, bilgisayarın ışığı yüzünü aydınlatıyordu. Karısı Mayada çoktan yukarı yatağına çıkmıştı. Razzo’lar, bir yıl önce şehir IŞİD tarafından işgal edildiğinden beri, Dicle Nehri’nin kıyısındaki Koru’da yaşıyordu, Oğulları Yahya, Musul Üniversitesi’ni bırakıp Erbil’e kaçmıştı; o zamandan beri oğullarını görmemişlerdi.

Yandaki evde ise, erkek kardeşi Mohannad ve karısı Azra yaşıyordu. 18 yaşındaki oğulları Najib daha uyumamıştı. Birkaç ay önce Najib, kot pantolon ve üzerinde İngilizce yazı olan bir tişört giydiği için IŞİD dini polisi tarafından tutklanmıştı. On kırbaç cezası verip bir de saçlarını kazımışlar.

Basim, uyumadığını fark ettiğinde 21 yaşındaki kızı Tuqa’ya uyuması için seslendi. Sonunda, saat 1.00 civarı Basim de bilgisayarını kapayıp yukarı çıktı. Derin uykudaki Mayada’nın yanına uzandı.

Bir süre sonra uyandığında üstübaşı sırılsıklamdı ve ağzında garip bir tat vardı –kan mı? Hava ağırlaşmıştı. Gözlerini yukarı çevirdi, çatı tamamen uçmuştu, gökteki yıldızları görebiliyordu.

Aynı gün, ilerleyen saatlerde, IŞİD’e karşı savaşan Amerikan Koalisyonu, YouTube kanalına bir video yükledi. Klibin başlığı şöyleydi: “Koalisyon Hava Saldırısı, Musul Yakınlarındaki DAEŞ Binasını İmha Etti, Irak, 20 Eyl 2015.”

Açıklama metninde yazanlara göre bombalanan hedef, arabaya yerleştirilen bomba üreten bir fabrikaymış, “IŞİD terrorist aktivitelerin sürdürüldüğü Musul’daki bir sürü yerden biri.”

Amerikan askeri planlamacılar, İslami Devlet karşıtı savaşın başladığı Ağustos 2014’ten bu yana,  düzenlenen hava saldırılarında sivil can kaybı olmaması için titiz çalışmalar yapıyorlar. Koalisyon, 2014 Ağustos’undan beri on binlerce IŞİD savaşçısı ve sadece 466 Iraklı sivil öldürüldüğü yazıyor raporlarında.

Yine de biz durumunu ele alana kadar, Basim’in ailesi bu siviller arasında sayılmıyordu.

Musul Hava Saldırısı
(REUTERS)

Airwars ve diğer sivil toplum kuruluşlarının tahminlerine göre sivil ölümlerin sayısı çok daha fazla, koalisyon ise bulunan rakamları, belli bir istihbarata dayanmadığı gerekçesiyle geçerli görmüyor. Ölen kaç Iraklı sivilin sayılmadığını hiçkimse tam olarak bilmiyor.

Kendi yaptığımız araştırma 18 ay sürdü ve anlaşılan o ki, hava saldırıları, koalisyonun iddia ettiği kadar kesinlik taşımıyor. IŞİD şehri boşalttıktan sonra, Nisan 2016 ve 2017 arasında, Kuzay Irak’ta 150 hava saldırısının gerçekleştiği alanlara gittik. Elde edilen sonuçlar, 2014’te askeri hareket başladığından beri, hava saldırılarıyla ilgili elde edilen ilk sistematik, ve karada toplanmış örneği.

Sonuç, beş koalisyon saldırısından birinde siviller ölmüş, bu oran koalisyonun açıkladığından 31 kat fazla. Sivil ölümleri hakkındaki resmi açıklamalar o kadar farklı ki, bu Amerikan tarihinin en şeffaf olmayan savaşı olabilir.

Araştırmamız sırasında bir de, Irak ve Suriye’de 2014’te savaş başladığından beri hiçbir sivil ölümünde, yakınlarına, kayıplarını tazmin etmek için ödeme yapılmadığını öğrendik.

Savaş alanlarında sivil ölümlerini hesaplamak her zaman zor ve tartışmaya açık bir çaba olmuştur.

Karada, sivil ölümlerini araştırmak oldukça zor, ama imkansız değil.

2016 İlkbahar’ında Irak’ta IŞİD işgalinden kurtulmuş şehirleri ziyaret ederek kendi araştırmamıza başladık. Sonunda üç alan belirledik – IŞİD kontrolü altındayken şiddetli hava bombardımanına uğramış bölgeler. Kapı kapı dolaşıp, bomabalanan alanları inceledik, insanlarla konuştuk. 

Sivilleri öldüren hava saldırılarının hemen hemen yarısında, yakın civarda IŞİD hedefi bulamadık. Bunların birçoğu yanlış ya da eksik istihbarat sonucu ve tüm sivil ölümleri kaçınılamaz trajediler olmadığı gibi önlenebilirlerdi de.

Yaptığımız tüm araştırmalar sonucunda elde ettiklerimiz tutarlı veriler oldu: Her beş hava saldırısından biri, bir sivilin ölümüne sebep verdi.

Bizim değerlendirmemizle koalisyonunun açıklamaları arasındaki radikal farklılığı şöyle anlatalım: Koalisyonun verdiği bilgilere göre, Irak’taki 14 binden fazla hava saldırısından 89’unda siviller öldü, veya 157 hava saldırısında bir sivil. Bizim karada yaptığımız araştırmada her beş hava saldırısında bir sivil öldüğü ortaya çıktı, yani koalisyon verilerinin 31 kat fazlası.

Musul Hava Saldırısı
(AFP)

2015 Aralık ayında Basim, Musul’dan Türkiye’ye zorlu kaçışı, Adana’daki tedavisi ve operasyonlarından sonra, oğlu Yahya ile beraber Bağdat’a yerleşti. ABD'li yetkililerle bağlantısı olduğunu düşündüğü tüm yakınlarını aradı.

Geçtiğimiz Aralık ayında, hava saldırısını üzerinden 15 ay geçtikten sonra, koalisyon Basim’in evine düzenlenen hava saldırısını kabul etti.

Tam bir yıl öncesinden bu saldırıda sivillerin öldürüldüğünü tespit eden koalisyon, Basim’in başvuruları ve bizim sağladığımız deliller sonucunda, bir araştırma başlattı.

Basim’e geri dönüş yapmadıkları sırada, bir yandan durumu değerlendiriyordu. Artık Basim’in durumu göz ardı edilemez bir hal alınca, tam 17 ayın sonunda Basim, koalisyondan özür ve taziye epostası aldı ve kendisine 15 bin dolar tazminat teklif edildi. Basim parayı kabul etmedi. Bir gün Musul’a güvenle dönebilmesi için, terörist olmadığını, masum olduğunu kanıtlayan resmi bir belge istedi.

Yine de evine yapılan saldırı gizemini korumaya ve Basim’in kafasını kurcalamaya devam etti.

Nisan ayında, Bilgi Özgürlüğü Yasası sayesinde, sonunda Razzo’ların evlerine yapılan saldırıyla ilgili koalisyon içinden bilgi aldık.

Basim sayfaları okurken bir hikaye şekillenmeye başladı: Koalisyon Basim ve erkek kardeşi Mohannad’ın evlerinin IŞİD kumanda merkezi olduğu istihbaratını alıyor. Raporda bunun, evlerinin karşısındaki  J.C.C. (Amerikan askerlerinin, yerel güvenlik güçleriyle çalıştığı, 2003’te kurulan Joint Coordination Center) yüzünden olabileceği belirtiliyor. Basim, IŞİD’in Musul’u ilk işgal ettiğinde kısa süre burayı işgal ettiğini hatırlıyor, ve uzun zaman önce de terk ettiğini. Yine de koalisyonun istihbaratı, bu miyadı dolmuş bilgiyi değerlendiriyor.

Razzo’lar bu gerçeği bilmeseler de, kendilerini havadan izleyen bir drone’a sivil olduklarını ispat etmeleri gerekiyordu –masum olduğu ispat edilene kadar suçlu!

Basim ise gerçeğin daha farklı olduğunu düşünüyor: Koalisyon, karadaki gerçekleri göz ardı edip, yanlış istihbarat üzerine harekete geçti.