İstanbul Belediyesi’ne Almanya’dan garip bir kredi hikayesi

İstanbul’un çiçeği burnunda Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu kısa süre önce çıktığı yurtdışı turundan küçük ama etkili bir zaferle döndü.

İmamoğlu’nun bir siyasetçinin dış gezilerinden çok, paraya ihtiyacı olan bir işadamının road-show’unu andıran ziyaretlerinin sonunda, Alman bankası Deutsche Bank’tan aldığı kredi, maddi açıdan çok büyük olmasa da, manevi açıdan büyük bir değer taşıyor.

Bu kredi sayesinde 2017’deki ihale değeri 2.4 milyar TL yani 600 milyon euro olan 10.9 kilometrelik metro hattının inşaatına tekrar başlanacak.

İmamoğlu’nun son bir ay içinde Paris, Berlin ve Londra olmak üzere Avrupa’nın finans başkentlerindeki gezilerinin bir başka kazanımı olarak bu ay başında Pendik-Tuzla metro hattı ihalesi için Fransız Kalkınma Ajansı AFD’den 86 milyon euro kredi almıştı.

Söz konusu kredi de, 2017’de ihalesi yapılan ancak kaynak yetersizliği nedeniyle inşaatı başlayamayan Tuzla-Pendik metro hattı için kullanılacak.

Ekrem İmamoğlu’nun kredi road-showları uluslararası finans basınında da ilgi çekmiş durumunda. Londra’daki toplantıya aralarında dünyanın en büyük bankaları Goldman Sachs, JP Morgan, Citi, HSBC, Barclays’ın temsilcileri katıldı.

Bunların haricinde dünyanın en büyük fonları KKR, Black Rock, Black Stone’un da aralarında bulunduğu 20 civarında finans devinin yetkilileri İmamoğlu’nun sunumunu dinledi.

Toplantıları yakından izleyen Reuters ajansının bankacılardan aktardığına göre İmamoğlu, geçmiş dönemde İBB Başkanlığı yapan Recep Tayyip Erdoğan’ın izlediği yoldan ilerleyen ilk Türk siyasetçi.

Bankacılar, Erdoğan’ın da zamanında İBB’nin projelerini uluslararası yatırımcılara benzer bir ısrarla tanıtarak, bugün kendisine Türkiye’nin liderliğini açan yolda uluslararası sermayeyle tanışma ve destek alma imkanını yakaladığını vurguluyor.

Elbette İmamoğlu da Erdoğan gibi bir siyasetçi ve politikanın daha üst basamaklarına çıkmak için uluslararası finans çevrelerin dostluğunu araması yadırganacak bir davranış değil. Ayrıca İstanbul’a yeni metro hatları yapmak için Türkiye’nin döviz sıkıntısı yaşadığı bu dönemde yurtdışından kredi bulup getirmesine sanırız AKP iktidarı bile sevinecektir.

Ancak Alman finans başkenti Frankfurt’ta birden fazla kaynaktan doğrulatılan bir dedikodu, bütün bu çiçek bahçesinin üzerine kaynar su dökebilecek bir siyasi kavganın işaretlerini de akıllara getiriyor.

Alman bankacılar yaşadığı mali zorluklar nedeniyle uzun süredir kredi işlemlerinde çok katı kurallar koyan, hatta bir dondurma aşamasına giren Deutsche Bank’tan alınan metro kredisinin arkasında Türk siyasetinin yattığına ilişkin işaretler olduğuna değiniyor.

Bu bankacılar kredinin Deutsche Bank değil, Deutsche Bank’ın aracı olduğu birkaç özel müşteri tarafından finanse edildiğini belirtiyor. Onlara göre söz konusu parayı Erdoğan rejiminden korkuları nedeniyle bir süre önce paralarını yurtdışına çıkaran bir grup Türk işadamı sağladı.

Frankfurt’tan Türk siyaseti ve iş dünyasını uzun süredir takip eden bir kaynak, ‘Burada kredi için bağlantıları ayarlayanın Mesut Yılmaz. Ayrıca Cüneyd Zapsu ve Beykoz Kanadı diye adlandırılan bir yatırım-danışmanlık grubu olduğuna ilişkin konuşmalar var’ diyor.

Türkiye’nin eski başbakanlarından Mesut Yılmaz tıpkı Erdoğan gibi Rizeli. İktidarı boyunca aralarında bugün AKP’nin en ünlü müteahhitlerinden Mehmet Cengiz’in de olduğu bir dizi işadamına milyarlarca dolarlık kamu ihalesi verdi. Yılmaz ayrıca Alman devletiyle yakın bağları olan bir politikacı.

Cüneyd Zapsu ise Türkiye’de Erdoğan’ın ‘küresel para baronları’na tanıtan isim olarak biliniyor. Kendisinin Erdoğan için ABD elitine söylediği iddia edilen ‘Erdoğan’ı deliğe süpürmeyin, kullanın’ mealindeki söz Türk siyasetinde bir dönem oldukça ses getirmişti. Geçmişte Erdoğan’la çok yakın ilişkileri olan bu işadamının Erdoğan’ın gözündeki popülaritesi şimdilerde pek güçlü gözükmüyor.

Frankfurt’taki kaynak krediyle başlayacak metro projelerinden Mesut Yılmaz’a yakın bazı işadamlarına iş verileceğini ilişkin söylentiler olduğunu da belirtiyor. Deutsche Bank’tan alınan kredinin ardından inşaatına yeniden başlanacak metro hattı ihalesini 2017 Nisan’ında Doğuş-Özaltın ve Yapı Merkezi kazanmıştı. Bu şirketler Erdoğan öncesinde de sektörde bulunan firmalar.

Diğer taraftan Türk işadamlarının Deutsche Bank üzerinden İBB’yi finanse etme konusundaki hamlelerinin de kendileri açısından bir avantaj yarattığını öğreniyoruz. Böylece daha önce Türkiye’den götürdükleri dövizleri cazip fırsatlar sunan iç piyasaya sokarken, bir dış kredinin yarattığı yasal dokunulmazlıklardan da faydalanmış oluyorlar.

Konuyu aktardığımız CHP’ye yakın İstanbul’daki bir siyasetçi ise olayı doğrulayarak "Özellikle Yılmaz’a yakın inşaatçılara iş olanağı sağlanması ve verilen diğer ödünler, CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu ile Ekrem İmamoğlu arasında soğuk rüzgarların esmesinde en büyük faktörlerden biri" dedi. 

Anlaşılan o ki, CHP yönetimi ile İmamoğlu arasındaki gerilimin tek nedeni başarıyı kimin sahipleneceğine dönük bir takım ‘profesyonel’ tartışmaları değil.

Ekrem İmamoğlu’nun Erdoğan’ın çalımlarını hatırlatan iş yapma biçimi, siyaset-para ilişkileri de önemli bir sorun. Muhakkak ki İmamoğlu gibi temelini müteahhitlikten alan bir siyasetçinin iş yapma biçimi CHP’de daha pek çok tartışmayı da beraberinde getirecektir.  

© Ahval Türkçe