Türkiye’nin İdlib’deki seçenekleri neler?

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan dün AKP Meclis grup toplantısında Suriye rejim güçlerini gerekirse Soçi Mutabakatı sınırları dışında da vurmakla tehdit etti. Erdoğan, Şubat sonuna kadar rejim güçlerini Türkiye’nin gözlem noktatalarının dışına çıkarmakta kararlı olduklarını da söyledi. 

Ancak Erdoğan’ın kullandığı sert sözlere rağmen, Türkiye’nin İdlib’de alternatiflerinin çok sınırlı olduğu belirtiliyor. 

ABD merkezli düşünce üretme kuruluşlarından Carnagie Endowment’ın Ortadoğu ile ilgili çalışmaları yayınladığı Diwan adlı blogda görüşlerine yer verilen uzman ve gazeteciler Türkiye’nin İdlib ve Suriye’deki hareketlerinin Rusya’nın izni ölçüsünde mümkün olacağını belirtiyor. 

İsviçre, Lozan Üniversitesi öğretim görevlilerinden Prof. Joseph Daher, İdlib’e askeri yığınak yaparak Suriye rejimini, tüm alternatiflerin masada olduğu sözleriyle tehdit eden Türkiye’nin çok zor bir durumda olduğunu belirtiyor. 

Türk ordusunun Suriye ile geniş çaplı bir savaşta büyük bir avantaja sahip olduğunu ancak Rusya ile ilişkilerinin zarar görmesini istemediğini aktaran Daher, ‘Moskova, Şam’ın Türkiye’nin çıkarlarına karşı atacağı potansiyel düşmanca eylemleri durdurabilecek tek oyuncu. Türkiye özellikle Batı ile yaşanan gerginliklerden dolayı maruz kaldığı ululsalarası izolasyondan dolayı Rusya ile yakın ilişkilerini korumak istiyor.’ diyor. 

Bundan sonraki süreçte muhtemel senaryonun Türkiye ve Rusya arasında yeni bir ateşkesin sağlanması olduğuna işaret eden Daher, rejim güçlerinin birkaç hafta ya da ay bekleyeceğini, ancak yeniden Rusya’nın desteğiyle saldırılara başlayacağını aktarıyor. 

Daher’a göre, rejim güçlerinin son dönemde elde ettiği başarıların ardından Türkiye’nin İran ve Rusya’ya yeni bir Soçi anlaşması yapma çağrılarının ise elindeki seçeneklerin ne kadar sınırlı olduğunu gösteriyor. 

İstanbul merkezli gazeteci Bissane el Şeyh ise Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın tehditlerine rağmen Suriye rejim güçlerinin durmayacağını belirtiyor. Erdoğan’ın tehditlerinin sadece sözde kaldığını ifade eden el Şeyh şunları söylüyor: ‘Pratikte söylediklerinin hiçbiri olmadı. Hatta desteklediği grupların Suriye rejim güçlerine karşı savaşmalarına engel oldu. Tuhaf bir şekilde bu söyledikleri Libya’da ‘fatih’ olmak için Suriye’deki ‘garantör’ rolünü terkettiği varsayımını güçlendirecek bir şekilde Suriyeli savaşçıları Libya’ya göndereceği duyurusuyla denk geldi.’ 

El Şeyh, daha önce Türkiye’nin elindeki en büyük kozlardan biri olan İdlib’in artık bu geçerliliğini yitirdiğini ve tam tersine artık Türkiye için bir yük haline geldiğini, elinde daha ilerideki pazarlıklarda kullanabileceği ve bir milyon 700 bin mülteciyi yerleştirmek istediği dar bir şerit dışında İdlib’e olan ilgisiniin de azaldığını öne sürüyor. 

Beytuna (Evimiz) adlı sivil toplum destek örgütü başkanı Esad el Açi ise Türkiye’nin İdlib’de ne yapmak istediğini tahmin etmenin zor olduğunu belirtiyor. ‘Türkiye’nin durumu bir bilmece. Her ne pahasına olursa olsun hem sınırlarının güneyinde bir insani felaket yaşanmasını istemiyor, hem de Rusya ile ilişkilerini yıkmamaya çalışıyor.’ diyen el Açi, NATO’dan açık bir destek almadan Türkiye’nin İdlib’de daha ileri gidebileceğini hayal etmenin çok zor olduğunu da vurguluyor. 

Türkiye’nin stratejik çıkarlarının başka bir yerde, Suriye’nin kuzeyindeki YPG ile mücadele olduğunu öne süren el Açi, NATO’nun desteklemesi durumunda Türkiye’nin göç akınını engellemek için İdlib’de bir ‘güvenli bölge’ oluşturulmasına istekli olabileceğinin altını çiziyor. 

Beyrut merkezli Carnagie Ortadoğu Merkezi misafir uzmanlarından Hıdır Haddur da İdlib’de hem kutsal bir savaş yürüttüklerine inanan aşırılık yanlıları, hem de topraklarını ve halklarını korumak isteyen yerel gruplar bulunduğunu ifade ediyor. Türkiye’nin ise İdlib’i bir tür sınır bölgesi olarak gördüğünü aktaran Haddur, Esad rejimini devirmeye çalışan Türkiye’nin, Rusya’nın 2015’teki müdahalesinden sonra yönünü değiştirmek zorunda kaldığının altını çiziyor. Haddur, ‘Suriye sınırında artık Rusya’nın bulunduğunu anlayan Türkiye önceliğini sınırını korumaya verdi.’ diyor.   

Suriye ordusunun şimdi Rusya’nın desteği ve Türkiye’nin boyun eğmesiyle Maarat el Numan, Sarakib, İdlib kent merkezi ve Cisr el Şugur hattını ülkenin güneyi ve kıyı kesimleriyle birleştireceğini iddia eden Haddur, bu şekilde Türkiye’nin Suriye içinde 30 km derinliğinde bir güvenli bölge oluşturulması fikrinin de de fakto olarak hayata geçeceğini vurguluyor. Haddur’a göre fiiliyatta ise bu, güvenli bölge olmaktan çok Türkiye için genişletilmiş bir sınır bölgesi olarak hizmet edecek.