Fehim Taştekin: Türk ordusu İdlib’de kime, neden kalkan?

Gazeteci Fehim Taştekin bugünkü yazısında İdlib ile ilgili son gelişmeleri analiz ediyor. Taştekin “‘Medeni dünya’ İdlib’e pek duyarlı sanki. İdlib’i zapt edenler IŞİD’in Suriye’deki orijinal yapılanması Nusra ve eski ortakları değil” diyor.

Duvar yazarı Fehim Taştekin, “Türk ordusu kime, neden kalkan?” başlıklı yazısında TSK’nın hiç yoktan ‘koruyucu güç’ görüntüsü verdiğini hatırlatıyor. “Kim için?” diye soran Taştekin “Sınırda video çekip “İdlib’i satarsan eğer, o zaman, burası senin duvarın, burası da bizim tünelimiz. İki saate kalmaz Reyhanlı’da oluruz” diyebilecek kadar gözü dönmüşler için!” diye yanıt veriyor.

Deneyimli gazeteciye göre, Ortadoğu en serseri zamanlarından birini yaşıyor. Şöyle devam ediyor:

“Hep mayın tarlasına benzetilir ya, bu biraz daha fazlası. Sabit sorun ve riskler belli ama anlık değişenleri ve belirsizlikleri çok. Suriye’deki son sahne İdlib farklı pek çok hesaplaşmanın soğurma noktası haline geldi. Rusya ile ABD, AB ile Rusya, İran ile ABD-İsrail, Türkiye ile Rusya, Suriye ile Türkiye arasında biriken gerilimin temerküz ettiği yer.”

Yazıda hesapları duvara çarpanların uzun listesini kısaca sıralıyor Taştekin. “‘Medeni dünya’ El Kaide ve türevlerinin elinde tuttuğu İdlib’e pek duyarlı” diyor ve  devam ediyor:

“Terörle mücadele adına yerle yeksan edilen Rakka’da, Deyr el Zor’da, sınırın ötesinde Musul’da görülmeyen bir duyarlılık. Sanki İdlib’i zapt edenler IŞİD’in Suriye’deki orijinal yapılanması Nusra ve eski ortakları değil. Bu örgütün son sürümü Heyet Tahrir el Şam İdlib’in yaklaşık yüzde 60’ını kontrol ediyor. Geri kalan yerlerdeki ana aktörler de Nusra’nın eski ortakları. Ton farkları olsa da ana aktörlerin ortak hedefi Suriye’yi şeri devlete dönüştürmek. Zaten bu örgütlerin bir kısmı BM’nin terör örgütleri listesinde.

Batılı müttefiklerin buradaki kördüğümü çözmeye yönelik önerileri nedir?

Rusya ve Suriye hükümetinin uzlaşma heyetiyle temasa geçecek, ateşkese razı olacak, silah bırakacak ve siyasi çözüme el verecek olanları asmak için darağaçları hazırlayan örgütleri savaştan kim nasıl vazgeçirecek?

Bunları tartışmaya yanaşmıyorlar.

Durum bu iken, silahlı örgütlere dış müdahalenin nasıl geleceğinin yolunu gösterircesine “Kimyasal silah kullanılırsa Suriye rejimini bombalarız” diyen şebeke şekilleniyor: ABD, Britanya, Fransa ve ‘belli belirsiz’ Almanya…”

Türkiye’nin sınıra yaptığı askeri sevkiyatlar hatırlatılıyor. “Zırhlı ve tank sayısı iki katına çıkmış. Stratejik noktalara füze rampaları ve topçu bataryaları yerleştirilmiş. Sahada ‘müttefik’ örgütlere ‘hazır olun’ talimatı verilmiş. Coşku büyük bir cenkten yana!” diyen Taştekin devam ediyor:

“Tam olarak amaç ne? Belki biraz ‘caydırıcı güç’ olma ya da ‘pazarlıkta el yükseltme’ hamlesi, bilemiyoruz.

Felaket tellallığı yapmayıp “Angajmandan kaçınılır” desek bile bu haliyle de sergilenen seferberlik sahayı etkiliyor: Bir kere Türkiye ‘kalkan’ izlenimiyle silahlı gruplara cesaret veriyor, savaşa teşvik ediyor, sorunun müzakereyle çözülebilecek kısımlarını da siperlere itiyor, çatışmasızlık rejimine geçiş ya da en azından cephenin çapını düşürme senaryosunun altını oyuyor.

Hiç yoktan TSK ‘koruyucu güç’ görüntüsü veriyor. Kim için? Sınırda video çekip “İdlib’i satarsan eğer, o zaman, burası senin duvarın, burası da bizim tünelimiz. İki saate kalmaz Reyhanlı’da oluruz” diyebilecek kadar gözü dönmüşler için!

Türkiye amacı her ne ise risk çıtasını kendisinin de kontrol edemeyeceği bir yere yükseltiyor. Savrulmaya, vurulmaya açık bir pozisyon.”

Deneyimli Ortadoğu uzmanı gazeteci yazısını “Bu kazanılabilecek bir oyun değil! Hiçbir hamasi söylem bu örgütlere kefil ve kalkan olmanın getireceği bedelleri telafi edemez” sözleriyle bitiriyor.