Oca 09 2018

'Rusya destekli Suriye ordusu İdlib’teki Türk birliklerini kuşattı'

 

BEYRUT- Suriye Ordusu, Rus hava korumasının da desteği ile İdlib’in kırsal kesimlerinde, şehirdeki yüzlerce Türk birliği ve Türk destekli asileri de kuşatarak, hızla ilerliyor.

Savaş yüzünden bitap düşen şehre Türk birlikleri, geçtiğimiz Ekim ayında gönderilmişti.

Hükümet yanlısı medyaya göre, Suriye kuvvetleri İdlib’e ulaştığında, duracak mı, yoksa şehrin içinden esip geçecek mi, belirsiz.. Eğer İdlib geri alınırsa, Suriye’deki tüm şehirlerden silahlı muhalifler tahliye edilecek demektir.

2 Ocak günü, hükümet birlikleri, Ard az-Zour, Anshan ve Khuwayn’ı aldıktan kısa süre sonra İdlib’in güneyindeki al-Hawa’yı da ele geçirdi.

 

Türkiye unsurları idlib'te

 

Son haftalarda yaklaşık 50 köy geri alındı ve Ruslar, Abu al-Duhur yakınlarında bulunan ve Türklerin de gözlem noktası olarak kullanmak istediği bir askeri havaalanını yakından izliyor.

Rusların bildirdiğine göre, Türk destekli Şam Birliği’nden (Faylaq al-Sham) üst düzey rütbeli bir komutan İdlib’in kuzeyinde öldürüldü, 

Rus ve Suriye hava saldırıları, 2015’in ortalarından beri İslamcı asilerin kontrolü altında olan İdlib’in geleceği konusunda şüpheler uyandırıyor. Aralarında en çok öne çıkan, Nusra’nın başında olduğu cihad gruplarının koalisyonu Tahrir Şam Heyeti (Hayat Tahrir al-Sham), artık Şam’ın Fethi (Fateh al-Sham) olarak anılıyor.

Suriye’deki Rus birliklerin kumandanı Valery Gerasimov, Tahrir Şam Heyeti’ni şehirden “çıkarmanın”, 2018’deki önceliği olduğunu söylüyor.

Tahrir Şam Heyeti savaşçılarının çoğunun, İdlib bölgesindeki köy ve kasabalardan gelen Suriyeliler oldukları göz önüne alınırsa, tabii ki bunu söylemek yapmaktan kolay, Avrupalı, Asyalı ve Arap savaşçılarla dolu IŞİD’in aksine, Nusra’nın güçlü tabanı evde yetişenlerden oluşuyor.

 

idlib

 

Çok güçlü tehdit altında kalırlarsa, sakallarını traş edip normal halkın arasında karışabiliyorlar. Ve bu özellikle, 1976-1982 yılları arasında, zamanın Başkan’ı Hafız Esad ile askeri ihtilaf yaşayan Müslüman Kardeşliği’nin yatağı haline gelmiş, İdlib için geçerli. 

Ruslar, 2015 sonlarında bölgede askeri varlıklarını göstermeye başladıktan sonra, Birleşmiş Milletler’in gözetimi altında uzak diyarlardan İdlib’e düzenli olarak binlerce savaşçıyı, yeşil otobüslerin içinde hafif silahlarıyla beraber şehre gönderdiler.

Niyet, İdlib’de, Taliban benzeri bir rejimle yönetilen, iç isyanlar tarafından bozulmuş bir “mini Afganistan” yaratmaktı. Ruslar, hızla İdlib’e girdi, teröre karşı açılan global savaş kapsamında, –her açıdan düşmüş bir devlet, Ruslar ya da Amerikalılar ya da her ikisi tarafından da yok edilmeyi bekleyen— şehri, tüm terörün kaynağı olarak konumlandırdı. 

 

idlib

 

Geçen Eylül ayında, İdlib hakkındaki plan, Ankara’nın isteğiyle Ruslar tarafından değiştirildi. Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ateşkesi gözetip, savaşan gruplar arasında tampon olma iddiasıyla Şam ve Halep kırsalına askeri birlikler göndermek istiyordu.

Bu, Erdoğan’ın Rus etkili ateşkes kapsamında ayağını, kalıcı olarak Suriye bölgesinde tutabilmesini sağlayacaktı,.

Fakat bu niyeti İranlılar tarafından reddedildi. Silahlı muhalifler tarafından İran barışgücü birliklerinin Ghouta’da –Şam’ı çevreleyen tarım kuşağı—durması reddedilince İran, Türklere istediklerini asla vermemeye yemin etti. 

Tahran, Türkiye Cumhurbaşkanı Şam etrafındaki İran birliklerinin arttırılmasını kabul eden bir anlaşma imzalarsa, Erdoğan’ın birlikleri Türkiye’yle sınırı olan İdlib’e doğru ilerlerken başka yöne bakmayı kabul etti.

Türk askerinin harekatı, Astana süreci kapsamında emreledilen, uluslararası barışgücünün bir parçası olarak konumlandırıldı. 

Her şeye rağmen Ruslar, güney Suriye’de 1000 askeri polis ve Halep civarında 600’den fazla birlikle, ateşkesi korumakla görevlendirildi, Türkiye’de benzer şekilde onurlandırılmayı umuyordu, askeri güçlerinin tıpkı 2016’da IŞİD’i Azez, Jarabulus ve al Bab’dan çıkarmayı başardıkları gibi, şimdi de İdlib’i Nusra’nın etkisinden kurtarabileceğini iddia ediyordu, 

Geçtiğimiz Eylül’den beri, Türkler ve Nusra arasında çok az çatışma yaşandıysa da, başarılı oldular. Onun yerine, Türk yaşamları asgari düzeyd riske atılarak. Türk koruması altında dışarı çıkarıldılar, 

Bazıları, Suriye hükümeti birliklerindeki son gelişmelerin, İdlib üzerindeki anlaşmaların tamamlandığına ya da çöktüğüne işaret ettiğini ve Şam ile Ankara arasında, belki de Suriyeli vekiller üzerinden, ihtilaf çıktığını iddia ediyor.

Diğerleri ise, İdlib etrafında olan her şeyin, Erdoğan ve Rus Başkan Vladimir Putin tarafından kabul edilmiş, ülkenin paylaşımına yönelik itinayla düzenlenen bir plan olduğunu ileri sürüyor.

Batısında kalan her şeyin sözde Türklerin yönetimine bırakılan muhalefet bölgesi, doğusundakilerin ise Rus ve Suriye’ye bırakıldığı Halep-Humus Karayolu’ndan geçen görünmez sınır çizgisi, Her liderin politik etkilerinin sürdüğü yarıküreleri birbirinden ayırıyor.

2017 Aralık ayının ortasından beri hükümet birliklerinin ilerlediği yön bu.

Fakat işleri daha da karıştıran, kesişen iki kara parçası, biri güneyde muhalefet için diğeri kuzeyde eski Halep trenyolunun batısında, rejim bögesinin derinliklerinde kalan alan.

Tren yoluyla Humus-Halep Karayolu arasında kalan hemen hemen her şey Türkler’e tahsis edilmiş durumda –en azından şimdilik. Bu durum ancak, Türk-Rus sıcak ilişkileri Kürt hükümdarlığı konusunda bozulursa değişebilir, örneğin, veya Suriye çıkmazı ile ilgili çözülemeyen herhangi bir kritik konu oluşursa.

Haberin orijinalini buradan okuyabilirsiniz