Tiny Url
http://tinyurl.com/y8qjynxu
Eyl 08 2018

ABD’li uzman: ‘Erdoğan hayal kırıklığı içinde’

Astana sürecinin devamı kapsamında İran'ın başkenti Tahran'da, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani ve Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın katılımıyla Suriye'de cihatçıların ve silahlı muhalif grupların kontrolündeki son büyük şehir olan İdlib masadaydı.

Erdoğan’ın ısrarlı 'ateşkes' çağrısı Putin ve Ruhani tarafından kabul görmedi ve bildiri Türkiye’nin istediği şekilde yayımlanmadı.

Washington’daki düşünce kuruluşu Heritage Foundation’dan (Heritage Vakfı) Luke Coffey, Türkiye ve ABD’nin İdlib konusunda birçok bakımdan İran ve Rusya’ya göre daha fazla ortak noktalarının bulunduğuna işaret ederek, bu durumun iki ülke ilişkilerini tekrar rayına oturtmada fırsat olarak kullanılabileceği görüşünü dile getiriyor.

Amerika’nın Sesi’nden Mehmet Toroğlu’na konuşan Coffey, Erdoğan’ın Tahran zirvenin sonucundan muhtemelen hayal kırıklığı duyduğunu düşünüyor ve ekliyor:

“Bence Tahran’daki zirve gösterdi ki Türkler, Ruslar ve İranlılar arasındaki geleneksel bölünme hatları, geleneksel fay hatları bugün de hala mevcut. Birçok bakımdan ABD ve Türkiye İdlib konusunda Türkiye’nin Rusya ve İran’la sahip olduğundan daha fazla ortak noktaya sahip. Dolayısıyla Tahran’daki zirvenin İdlib’de sahaya nasıl bir yansıması olacağını göreceğiz ama Türk bakış açısından bakıldığında muhtemelen çok iyi olmayacak.”

Coffey’e göre İdlib meselesi Türkiye ve Rusya arasındaki yakınlaşmanın testi olacağını ifade ediyor. 

“Eğer bu gerçek bir dostluksa bu Türkiye’nin hangi tarafta yer aldığı konusunda temel bir değişikliğe işaret eder” diyen uzman, “O zaman Rusya’nın Türkiye’nin İdlib’deki endişelerine yanıt vermeye çalıştığını görürüz. Ama bugün (Tahran zirvesi) görüldü ki, durum muhtemelen böyle olmayacak. Rusya Devlet Başkanı (Vladimir) Putin, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın İdlib’deki duruma ilişkin meşru kaygılarına yanıt vermeye istekli görünmüyor” görüşünü dile getiriyor.

Türkiye’nin zirveden elde ettiği tek olumlu sonucun, İdlib’deki durum hakkında daha fazla uluslararası farkındalığın oluşması olduğunu söyleyen Coffey, ayrıca İran ve Rusya’nın herhangi bir kalıcı ateşkese ilgili olmadığının da görüldüğünü kaydediyor.

Luke Coffey, ABD’nin Suriye’deki varlığını devam ettireceğini söylülyor. İdlib’de kimyasal silahlar kullanılmadığı sürece Washington’un herhangi bir anlamlı karşılık vereceğini sanmadığını da ekliyor sözlerine.

Coffey’e göre Washington’ın İdlib’e çok müdahil olma gibi bir isteği ya da siyasi iradesi yok. Uzman, “ABD, El Kaide’yle bağlantılı grupları savunuyor gibi bir pozisyona düşmek istemez” diyor.

​İdlib’de Türkiye ve ABD’nin benzer bir pozisyona sahip olduğunu söyleyen ABD’li uzman, , iki ülke ilişkilerindeki kriz ortamının yumuşatılması açısından bir fırsat olarak kullanılabileceği ümidini de dile getirdi.

İki tarafın da güven arttırıcı tedbirler bulmasının önemli olduğuna değinen ve Menbiç yol haritasının uygulanma sürecinde ilerleme sağlanması, F-35 programı kapsamında Türk pilotlara yönelik eğitimlerin halen devam ediyor olması gibi gelişmeleri örnek veren Coffey, “İdlib konusunda, Rusya ve İran’ın Suriye’deki, İdlib’deki müdahalesi konusunda ortak kaygılar da var. Eğer bunu Türkiye’yle daha yakından çalışmak için bir fırsat olarak kullanırsak ve Türkiye de aynısını yapar, Amerika’yla ilişkileri geliştirmeye çalışırsa, bence bu önemli ikili ilişkiyi tekrar rayına oturtabilmek için burada bir fırsat var” diye konuştu.

Coffey, iki ülke ilişkilerindeki kırılmanın tohumlarının Obama döneminde ekildiği görüşünü de dile getirirken, gerilimin Amerika’nın YPG’yi silahlandırma kararıyla başladığını savunuyor.

Uzman, sözlerine şöyle devam ediyor:

“Bence önceki yönetim, Amerika’nın gerekçelerinin neler olduğunu, neden bu grubu IŞİD’e karşı desteklediğimizi Türklere anlatmada daha iyi iş çıkarabilirdi” diyen Coffey, Türkiye’de çok geniş çaplı bir Amerikan karşıtlığının yanında, Washington’da da Başkan Trump dahil belirli yetkililerden kışkırtıcı söylemler geldiğine dikkati çekerek, Bence iki tarafın da yapması gereken derin bir nefes alıp, şöyle bir geriye yaslanıp, bu önemli ilişkinin tekrar nasıl rayına oturtulabileceğinin yolunu bulmak.” 


Haberin tamamına buradan ulaşabilirsiniz.