Tiny Url
http://tinyurl.com/yaqagqh2

İdlib’in hükümetler, ordular ve milis grupları arasında sıkışmış yorgun halkı

İdlib’de rejimi ve rejimin müttefiklerini vilayeti geri almak için başlaması beklenen saldırıdan vazgeçmeye davet eden kitlesel mitingler düzenlenirken, Suriye Başkanı Başar Esad’ın Suriye’nin “her santimetrekaresini” geri almak için yürüttüğü kanlı kampanyasına direnen son kalenin geleceğini konuşmak için, Türkiye, İran ve Rusya’nın liderleri toplandılar.

İdlib hepsi için farklı nedenlerle önemli. Türkiye açısından bu vilayet Ankara’nın Afrin civarında edindiği bölgeye ilave olarak, mültecilerin toplanarak Türkiye’ye taşmalarını engelleyebilecek, fazladan bir tampon bölge oluşturuyor.

Rusya açısından, Astana sürecindeki üstünlüğünü daha da pekiştirmenin yanı sıra, Lazkiye’deki üssüne düzenlenen havan ve insansız hava saldırılarının başladığı noktayı temizleme fırsatı sunuyor. İdlib’i almak, İran gibi, Rusya için de, Esad’ın Suriye’deki hakimiyetini yeniden tesis etmek için sürdürülen yüksek maliyetli bir kampanyanın ulaştığı son zirve olacak.

Siviller ve muhalifler açısından ise bu bir ölüm kalım meselesi. BM tahminlerine göre İdlib’de 1 milyonu çocuk 2.9 milyon insan bulunuyor. Bu insanların yarısından fazlası, Suriye’de muhalif güçlerin kontrolündeki diğer bölgelerden veya rejimden kaçmak için buraya gelmişler.

Bu sayısının 30 bin kadarının muhalif savaşçı olduğu düşünülüyor. Bunlardan da 10.000 kadarı Heyet Tahrir El Şam (HTŞ)  ile ittifak yapan cihatçılardan müteşekkil. Geriye kalanlar arasında, Rejim ve onun Rus müttefikleri ile uzlaşmak yerine, güneybatıdan İdlib’e kaçmış, nispeten daha seküler muhalifler de var.

Ancak bu vilayete Esad ve onun müttefiklerinin perspektifinden bakıldığında, bu tür farklılıklar anlamını yitiriyor.

Washington Yakın Doğu Enstitüsü’nün misafir araştırmacısı Hanin Ghaddar, “sorunlardan biri herkesin farklı bir ‘terörist’ tanımına sahip olması” dedi ve ekledi: “uluslararası toplum açısından, terörist olanlar El Kaide gibi örgütler. Ama rejim ve Rusya için Şam’a muhalefet eden herkes terörist ki, buna İdlib’de bulunan Beyaz Miğferler de dahil."

Birleşmiş Milletler, rejim kontrolundaki bölgelere insani koridorlar açılmasından bahsediyor ama Idlib’deki çoğu insan zaten bu bölgelerden İdlib’e kaçmıştı ve artık umutlarını yitirmeye başladılar. Ailesi ile birlikte İdlib’e sığınmış Alaa, Independent gazetesine şunları söyledi:

“Yaklaşan saldırı için hiç bir planım yok. Yarın harcayacak param bile yok. Kelimenin gerçek anlamıyla, yapacak hiçbir şeyim kalmadı. Bir kez daha yerimden olacağıma ailemle birlikte ölürüm, daha iyi.” Eskiden gönüllü sağlık görevlisi olarak çalışan Ala şunları da söyledi: “İdlib düşerse, ben ve ailem de onunla birlikte düşeceğiz. Artık fakirlikten, emniyette olacağız diye oradan oraya kaçmaktan bıktım. Yaptığımız tek hazırlık, ölmeye.”

İdlib’in sınırlarındaki silahlı gruplar, günlerdir hava saldırıları ve topçu ateşiyle vuruluyorlar. Agence France-Presse’in verdiği bir habere göre, yüzlerce aile, terkettikleri evlerinden alelacele toplanmış eşyalarını yığdıkları kamyonlarla, yerleşim bölgelerinden kaçmaya başladılar bile.

Yeni Amerikan Güvenliği Merkezi, Ortadoğu güvenliği araştırmacısı Nicholas Heras “Olası bir saldırının ne kadar süreceğini söylemek zor,” dedi ve ekledi:

“Daha önceki muharebelerden farklı olarak, bu kez muhalif güçler bulundukları yerde tutunup, sonuna dek savaşmak isteyeceklerdir. Ancak yine önceki muharebelerden farklı olarak, İdlib’deki arazi diğerlerinden farklı. İdlib vilayetinde, konvansiyonel bir orduya manevra olanağı sunan geniş ovalar var. Ancak kuzey’de ve batı’da, Türkiye sınırına yakın bölgelerde, epeyce dağlık bir arazi var ve cihatçıların önemli bir kısmı da orada bulunuyor."

Eski muharebelerin yaşandığı arazi farklı olsa da, eski yenilgilerden, özellikle de Dara’dan alınmış dersler baki. Heras “muhalif güçler güneybatıdaki muharebelerden çok şey öğrendi” dedi ve devam etti:

“Orada bazı gruplar uzlaşmayı tercih etti ve sonrasında muhalefet büyük ölçüde çöktü. HTS bundan çok sonuç çıkardı. İdlib’te Şam’la uzlaşmayı aklından geçiren gruplara, içlerindeki önemli isimleri öldürmek de dahil, gerçek bir baskı uyguluyor.”