İdlib’ten Rahip Brunson’a uzanan ince yol

Bayram tatilimizi Cunda Adası’nda idrak ettik. Arche Projesi’den glen bir teklifle diğer değerli hocalarımla birlikte Şirince’de Nişanyan Otel’de 50 kadar gence kalkınma sıkıntılarımızı anlatıp, Cunda’ya intikal ettik. Cuma günü de İstanbul’a avdet ettik.

Şirince’den İstanbul’a kadar uzanan coğrafyada ekonomik bunalımın izini göremezsiniz. Benzin olmuş TL7, ne gam, yollarda 30 km’ye uzan trafik. Şirince’de cenaze arabası ebatında jiplerde şarap tatmaya  gelen yerli turistler. Cunda’da sabahın 03’nde  alem gırla gidiyor.  Tabii, bunları gören bazı tuzu kurular da “Hangi ekonomik kriz ya?  Bu millette öyle bir para var ki, o-ooh, öyle Brunson yaptırımları filan bize koymaz, yine harcarız” diye  mangalda kül bırakmıyor.

Ekim ayına kadar da böyle atıp-tutarlar. Ağustos’ta emekliye 12 milyar ikramiye verildi, Ağustos-Eylül’de tatil ve turizm harcamaları ve okula dönüşün zorunlu masrafları var. Turizm 1 milyondan fazla geçici istihdam yaratıyor. Esnaf ve KOBİ’ler  müşteri kaybetmekten korktuğu için kar marjından fedakarlık edip devaluasyonu fiyatlara yansıtmıyor.  İç talep bir nebze tutunur. Orta sınıf döviz mevduatından kazandı, harcar.  Sonra, doğal gazı açarız, turizmde istihdam biter, %20 enflasyon vurur ve stagflasyonun derin acısı mangal dumanı gibi çöker yurt sathına.

Maalesef,  sex kölesi medya sayesinde geleceği okumaktan aciz hale getirilen Türkiye  hayal aleminde. Bu bunalımı  da kolay atlatacağına inandırılıyor. Bakın şu seraplarımıza:

Dolar devri kapandı, yeni bir para birimi geliyor, yeni bir dünya ticaret ittifakı kuruluyor, başı da biz çekiyoruz.

Katar’dan AB’ye herkes bize para yardımı için kapıya üşüştü. AB hele yardım etmesin, biz bir krize girersek, onların bankalarını da batırırız.

ABD’den çekinmeye gerek yok, artık Rusya ile stratejik ortağız.

 2 bin yıllık bir devlet geleneği ve diplomasi tecrübesi olan bir millet için ne vahim bir hayalcilik bu?   Ne kendi geçmişimizden, ne başka ülkelerin yakın zamanda yaşadıkları acı tecrübelerden, ne de ekonomi branşının engin tecrübe birikiminden ders alıyoruz. Yeni alt bezinden çıkan bebe gibi herşeyi deneyip, nelerin el yaktığı ya da ağıza acı geldiğini tecrübeyle öğreneceğiz. Eyvallah, itirazım yok. Eğer öğrenmenin tek yolu buysa, öyle yapalım. Ama biz ABD’yle sorunlarımızı çözmedikçe, ekonomide hasar katlanarak artacak ve kandırılan bu halkın Mart yerel seçimlerinde intikamı çok acı olacak.

İlk tecrübe bu hafta başlıyor. Sınav yeri de Suriye’de, sınırımızdaki İdlib Vilayeti. Rusya’nın kurnazlığı sayesinde “çatışmasızlık bölgelerine” razı olduk. Böylece Esad askeri gücünü tek bir bölgede yoğunlaştırma şansı elde ederek, rejim muhaliflerinin elinde tuttuğu cepheleri birer birer, hunharca ele geçirdi. Artık Batı Suriye’de muhaliflerin sığındığı tek kapı İdlip. Nüfus 3 milyon ve her gün artıyor.   Eski el Nusra’dan, ondan daha da azılı kafa kesmeyi hobi bilen tüm cihadi örgütler de orada. Esad şimdi gözünü bu vilayete dikti. Batı ve Arap basınında Esad’ın her an saldırıya geçeceğine dair spekülasyonlar var.

Dikkat ederseniz, Cuma günü  Mevlut Çavuşoğlu, Hulusi Akar ve Hakan Fidan Moskova’da Lavrov ve Putin’le bu konuyu görüştü, sonuç çıkmadı. Ankara Esad saldırırsa karşılık verecek. Vermek zorunda, çünkü Esad İdlib’e yürürse en az 1 milyon mülteci daha sınırımıza yığılır. AKP seçmeni artık Suriyeli istemiyor, sosyal güvenlik altyapısı bu kadar mülteciyi göğüsleyemiyor, demografik doku yırtıldı. Daha da fenası, harbi mülteciler arasına azılı cihadiler de katılacak, radikal dinci terörü topraklarımıza taşıyacak. IŞİD’e göz yumarak başlattığımız sınır bölgesinin Pakistan’laşması şahikasına erecek.

İdlib’i yitirirsek, Esad Batı Suriye’yi temelli geri alır. 4 milyon mülteci bize kalır, Esad asla muhalefeti de kucaklayacak bir barış yapmaz. Daha da kötüsü, belki de PKK karbon kopyası PYD-YPG ile el sıkışarak Türkiye’ye karşı ortak cephe açar. ABD’yle papaz olduğumuz bir gelecekte, PKK’nın tüm Güney sınırımızda hortlaması hiç de fantastik bir tehdit değil. Bu Esad gavatının babası da Öcalan’ı yıllarca bağrında barındırmıştı.

Eğer Rusya stratejik ortaksa, bu soruna çözüm bulur.   Esad’ın ellerini bağlar, onu muhalefete da yaşam hakkı tanıyan bir barışa razı eder. O zaman gerçekten “stratejik” oluruz. ABD’ye de orta parmağımızı göstermeye değer.

Ama Putin yapamaz. Esad’ı bize feda edemeyeceği gib, Esad-İran da onu pek iplemiyor. Aksine, nasıl Putin bizi NATO’dan koparmak istiyorsa, Esad-İran ittifakı da Rusya’yla aramızı bozmaktan keyif alacak.

Bakın, Şah-Fırat Komutanı emekli Tuğgeneral İhsan Başbozkurt Yeni Şafak’ta ne anlatıyor:

“Başbozkurt, İdlib’de eğer terör örgütleri sorunu varsa bunun kontrol noktalarıyla gözlenmesi ve sorunun savaşla değil, alınacak tedbirlerle çözülmesi gerektiğini vurguladı. Rusya’nın güvenilir bir ortak olarak bir testten geçtiğini belirten Başbozkurt, “İdlib sorunu masada çözülmeli. Rusya ve İran Astana sürecine zarar veren hareketlerden kaçınmalılar ve artık yönlerini Deyrizor ve Rakka’ya çevirmeliler” diye konuştu.

“Halep’te, Hama’da, Humus’ta, Deraa bölgesinde yaşananlar, son günlerde maalesef İdlib’de bir kez daha yaşatılmak isteniyor. Oysa İdlib, Astana mutabakatı kapsamında bir çatışmasızlık bölgesi ve buradaki insanların hiç olmazsa rahat bir şekilde yaşamını sağlamak, evlerinden uzak dahi olsalar huzurlu ve güvenli bir şekilde yaşamaları için bir sistem kurulmuş. Bu sistemi kuran devletlerden İran ve Rusya ise kurulan sisteme çeşitli bahanelerle uymuyorlar. Cani Esed ve onunla birlikte hareket eden terör örgütü PKK, katil Mihraç Ural örgütüyle beraber Acilciler de fırsattan istifade bu bölgeyi güvensiz hale getirmek için insanlık dışı, yine çocukların ölümüne ve insanların ölümüne sebep olarak bölgeyi kan revan hale getirmek istiyorlar.”

Eylül’de Rusya’nın ne yapamayacağı ortaya çıkarken, ABD de mali yaptırımları başlatarak neler yapabileceğini ortaya koyacak.  Ankara’da kaynayan tencerenin kapağı mutfak camından fırlayacak. Sabır, eğitim zaman alır. Bizim de Ocak-Şubat’a kadar dayanacak cephanemiz var. Bırakalım Ankara tecrübeyle nelerin olmayacağını görsün, bu hayalden uyansın ve bizi Batı medeniyetine geri götürsün.

 

Bu blok bozuk ya da eksik. Eksik içeriğe sahip olabilir ya da orijinal modülü etkinleştirmeniz gerekebilir.