Oya Baydar: Askerlerimizi sınır ötesinden çekin, savaşı durdurun, dünyaya örnek olun

Gazeteci-yazar Oya Baydar, dünya çapında yaşanan koronavirüs salgınına dikkat çektiği yazısında Türkiye'ye "Askerlerimizi sınır ötesinden çekin, savaşı durdurun, dünyaya örnek olun" önerisinde bulundu. 

T24 yazarı Baydar "Askerlerimizi sınır ötesinden çekin, savaşı durdurun, dünyaya örnek olun" başlıklı yazısına, "Dünyanın bu çapta bir küresel felakete hazır olmadığı; yaşanan topyekûn çaresizlikten, buruşmaz kırışmaz sanılan devletlerin virüs salgınına teslim olmalarından, günü kurtarmak için çaresiz çırpınışlarından anlaşılıyor. Ne yapay zeka, ne silikon vadisi, ne uzayda yeni yerleşim alanları bulma girişimleri işe yarıyor. Hayalci ve iyimser olmaya gerek yok; pandemi öyle birkaç ayda, hatta yılda sona ermeyecek, kötümser tahminler, ki siz şu günlerde kötümserlere kulak verin, Covid-19’un kendini yenileyeceğini, yeni pandemilere yol açacağını, hazırlıklı olmak gerektiğini söylüyor" sözleriyle başlıyor. 

"Lafı uzatmadan: Başımıza bela ettiğiniz İdlib’den askerleri acilen çekin, sınır ötesi harekâtları durdurun, sınırlarımızı güvence altına alın, bütün sınırları sıkıca kapatın yeter. Dünyanın şu halinde ülkemize sınır ötesinden gelen hiçbir tehdit yok, beka meselesi ise kimsenin umurunda değil, herkes kendi derdinde" diyen Baydar, devam ediyor: 

"İşte size, yoksul, emekçi halka yönelik, kolonya dağıtmakla sınırlı kalmayacak önlemlere imkan tanıyacak bir tasarruf fonu. Bu ölçüde olağanüstü bir dönemde olağan önlemlerle işin savuşturulamayacağını herkes biliyor. Para basmaktan (ki bütün ülkeler yapmaya başladı) sermayeye yönelik salma çıkartmaya, gönüllü-zorunlu afet katkı paylarına, ekonomistlerin (ama damat beylerin değil ciddi ekonomistlerin) önereceği bir sürü adım var. Savaşlara son vermek, kendi başına her şeyi halletmez ama son derece önemli bir ilk adım olur. Eğer büyük çaplı savaş sanayii, silah ihracatçısı ülke değilseniz, her savaş insanî ve ekonomik eksi yaratır. Hele de vatanı savunmak için değil de başka ülkelerin topraklarında başka bir ülkenin halklarına karşı yürütülen savaşların en küçük bir haklılığı ve mazereti yoktur.

Bir süre sonra Birleşmiş Milletler’in savaşların durdurulması önerisi getirebileceğinden söz edildiği günlerde, başı çekin. Büyük ülke, güçlü ülke olmanın gerçek ölçüsü: toprak kazanmak, bölge ilhakı, şehit vermek, ölmek öldürmek değildir. Karşı karşıya bulunduğumuz küresel felakette ne kazandığınız topraklar, ne ilhak ettiğiniz bölgeler, ne perişan edilen halklar işinize yarayacak. Bir kerecik iyi, insanî, vicdanî bir şey yapın. Savaşı durdurduğunuzu, askerlerinizi çektiğinizi dünyaya ilan ederek tarihe geçin.

Tartışmaları, konuşmaları dikkatle izliyorum. Muhalif sayılan kanallarda bile, işsizlik fonundan başlayarak, çeşitli kaynaklarda, hazinede para kalmadığı anlatılırken, hükümet eleştirilirken savaş harcamalarından söz edildiğini işitmedim. Belki birileri dile getirmiştir, ben duymamışımdır, özür dilerim ama yeterince güçlü tartışılsaydı haberim olurdu.

Bu konu "millî" tabumuzdur. Ne ana muhalefetimiz değinmeye cesaret eder ne de kendilerini muhalefet sayan diğerleri. Daha birkaç gün önce İyi Parti, İdlib’de M4 yolunu Suriye’ye Ruslara mı bıraktınız, diye iktidarın savaşçılık güdülerini gıdıklamaya çalışıyordu tam aksini yapması gerekirken. Saadet Partisi ise konuya asla yaklaşmamaya yeminli. Halka 1000 lira dağıtalım, falan güzel de, hangi kaynaktan?

Üstelik şu seferberlik döneminde İdlib’den, Fırat’ın doğusundan, ne işimizin olduğu hâlâ belirsiz Libya’dan çekilecek askerlerin önemli bölümü, korona salgınına karşı çeşitli kamusal görevlerde kullanılabilir."