Eyl 16 2019

Putin, 'İdlib'de Suriye ordusunu destekleyeceğiz' dedi, Ruhani tam destek verdi

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, beşinci kez Suriye gündemiyle Ankara'da bir araya geldi. Üçlü zirve sona ererken Putin'den İdlib için önemli mesajlar geldi.

Putin, "Biz İdlib'de Suriye ordusunu destekleyeceğiz" ifadesini kullandı.

İdlib'deki durumun endişe verici olduğunu belirten Putin, "Bu bölgede gerginliğin azalması için, terör tehdidini yok etmek için Suriye Ordusu'na kısıtlı harekatlarda destek vereceğiz. Bizim mutabakatlarımız terör örgütlerini kapsamamaktadır. Sivil halkın zarar görmemesi için her türlü adımı atmaya hazırız" diye devam etti. Putin, Erdoğan'ın Anayasa Komitesi'ne çok büyük bir katkı sağladığını da ifade etti" diye de ekledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan ise, "İdlib'deki gerginlik odak noktalarımızdan biriydi. Nisan ayından bu yana hayatını kaybeden sivillerin sayısı bine yaklaştı. Daha önce defalarca yerinden yurdundan edilen yüz binlerce insan yeniden göç yollarına düştü. Sınırlarımızın hemen bitişiğinde 4 milyon insanımızı etkileyecek yeni bir trajedinin yaşanmasına sessiz kalamayız. Böyle bir şey sadece ülkemizi değil, bütün Avrupa'yı etkileyecektir" diye konuştu.

Ruhani ise, "Hala İdlib'de terörist örgütler bulunmaktadır. Terör örgütlerinin varlığı bazı bölgelerde daha güçlü hale gelmiştir. Dokuz seneden beri Suriye halkı teröristlerden eziyet çekmektedir, baskı görmektedir. Biliyoruz ki bu teröristler kim tarafından destekleniyor. Teröristlerle mücadele etmeliyiz ve Suriye devletine yardımcı olmalıyız" diyerek Putin'le aynı çizgide olduklarını vurguladı.

Ruhani, sözlerinin devamında "Suriye krizinin üzerinden dokuz yıl gibi uzun bir zaman geçerken, bazılarının peşinde olduğu yönetimi değiştirme yaklaşımlarının bu süreçte elde edilen tecrübeler ışığında artık geçerliliğini yitirdiğine inanıyoruz" diye konuştu.

Rusya uzmanı Kerim Has, Putin-Erdoğan-Ruhani zirvesi sonuçlarını şöyle yorumladı:

  • Rusya’nın İdlib planları aynen devam; rejim ilerledikçe CB Erdoğan Moskova’ya gidecek.
  • Fırat’ın doğusunda TOKİ’ye Moskova & Tahran sıcak bakmıyor; Adana diyorlar.
  • Anayasa komisyonunda işin zoru bitti, daha zoru başladı.

"Astana sürecinin garantörü olarak Suriye'nin toprak bütünlüğünü destekleyen üç ülkeyiz. Suriye'de siyasi diyaloğun hızlandırılmasını istiyoruz, uzman düzeyinde toplantılar sürdürülecektir" diyen Putin, sözlerine şöyle devam etti:

"Garantör ülke, BM uzamanları ve taraf ülkeler toplantı düzenleyeceklerdir. Önümüzdeki toplantı gelecek ay Nursultan'da yapılacaktır. Soçi'de Suriye Ulusal Diyalog Kongresi yapılmıştır ve Anayasa komitesi için bir karar alınmıştır. Üç garantör ülkenin katılımıyla Anayasa komitesinin listesi onaylanmıştır. Artık bu komite Cenevre'de hızlıca çalışmaya başlamalıdır. Biz buna desteğe hazırız.

Suriye'de geniş manada, Orta Doğu'da da barışın geliştirilmesine katkı sağlayacağına inanıyoruz. Bugün özellikle Suriye'de terörle mücadeleyi görüştük. İdlib'deki durum endişe verici. Bu bölge neredeyse El Kaide bağlı grupların kontrolünde. Buna sessiz kalamayız. Dolayısıyla gerginliğin azalması için çalışmalar konusunda mutabakata vardık. Bizim mutabakatlarımız hiçbir zaman terör örgütlerini kapsamamaktadır. Sivil halkın zarar görmemesi için her türlü adımı atmaya hazırız.

Suriye'nin kuzeyinde de IŞİD hücreleri aktif hale gelmektedir. O bölgede de istikrarın sağlanması bölgenin Suriye hükümetine geçmesiyle mümkün olacaktır. Geçen yıldan itibaren 390 bin kişi Suriye'ye döndü. Suriye'nin artık ekonomik ve sosyal olarak restorasyonu başlamıştır ancak Suriye hükümetinin karşı karşıya olduğu sorunlar o kadar büyük ki. Eğer uluslararası örgütler, uluslararası toplum barışı sağlamak isterse yardım sağlamalıdır. Biz bu zirve kapsamında Erdoğan ve Ruhani'yle ikili görüşmeler yaptık. Sn. Erdoğan'la Türkiye ve Rusya arasında ekonomik ilişkilere dair maddeleri değerlendirdik. Geçen sene ticaret hacmimiz 25 milyar doları aşmıştır. Enerji alanında nitelikli projeler gerçekleştirilmektedir. Askeri alanda da işbirliğimizi geliştirmekteyiz. İnsani ve kültürel alanda işbirliğimiz de derinleşiyor. Türkiye'ye gelecek yıl 6 milyondan fazla Rus turist gelecektir. Ruhani ile de işbirliğimizi değerlendirdik, büyük projelerin hızlandırılması konusunda mutabakata vardır. Ticaretimizde ulusal para birimlerimizi kullanma konusunda anlaştık."

Erdoğan'ın konuşmasından satır başları şöyle:

"Astana platformu çerçevesinde düzenlediğimiz Ankara Zirvesi'nde kendilerini ağırlamaktan büyük bahtiyarlık duyuyorum. Suriye'deki yangının söndürülmesi için bugün beşinci kez bir araya geldik. Sn. Ruhani ve Sn. Putin'le birlikte Suriye'yi bütün boyutlarıyla ele aldık.

Gerek ikili, gerek üçlü, gerek heyetlerle yaptığımız görüşmelerin verimli geçtiğine inanıyorum. Suriye'de siyasi çözümün umutlarını yeşertecek önemli kararlar aldık. Hepimizin bu konuda aynı hassasiyete sahip olduğunu birlikte teyit ettik. I

IŞİD'le terör örgütlerine destek verilmeyeceğini kabul ettik. Sahada barışın ve mültecilerin dönebileceği ortamın sağlanması için çözüm önerilerimizi ilettik. İdlib'deki gerginlik odak noktalarımızdan biriydi. Nisan ayından bu yana hayatını kaybeden sivillerin sayısı bine yaklaştı. Daha önce defalarca yerinden yurdundan edilen yüz binlerce insan yeniden göç yollarına düştü. Sınırlarımızın hemen bitişiğinde 4 milyon insanımızı etkileyecek yeni bir trajedinin yaşanmasına sessiz kalamayız. Böyle bir şey sadece ülkemizi değil, bütün Avrupa'yı etkileyecektir.

Bugün Soçi Mutabakatı'nı bir kez daha konuştuk. Sivil halkın ve garantör ülkelerin, sahadaki askeri personelin güvenliğinin garanti altına alınması için bir kez daha anlaştık. Gündemimizdeki diğer konu Anayasa Komitesi'nin teşekkülüydü. Siyasi sürecin ilerletilmesi için gayret gösterdik. Nitekim ortak çabalarımızla komitenin oluşumuna ilişkin pürüzler giderilmiştir. Bugün usül kurallarını da BM ile eşgüdümlü olarak sonuçlandırarak Anayasa komitesinin çalışmaya başlamasını sağlamayı kararlaştırdık.

Fırat'ın doğusundaki konuyu da istişare ettik. Halen Suriye topraklarının 4'te birinden fazlası terör örgütünün elinde bulunuyor. Dün Çobanbey'de bir hastaneye düzenlenen kalleş saldırı yaşananların en son örneğidir. Geldiğimiz noktada Suriye'de IŞİD tehdidi ortadan kalkmıştır. Suriye'nin toprak bütünlüğünün önündeki en büyük engel PKK ve uzantısı YPG'dir.

Sn. Ruhani ve Sn. Putin'i Fıratın doğusu konusunda bilgilendirdim ve görüşlerimi paylaştım. Bir terör oluşumuna rıza göstermeyeceğimi kendilerine ilettim. Burada bir mülteciler şehri oluşabileceğini ve onların burada konaklayabileceğini, ekip biçebilecekleri bahçeleri olmaları gerektiğini ifade ettim. Suriye sınırımız boyunca terör oluşumuna rıza göstermeden bu tür bir insanı altyapıyı oluşturmamızda fayda olacağını anlattım.

Nihai hedefimiz Suriye'nin kuzeyinde bir barış koridoru oluşturarak ülkenin bölünmesini engellemektir. ABD ile anlaşamazsak kendi harekat planımızı uygulayacağımızı anlattım. Türkiye olarak mülteciler konusunda büyük fedakarlıklarda bulunduk, bulunuyoruz. Krizin en başından itibaren göç konusunda çözümün Suriye topraklarında aranması gerektiğini ifade ettik. Şimdiye kadar 360 bin mülteci geri döndü, temin ettiğimiz sağlık hizmetlerinden yararlanıyor. Türkiye'nin sığınmacı yükünü tek başına karşılayamayacağı açıktır. Artık Suriyelilerin güvenli bir şekilde geri dönüşlerine yoğunlaşmamız gerekiyor. Fıratın doğusundaki barış koridoru onlar için de korunaklı bir liman olacaktır. Ülkemizdeki en az 2 milyon Suriyelinin bu bölgelere yerleşebileceğini düşünüyoruz.

Ülke dışında olan Suriyelinin kendi topraklarında yaşamasını temin edebiliriz. Bu bölgelerde yeni yerleşim alanları oluşturulması mümkündür. Hem Rusya, hem de İran'la, hem de uluslararası toplumun diğer üyeleriyle geri dönüşler için çalışmayı bekliyoruz. Bu düşüncelerle Ankara Zirvesi'nin Suriye'de barış, güvenlik ve istikrarın tesisine katkıda bulunmasını temenni ediyorum. Bir sonraki zirve toplantısına İran'da ev sahipliği yapmayı planlayan Ruhani'ye teşekkür ediyorum."