Burak Tuygan
Ağu 17 2019

S-400 balayı bittiği için mi Rusya destekli Suriye ordusu İdlib'de ilerlemeye başladı?

Yaklaşık üç aydır muhalif gruplar karşısında ciddi bir ilerleme kaydedemeyen Suriye rejim güçleri hafta içinde bazı köyleri ele geçirerek yeniden ilerlemeye başladı. Hedefteki Han Şeyhun'un düşmesi durumunda muhalif grupların büyük bir bozgun yaşayabilecekleri belirtiliyor. Farklı noktalardan saldıran rejim güçleri muhalifler arasındaki bağlantıyı da kesmeye çalışıyor.

Peki mevzilerini korumakta dahi zorlanan rejim güçleri nasıl oldu bir anda Hama'nın kuzeyi ve İdlib'in güneyindeki kırsal kesimlerde hızlı bir ilerleme kaydedebildi?

Sorunun cevabını kısmen, Suriye birliklerinin iki yıl gibi kısa bir sürede muhalifleri İdlib'e sıkıştırdıktan sonra nasıl oldu da bir anda durduğunda aramak gerek.

Nisan ayında operasyon başlatan Suriye rejim güçleri Haziran'dan itibaren bir anda beklenmedik bir direnişle karşılaştı.

Katliam ve Türkiye'ye göç senaryolarının konuşulduğu bir ortamda yaşanan sert direnişin aslında Suriye rejim güçleri saflarında yaşanan zaafiyetten kaynaklandığı ortaya çıktı.

Bunun sebebi ise rejim güçlerinin karada ilerlemesinde önemli bir unsur olan İran destekli gruplar ve Hizbullah'ın İdlib'de savaşmak istememesiydi. İkinci bir sebep ise Türkiye'ye S-400 savunma füzeleri konusunda büyük bir baskı uygulayan ABD'ye karşı Ankara'nın elini rahatlatmak amacıyla Rusya'nın gerçekleştirdiği hava saldırılarını durdurmasıydı.

Londra'da yayınlanan El Arab gazetesi yazarlarından Salam el Saidi'ye göre son günlerde yaşanan ilerlemede cepheye tekrar dönen Hizbullah ve İran destekli grupların önemli bir rolü bulunuyor. Aynı şekilde Rusya da hava bombardımanlarına yeniden başladı. Dolayısıyla rejim güçlerinin durmasının iki sebebi tekrar devreye sokulmuş oldu.

İki ülkenin cephede tekrar Suriye rejim güçlerinin yanında yer almasında da üç husus ön plana çıkıyor.

Birincisi bu ay sonunda ya da önümüzdeki ay başında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Rusya Lideri Vladimir Putin ve İran Lideri Hasan Ruhani'nin İstanbul'da yapacakları zirve öncesi rejimin elini daha da güçlendirmek.

Bu ay başında Astana'da yapılan Suriye zirvesinde taraflar arasında varılan ateşkes anlaşmasına rağmen çatışmaların yeniden alevlenmesi, bölgede kalıcı bir ateşkesin sağlanmasının zorluğunu ortaya koymuştu.

Rusya, Suriye rejimi ve İran, Türkiye destekli militan gruplarla Türkiye'nin verdikleri sözleri yerine getirmediklerini öne sürüyor. Türkiye ise Rusya'nın adını zikretmeden rejim güçlerini suçluyor.

İkincisi ise Rusya'nın S-400 konusunda Türkiye'nin geri adım atmayacağını görmesi ve ABD ile herhangi bir anlaşmaya varmamasından sonra fabrika ayarlarına geri dönmesi.

S-400 konusunda ABD Başkanı Donald Trump'ın Türkiye'ye yaptırım uygulamakta ayak diremesi de Rusya'nın elini güçlendiren sebeplerden biri oldu.

Üçüncü ve belki de en önemli sebep ise Türkiye ve ABD'nin Menbiç'te muhtemel bir anlaşmaya varma ihtimali.

Rusya, şimdiden Türkiye'yi ABD ile herhangi bir anlaşmadan caydırmak için perde arkasından tehditlerde bulunuyor.

Son olarak Türkiye'nin Suriye rejiminden izin alarak Menbiç'e operasyon düzenlemesi gerektiğini öne süren Rusya, diğer yandan İdlib'de güç gösterisinde bulunarak asıl bakılması gereken yerin Menbiç değil İdlib olduğu mesajını vermeye çalışıyor.

Suriye politikasını diplomatik teamüllerden çok Putin ile geliştirdiği özel ilişki ile belirleyen Erdoğan'ın İdlib'de gelebilecek ağır bir yenilgiye rağmen Menbiç'e girmek istemesi zor bir ihtimal. Bunun farkında olan Putin, en hızlı ve etkili çözüm olan İdlib kartını sahaya sürüyor.

İdlib'de Türkiye'nin diğer bir dezavantajı ise rejim güçlerine karşı ön saflarda savaşan grupların Türkiye destekli militanlardan çok, Türkiye'ye şüphe ile bakan Heyet Tahrir el Şam (HTŞ) olması.

Militanlarının büyük çoğunluğu daha önce El Kaide saflarında savaşmış cihatçılardan olan HTŞ, sürekli olarak El Kaide'nin 'Türkiye'den uzak durun' tacizlerine de maruz kalıyor.

Dolayısıyla en küçük bir bozgunda HTŞ'nin cepheyi terk ederek Türkiye ile Suriye rejim güçlerini karşı karşıya bırakması an meselesi.

Bunun farkında olan Türkiye, son günlerde sürekli olarak kendi eğittiği grupları cepheye sürse de, bu militanların rejim güçlerine karşı direnme şansı bulunmuyor.

Sonuç olarak Türkiye, ABD ile anlaşarak Menbiç'e girse dahi arkadan bir İdlib fırtınasının kopması an meselesi.

Bu makale yazarın görüşlerini yansıtır. Ahval’in yayın politikası ve editoryal bakış açısı ile her zaman uyumlu olmak zorunda değildir.