Suriye uzmanı Fabrice Balanche: Türkiye ve Rusya arasındaki İdlib anlaşması geçici

Lyon 2 Üniversitesi’nde doçent olan coğrafyacı Fabrice Balanche, İdlib konusundaki Türk-Rus anlaşmasının sahadaki sonuçlar ve Moskova ile Tel Aviv arasındaki yeni gerilimlere dair soruları yanıtladı:

Türkiye ile Rusya’nın İdlib konusunda anlaşmasının ardından, İdlib’de büyük bir saldırı şimdilik devre dışı kalmış görünüyor. Bu durum, cihatçıları soyutlayacak, isyancıları zayıflatacak bir stratejiye olanak sağlıyor mu?

İdlib saldırısı durdu. Amaç, cihatçıları Türk yanlısı isyancılardan ayırmak ve özellikle de cihatçıların ağırlığını azaltmak. Oysa bu konuda, 2012’den beri tüm batılı ve Türk teşebbüsler başarısız oldu. Ankara bu saldırıya çok karşıydı, zira Suriye Ordusu karşısında ön saflarda yer alan yerel himayeleri saldırıda ilk imha edilenler arasında yer alacaktı. İlerleyen haftalarda, anlaşmanın nasıl uygulandığını izlemek gerekiyor.

Hayat Tahrir al-Sam (HTŞ) cihatçıları anlaşmayı uygulamayı reddediyor. Anlaşmaya karşı çıkan gruplara karşı bu durumda sınırlı saldırı olacak. Bununla birlikte, şayet isyancılar ve cihatçılar Suriye ordusunu kışkırtmazsa, İdlib cephesinin sessiz kalacağını düşünüyorum. Saldırı için doğru zaman değil, zira Türkiye ile işbirliğini sürdürmek temel amaç. Halbuki, Türkiye İdlib’e bir saldırıya ancak karşılığında bir şey alırsa müsaade eder.

2017 sonbaharında, Suriye ordusu İdlib’in doğusunu ele geçirmişti. Türkiye bu durum karşısında öfkelenmişti ve yerel müttefiklerini hızla yeniden silahlandırmış, Suriye ordusunun ilerlemesini engellemek için sınır boyunca kalekollar yerleştirmişti. Birkaç ay sonra Türkiye, Rusya’nın izniyle Kürt bölgesi Afrin’e girdi. Türkiye YPG’yi ve Suriye’nin kuzeyindeki Kürt özerk güçlerini ortadan kaldırmak istiyor. Bununla birlikte, Amerikan askerlerinin varlığı (Münbiç ve Suriye’nin kuzey doğusu) buna engel oluşturuyor. Şimdilik Türkiye için İdlib kartını bırakmak söz konusu değil.

15 Ekim’den itibaren İdlib çevresinde 15 km’lik askerden arındırılmış bölge yaratılmasını nasıl yorumluyorsunuz? Bu anlaşmanın kazananı kim?

Bu askerden arındırılmış bölgenin ilk amacı Suriye ordusu ile isyancılar arasındaki çatışmaları engellemek. Hama, Halep ve Lazkiye isyancılar tarafından her zaman ve özellikle tehdit ediliyor. İsyancılara gelince, her daim bombalama ve bir saldırı korkusuyla yaşıyorlar. Tansiyonu azaltarak, Suriye rejimi ile devlete yeniden entegrasyonu müzakere etmek isteyen bazı isyancı gruplar arasında ilişkilerin normalleşmesi umulabilir.

International Crisis Group’un bir raporunda söylendiği gibi, İdlib sorununun barışçıl çözümü mümkün olabilir. Bununla birlikte, yine de isyancıların ve cihatçıların anlaşmayı kabul etmeleri gerekli. Zira, onların çekilmeleri savunma hatlarını terk etmeleri demek: Yıllardır inşa ettikleri hendekler, tüneller, vs. Çünkü 2015’ten, hatta 2013’ten beri İdlib’in batı ve güney cepheleri yeterince durağan kaldı.

Bu durum onları ciddi bir biçimde zayıflatabilir. Suriye ordusu, isyancılarda bulunmayan havayoluyla ve zırhlı araçlarıyla hızlı bir biçimde bu savunma hatlarına gelebilir. Her ne kadar saldırıyı önlediği için anlaşmanın kazananı Türk başkanı gibi görünse de, Vladimir Putin’in İdlib’te Erdoğan’ı rehin aldığını düşünüyorum. Başar el-Esad ve İran görüşmelerde öne çıkmadı, anlaşmayı kabul ettiler, çünkü geçici olduğunu çok iyi biliyorlardı.

Anlaşmayla HTS gibi radikal unsurların çekilmesi öngörülüyor. Erdoğan 'terörist grupların yok edilmesinden' söz ediyor. Bu somut olarak nasıl gerçekleşecek?

Türkiye, HTS karşıtı isyancıları bir araya getiren, Ulusal Özgürlük Cephesi’ni kurarak İdlib isyancılarını yeniden örgütledi. Birinci Astana görüşmelerinden beri Türkiye, İdlib’teki cihatçı grupları sınırlandırmaya hatta ortadan kaldırmaya kendini vakfetti. Yerel müttefikleri saldırıya geçti fakat, HTŞ bölgedeki gücünü yaymaya devam ettiğinden başarısız oldu.

Türkiye bile, kalekollarını ikmal için HTŞ lideri Muhammed al-Julani ile müzakere etmek zorunda, zira bunun için HTŞ topraklarından geçmesi gerekiyor.

Peki, Türkiye cihatçıları askerden arındırılmış bölgeden boşaltmak için araçlara sahip mi? HTS şimdilik boşaltmayı reddediyor. Savunma hatlarını terk ederse çok zayıf duruma düşeceğini oldukça iyi anlamış durumda. Zira hiçbir aktör, kendisini Suriye ordusunun saldırısından koruyamaz.

Türk yanlısı gruplar orduyla barış sağlarsa, HTŞ ile savaşta daha etkili olabilecekler mi? Tahayyül etmesi zor görünüyor. Bir yandan, bazıları daha şimdiden Türk ihanetinden söz ediyor, diğer yandan Başar el-Esad her şeyden önce düşmanları olmaya devam ediyor ve Suriye ordusunun yerine çalışmakta hiç bir çıkarları yok.

İdlib savaşı, Tahran’daki üçlü zirve sırasında Rusya, İran ve Türkiye arasında Suriye meselesinde anlaşmazlıklar ortaya çıkardı. Recep Tayyip Erdoğan tarafını seçmek zorunda kalacak mı?

Erdoğan Suriye’nin kuzeyinde bir tampon bölge istiyor. Lazkiye’nin kuzeyinden Dicle’ye, ki bu İdlib bölgesinin bir kısmını da içine alıyor. Amaç Türkiye’ye yeni kitlesel göç dalgalarını önlemek, Türk yanlısı isyancılar için güvenli bölge oluşturmak, Türkmen azınlıkları korumak ve özellikle de YPG’nin Suriye’nin kuzeyinde Kürt özerk bölgesi oluşumunu engellemek.

Yani gelecekte İdlib’in bir bölümünü bırakmaya hazır. Bugün sorun, amaçlarına ulaşamaması. Zira Amerika Birleşik Devletleri YPG’yi bir Türk saldırısından korumak için kuzeydoğuda konuşlanmış durumda. Suriye konusunda ABD ile ittifak yaparak YPG’yi ortadan kaldıramaz, dolayısıyla Rus-İran cephesinde yer almasında çıkarı var. Fakat Erdoğan bölgedeki Amerikan varlığından el artırmak için faydalanıyor. Dolayısıyla Erdoğan’ın taraf seçmekte çıkarı yok, aksine iki taraf arasında kalmakta fayda görüyor.

NATO üyesi Türkiye, İdlib konusunda Rusya ile askeri bir anlaşma imzaladı. Bunun ABD’nin pek de hoşuna gitmeme riski var...

İdlib konusunda Türkiye’yi desteklediği halde ABD müzakerelerin dışında bırakıldı. Fakat ABD’yi ve diğer NATO üyelerini kaygılandıran Rus askeri araçlarının sipariş verilmesi. Türkiye hava savunması için S-400 füzelerini almak istiyor. Acaba Amerikan patriot füzelerinin fiyatını düşürmek için Türk tipi bir pazarlık mı söz konusu? NATO bünyesinde herkes Türklerin tutumundan yakınıyor. Öyle ki, Atlantik İttifakı'nın iyi işlemesi için, NATO ordusundan çıkmasının daha iyi olup olmadığı sorusunu kendilerine sorma noktasındalar.

İdlib’in Şam'ın kucağına dönmesi; Türkiye, İran ve Rusya’nın Suriye meselesini yalnız çözeceklerine işaret ediyor.

Astana grubu İdlib meselesini yalnız çözebilir, çözmek istiyor. ABD ve daha önce bölgede isyana destek veren Körfez Arap ülkelerinin bu topraklarda hiçbir kolu yok. Üstelik ABD ve IŞİD karşıtı koalisyonun diğer üyelerinin, İdlib’de El Kaide’ye karşı savaşta Astana üyeleri ile birleşmeye hiç isteği yok. Onlar, zararın ve insani krizin sorumluluğunu taşıyacaklar. Musul ve Rakka’da cihatçıları yenmek için kullandıkları yöntem dışında bir yöntem olmadığını çok iyi biliyorlar; her ne kadar aksini iddia etseler de.

Rusya ile İsrail arasındaki çatışmadan çıkarılacak dersler nelerdir? Suriye’den ve bölgeden hareketle, gelecekteki ilişkileri konusunda ne bekleyebiliriz?

Rusya, Suriye sahasını yeniden büyük dünya gücü olmak için kullanıyor. Bugün, İsrail-Suriye sınır güvenliğini sağlayan Rusya. Zira, Golan’daki eski askerden arındırılmış bölgeyi kontrol eden bir Rus gücüydü. Rusya, Şii ve İranlı milislerin belli bir mesafede kalmalarını sağlıyor. Buna karşılık, İran silahlarının Hizbullah’a transferine engel olmuyor, ki İsrail saldırılarını kışkırtan da buydu.

Bununla birlikte İsrail’in Rusya’ya gerekli zamanda saldırıların saatini ve yerini bildirdiği kabul ediliyordu ki, son Lazkiye saldırısında bu gerçekleşmedi ve Rus Genelkurmay Başkanı'nın İsrail saldırılarının başlamasından sadece bir dakika önce bu saldırılardan haberi oldu. İsrailliler bundan böyle Rusya’ya daha ihtiyatlı davranmaya mecburlar. Ancak Moskova baskı uygulamak isterse, bilgilerin İran’a sızması riski ile karşı karşıyalar.

Bu durum Rusya’nın İsrail ile İran arasındaki anlaşmazlıkta hakem olarak rolünü güçlendiriyor. 2015 yılında Lazkiye’nin kuzeyinde Türkiye’ye Rus uçağını düşürdüğünde Rusya’nın tepkisi çok daha ölçülüydü. Misilleme önlemleri gecikmedi ki, bu da Erdoğan’ı Suriye dosyasında Moskova ile yakınlaşmaya itti. Bununla birlikte, İsraillilerin bu tip başka bir 'kusur' işlememeleri gerekir. Böyle bir durumda Putin onlara, İran'a karşı koruma garantisi vermeyecektir.

Yazının tamamını buradan okuyabilirsiniz