Oca 31 2018

Af Örgütü: Tutuklamalarla insan hakları aktivistlerine bedel ödetilmek isteniyor

Haziran 2017’de Gülen cemaatinin ‘avukat yapılanması’ iddiasına yönelik yapılan operasyon kapsamında tutuklanan Uluslararası Af Örgütü Türkiye Şubesi Kurucusu ve Yöneticisi Avukat Taner Kılıç için örgütünden aylardır destek çağrıları yapılıyor ve bir an önce serbest bırakılması talep ediliyor.

Kılıç hakkında hazırlanan iddianameye göre, cemaatin kripto mesajlaşma uygulaması olduğu söylenen ByLock isimli gizli haberleşme programını kullandığı iddia ediliyor.

Ayrıca Bank Asya'da hesabı olduğu belirtilen Kılıç için “silahlı terör örgütü 'FETÖ/PDY' yapılanmasına üye olmak” suçlaması yöneltiliyor.

Bilirkişi raporlarına göre, Kılıç'ın Bylock kullanıldığı iddiası öne sürülüyor ancak dosyaya sunulan bağımsız uzman raporlarında Kılıç'ın cep telefonuna Bylock yüklenmediği ifade ediliyor.

Örgütün Kıdemli Türkiye Araştırmacısı Andrew Gardner ise, Kılıç'a yöneltilen suçlamaları "gülünç ve kanıtsız" olarak niteliyor.

DW Türkçe’de yer alan habere göre, Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği'nin (BMMYK) Türkiye Eski Direktörü Michel Gaudé de, "Çalışmalarım boyunca özveriyle çaba gösteren binlerce insanla karşılaştım, ancak Taner Kılıç tanıdığım en çarpıcı ve işine tutkuyla bağlı olan kişi" diyor ve ekliyor:

"Fakat bugün Taner Kılıç, uydurma terör suçlamalarıyla yargılanmakta. Suçlu bulunması durumunda takdirde Taner, 15 yıla kadar hapis cezası alabilir. Taner, yalnızca etkili bir avukat değil, aynı zamanda da mülteciler için çalışan tutkulu bir kampanyacıydı ki bu iki özellik, bir insan hakları savunucusu için mükemmel bir birleşimdir.”

Andrew Gardner, Türkiye'de insanların özgürlüğünü savunmak için düşüncelerini yüksek sesle ifade etmesinin bedelinin, kendi özgürlüklerini kaybetmek olabileceğini söylüyor.

Gardner, bu tutuklamanın insan hakları savunucularını hedef almakla ilgili bir tutum olduğu görüşünü savunuyor ve Osman Kavala örneğini veriyor. Kavala da darbeye destekle suçlanıyor. Ancak hakkındaki suçlamalarla ilgili hiçbir kanıt sunulamadı şimdiye kadar.

Öte yandan İnsan Hakları Derneği Diyarbakır Şubesi Başkanı ve öğretmen Raci Bilici de, sivil toplum çalışmaları nedeniyle “PKK üyesi” olmakla suçlanıyor.

Gardner’a göre durum gayet açık:

“Etkinsen ve insan hakları aktivizminden rahatsız olanlar nezdinde baş belasıysan bedelini ödersin.”

Geçen ay ‘Mor Beyin’ tuzağı ortaya çıkarılmış, Türkiye yetkilileri hatalı olduklarını ve binlerce kişinin haksız yere ByLock indirmekle suçlandığını kabul etmişti. 11 bin 480 cep telefonu kullanıcısının numaralarını da içeren listeler yayımlayarak bu kişileri kendilerine yanlışlıkla isnat edilen suçlamalardan akladılar ve bunun sonucunda birçok kişi cezaevlerinden tahliye edildi.

Kılıç, bu listede yer almıyor ancak uzmanlar listenin 30 bini aşkın kişiyi bulabileceğini söylüyor. “Tutukluluğunun adaletsiz olduğu son derece açık ve belgelenmiş bir gerçekken, Taner'in davası sürüyor” diyor Andrew Gardner ve şöyle devam ediyor:

“Yine de telefonlarında ByLock bulunduğuyla ilgili doğru olmayan suçlamalarla binlerce kişinin hatalı bir şekilde cezaevinde konulduğunu yetkililerin kabul etmesi, Taner'in serbest bırakılması için mücadele edenlere umut verdi. Bu hususta çok kalabalığız. Ayrıca son sekiz ay içinde 194 ülke ve bölgeden bir milyondan fazla kişi, Uluslararası Af Örgütü'nün imza kampanyalarına katılarak Taner'in serbest bırakılmasını ve onunla birlikte yargılanan diğer on insan hakları savunucusuna yönelik suçlamaların düşürülmesini talep etti.”

Taner'in kızı Gülnihal Kılıç’ın son duruşmada kendisine, "Uyanmayı beklediğim kötü bir rüyada gibi hissediyorum" dediğini aktarıyor Gardner, “Bugün babasını video bağlantısıyla bir cezaevi koğuşunda görmek Gülnihal için zor olacak. Ama Gülnihal babasıyla gurur duyuyor, ben de öyle. Taner'in sayısız insanın hayatını değiştirmek için yaptıklarından gurur duyuyorum” diye noktalıyor sözlerini.