Oca 31 2018

Türkiye'de linç kültürü: Hem paylaşım yapanlar, hem de yapmayanlar hedefte

Ocak 20’de TSK'nın Afrin operasyonun başlamasıyla beraber sosyal medyadan yapılan paylaşımlarla ilgili gözaltı haberlerinin gelmesi uzun sürmedi.

 Öte yandan özellikle ünlü isimler arasında, operasyona ilişkin yapılan paylaşımların yanı sıra "yapılmayan paylaşımlar" nedeniyle de hedef gösterilenler oldu.

 Bu Türkiye'de olağanlaşmaya başlayan linç kültürün bir göstergesi mi?

Afrin operasyonu çerçevesinde, "operasyonla ilgili paylaşım yapmadığı" için baskı görenlerin, hatta hedef gösterilenlerin sayısı her geçen günle artıyor.

Hükümete yakınlığıyla bilinen bir televizyon kanalında geçen hafta yayınlanan bir programda, sunucular teker teker ünlülerin sosyal medya hesaplarını taradı ve Afrin paylaşımı bulunmayanları "Afrin harekatına destek olmayan ünlüler" diye etiketledi.

Sosyal medya paylaşımlarında şimdiye kadar siyasi konulara girmeyen kişiler de bu baskıdan nasibini alıyor.

Twitter hesabını ağırlıklı olarak sanat faaliyetlerinin tanıtımı için kullanan oyuncu Gupse Özay bunlardan biri. Oyuncu ve senarist Özay, Afrin ile ilgili paylaşım yapmamıştı ve tesadüfen Alaska depremiyle ilgili bir paylaşımda bulunup üzüntülerini dile getirdiği için hedef haline getirildi.

Gupse

Özay kendini açıklama yapmak durumunda hissetti ve  "Normalde üzücü durumlarla ilgili paylaşım yapmıyorum. İnsanlar belki biraz nefes alır diye. Lakin uyanır uyanmaz depremden dolayı binlerce kişi öldü gibi bir bilgi gelince, pek tabii paylaşım yaptım. Fakat şu an hassas bir dönem. Tepkiler doğru" diyerek Alaska paylaşımını silmek durumunda kaldı.

Afrin ile ilgili paylaşımda bulunmak da her zaman yeterli olmuyor.

Müzisyen Haluk Levent de Twitter hesabında daha çok, genel başkanı olduğu, yardım projeleri organize eden AHBAP Platformu ile ilgili paylaşımlarıyla bilinen bir isim. Levent, Afrin ile ilgili paylaştığı başsağlığı tweetine bile tepki geldiğini bildirdi ve "Artık ne yazmamız gerektiğine başkaları karar vermek istiyor" siteminde bulundu.

Bir radyo programı sunucusunun "Operasyona itiraz eden, sesini çıkaran, ister gazeteci ister milletvekili olsun vurun" çağrısı yapması da akıllara kazındı. Bu sözler toplumda linç kültürünün geldiği noktayı gösterir nitelikte.

2008 yılında yayımlanan "Türkiye'nin Linç Rejimi" kitabının yazarı sosyolog Tanıl Bora’ya göre geçen on yılda linç kültüründe olumsuz bir "gelişme" yaşandı.

Aralık ayında yürürlüğe giren ve çok tartışıklan 696 sayılı KHK'nın getirdiği cezasızlık düzenlemesine dikkat çeken Bora, "Bu, yasal yorumun ötesinde toplumsal açıdan da vahim bir gelişme. Böylesi eylemlere meyledecekleri 'rahat hissettirmek' gibi bir etki yaratmış olmalı" ifadelerini kullandı.

Yoğun tartışmalar eşliğinde yürürlüğe sokulan 696 sayılı KHK'nın 121'inci maddesinde, "resmi bir sıfat taşıyıp taşımadıklarına ve resmi bir görevi yerine getirip getirmediklerine bakılmaksızın, 15 Temmuz 2016 tarihinde gerçekleştirilen darbe teşebbüsü ve terör eylemleri ile bunların devamı niteliğindeki eylemlerin bastırılması kapsamında hareket eden kişiler hakkında" cezasızlık getirilmesi öngörülüyor ve bu KHK’ya ilişkin tartışmalar sürüyor.

Anamuhalefet partisi CHP de artan baskı ortamı nedeniyle hükümeti suçlu tutuyor. Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Afrin nedeniyle farklı görüşleri seslendirenlere yönelik açık baskı olduğunu, 'savaşa hayır' dediği için gözaltına alınanların bulunduğunu dile getirdi ve "Eğer bir ülkede düşünceyi ifade etme özgürlüğü yoksa, o ülkede demokrasi yoktur. Demokrasinin olmadığı yerde bu tür gelişmeleri göreceğiz" değerlendirmesinde bulundu.

Sosyolog Tanıl Bora, linç kültürünün Afrin Operasyonu’yle sınırlı olmadığını bilidiryor. "Zaten vahamet burada. Olağanlaşmada. Olağanlaşması, adeta bir performans yarışı gibi tırmandırıcı etki yapıyor" diyor Bora.

Peki bu zihniyetin arkasında yatan ne? 

Sosyolog Bora, "Gücü arkasında bilmek, bırakın cezayı, çok daha önemlisi, utandıracak bir şekilde kınanmayacağını bilmek elbette temel bir etken" diyor. Bora'ya göre büyük genellemeler ve toptancı çözümlemeler yapmak bizi linççiliğin zihniyet dünyasına yaklaştırır.

Peki böylesi bir baskıyla karşılaşanlar nasıl tepki vermeli, linç kültürüyle nasıl mücadele edilmeli?

Bora'ya göre bunun bir çaresi yok ancak üç tavsiyesi var:

"Bunun medenilikten uzaklaştırdığını, bir toplumu toplum olmaktan uzaklaştırdığını bilmek, olağanlaşmasına razı gelmemek. Ve en basit ilk adım olarak, "linççi dili ve hali asla paylaşmamak."