Şub 12 2018

Türkiye'de sosyal medya korkusu: 'Ne desek suç'

15 Temmuz 2016 darbe girişiminden sonra ilan edilen Olağanüstü hal (OHAL) ile çok sayıda kamu emekçisi sosyal medya paylaşımları gerekçe gösterilerek çalıştıkları kurumlardan ihraç edildi. İçişleri Bakanlığı 2016’dan beri sosyal medya paylaşımları gerekçesiyle binlerce kişi hakkında soruşturma da açtı. Bakanlığın verilerine göre 2016 yılının son 6 ayında sosyal medya paylaşımları gerekçe gösterilen 10 bin kişi hakkında soruşturma açılarak adli süreç başlatıldı.

Sosyal medya paylaşımlarından kaynaklanan ihraçlar ve gözaltıları, toplumda sosyal medya korkusuna neden oldu. 20 Ocak Zeytin Dalı Harekatı’nın başladığı günden bu yana ivme kazanan operasyonlarda, bakanlıktan gelen resmi açıklamalara göre bugüne kadar 666 kişi gözaltına alındı; bu sayı giderek yükseliyor.

Birçok yurttaş sosyal medya hesabını kapatmayı, kapatmayanlar da siyasi hiçbir paylaşım yapmamayı tercih ediyor.

En büyük oğlu avukat olan ev hanımı B.A., sosyal medya ile çocukları vesilesiyle tanışmıştı. Kısa sürede aktif bir Twitter kullanıcısı haline gelen B. A. “OHAL’in ilan edilmesiyle takip ettiğim, gerçekleri aktardıklarına inandığım televizyon kanalı kapatıldı. Akşam haberlerini izliyordum ama taraflı habercilik yaptıklarına inandığım için onlara da kızıyordum. Gündüzleri ise işimi bitirdikten sonra kadın programları izlemek yerine görülmeyenleri Twitter’dan öğreniyordum” diyor.

Haksızlık yapıldığına inandığım olaylarla ilgili paylaşım yapmaya başladığını, içinden geçen ama söyleyemediklerini orada haykırdığını anlatıyor. Bir gün avukat olan oğlu eve gelip, “Çok sayıda sosyal medya kullanıcısı gözaltında, paylaşımlarınıza dikkat edin” deyince Twitter’ı silme kararı almış.  B.A., gözaltına alınmayacağı, çocuklarının, eşinin işine zarar gelmeyeceği günler gelene kadar sosyal medya kullanmamaya kararlı.

F. Ş. atanamayan bir sınıf öğretmeni. Uzun yıllardır atanmayı bekleyen F. Ş. mülakat sisteminin gelmesiyle de atanma ümidini tamamen kaybettiğini anlatıyor. “Onlar gibi düşünmüyorum. Atanabilmem bir mucize” diyen F. Ş. şu an bir rehabilitasyon merkezinde çalışıyor. Uzun bir dönem sosyal medya kullanan F. Ş. kısa süre önce tüm sosyal medya hesaplarını kapattığını anlatıyor.  Ağır bir baskının olduğunu ve sosyal medya paylaşımlarının kişilerin geleceği ile oynadığını anlatıyor.

Özellikle kamu kurumuna yerleşmek isteysen kişilerin aleyhinde delil olarak kullanıldığına vurgu yapan F.Ş., şöyle konuşuyor:

“Korku iklimi yaratıldı. Düşüncelerimi sosyal medya üzerinden bile dile getiremez hale geldim. Son zamanlarda kendime otosansür uygulamaya başlamıştım. Baktım ki olacak gibi değil. Bir yandan korkularım var, biz yandan da susmamak, yazmak istiyorum ama yazarsam tüm hayatım mahvolacak. En iyisi başıma bir şey gelmeden sosyal medyadan uzaklaşmam lazım diye düşündüm. Tüm hesaplarımı kapattım.”

Y. C. tez yazdığı için sosyal medya hesaplarını bir süreliğine kapatma kararı olan bir akademisyen.  Bir hocası, “Sosyal medya kullanmıyorsanız gizlediğiniz bir şeyler var. Dekanlık bunu böyle algılıyor. Sosyal medyayı kullanın. Okulunuzun etkinliklerini hesaplarınızdan paylaşın” diyerek uyarıda bulunmuş. Y.C. sosyal medya üzerine yabancı kaynaklardan yazılar okuduğunu belirterek, “Kişilerin arkadaşlarından, siyasi görüşlerine, cinsel tercihlerine kadar her şey sosyal medyadan analiz edilebiliyor. O yüzden insanlar uzak durmaya başlasalar bile bu sefer de ne saklıyorlar acaba diye sorulmaya başlanıyor” diyerek olaya farklı açıdan değerlendirdi.Kamuda çalışan birinin ise çok daha dikkatli davranmak zorunda olduğuna dikkat çeken Y.C. ‘’Anadolu Ajansı haberlerini paylaşacaksın. Akademik camiada sosyal medya paylaşımları yükselme kriteri,’’ ifadesini kullandı.

Şansal

Modacı Barbaros Şansal, Reina Katliamı’nın ardından attığı iddia edilen bir tweet nedeniyle Kıbrıs’tan sınır dışı edilmişti.  İstanbul’a geri döndüğünde ise havaalanında gözaltına alınırken lince uğradı. Tutuklanıp cezaevine gönderilen Şansal, daha sonra tahliye edildi. Ama mahkeme Şansal’a, “Türk milletini ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni alenen aşağılama” suçunu işlediği gerekçesiyle 8 ay hapis cezası verdi. Şansal’ın duruşmadaki olumlu halini dikkate alan mahkeme, cezayı 6 ay 20 güne indirdi. Şansal, üretilmiş sahte bir ekran çıktısıyla saldırıya uğradığını söylüyor ve şunları anlatıyor:

“Sosyal medyayı atari oynar gibi kullanıyorum. Ak troller tarafından hakarete, küfüre maruz kalıyorum. Hedef gösteriliyorum. Onları engelliyorum. 400 bin kişiyi engelledim” dedi. Kendisini ölümle tehdit edenleri, nefret suçu işleyenleri BİMER üzerinden şikâyet etmesine rağmen haklarında işlem yapılmadığını aktaran Şansal, iktidar yanlısı kişilere bir şey olmadığını söyledi. Şansal, “Bu ülkede savaşa, çocuk istismarlarına ‘hayır’ diyorsanız, radikal İslama ve iktidara karşıysanız sosyal medya paylaşımları gerekçe gösteriliyor, sabaha karşı darp edilerek, gözaltına alınıp tutuklanıyorsunuz.”

 

http://www.cumhuriyet.com.tr/haber/turkiye/924602/Sosyal_medyada__yazma__korkusu...__istiyorum_ama_yazarsam_hayatim_mahvolacak_.html