Kas 10 2017

Davaların gizli tanıkları hayat karartıyor

 

İSTANBUL- Türkiye son yıllarda neredeyse tüm kilit yargılamaların bir unsuru haline gelen "gizli tanık" gerçeğiyle karşı karşıya. Ergenekon ve Balyoz davaları sırasında, iddianamelere sıkça konu edilen ve bir hayalet gibi sanıkların tepesinde sallanan gizli tanıklar,yargılamaların vazgeçilmez bir unsuru haline dönüştü. 

Şimdilerde hükümetin Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) olarak tanımladığı, Gülen bağlantılı olduğu iddia edilen sanıkların yargılandığı tüm davalarda ya da Cumhuriyet, Zaman basın davalarında iddianameye yerleştirilen gizli tanıkların beyanları önemli bir yer tutuyor. Neredeyse gizli tanık ifadesinin olmadığı bir iddianame yok gibi. 

Gazeteduvar'dan Filiz Gazi hem avukatlarla hem de gizli tanık ifadeleri temel alınarak yöneltilen suçlamalarla mağdur konumuna düşenlerle konuştu. Genellikle suç örgütüyle ilgili davalarda "hortlayan/hortlatılan" gizli tanıkların gerçekliği, doğruyu söyleyip söylemediklerine dair ciddi soru işaretleri bulunuyor. Avukat Şule Recepoğlu, her davaya gizli tanık yerleştirilemeyeceğini, bunun koşulları olduğunu hatırlatıyor. Zira, tanığın gizli kalabilmesi için can güvenliğinin gerçekten de tehdit altında olması gerekiyor. Bunu kanıtlaması da gerekiyor. Gizli tanığın mahkeme salonuna getirilmemesi ise yanlış bir uygulama. Savunma avukatlarının gizli tanığa soru sorma hakkı var. Mahkeme tanıklığı başka bir salonda, ses tonu ve yüzü tanınmayacak şekilde dinlenmesi mümkün.

şule recepoğlu
Avukat Şule Recepoğlu

 

Son zamanlardaki politik davalarda furya haline dönüşen gizli tanıkların gerçekliğine dair de kafalarda soru işareti bulunuyor çünkü iddia makamı gizli tanığın ifadesinin önemine dair bir açıklama getiremiyor. Bu yönüyle suistimale açık bir uygulama gizli tanıklık. 

KCK basın davalarında da gizli tanıklık müessesesi hayli yaygın bir uygulama olarak kullanıldı ancak avukatların tanıkları dinleme, soru sorma talepleri reddedildi. "Güvenlik" gerekçe gösterilse de devletin bu güvenliği sağlama zorunluluğu bulunuyor.

Avukat Yıldız İmrek, Tunceli'de görülen Yurtsever Devrimci Gençlik Hareketi (YDG-H) soruşturması kapsamında Ahmet Balta ve Ahmet Gökşen Demir’in gizli tanık beyanına dayanak örgüt üyesi oldukları iddiasıyla yargılandıklarını hatırlatıyor ancak sonrasında gizli tanık mahkemeye dilekçe vererek iddianamede geçen iddiaların kendisine ait olmadığını belirtti. Önceden yazılan bir metin imzalatıldığı için böyle bir durum ortaya çıktı. O dönem Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne (AİHM) yapılan başvuruda AİHM uygulamanın bir ihlal olduğuna hükmetti. 

Related Articles

مقالات ذات صلة

İlgili yazılar