Esra Tüzün
Ağu 09 2019

Dünyanın en ünlü diyeti: Ketojenik beslenme

Dünyada moda olan ve hızlı kilo vermeyi sağlayan Ketojenik diyette hedef asiton kokusuna ulaşabilmek. Kim Kardashian’a 27 kilo, Şahan Gökbakar 28 kilo verdiren Adriana Lima’nın formunu korumasını sağlayan ünlülerin diyeti hakkında ünlü Uzmanı Diyetisyen Emel Unutmaz Duman sorularımızı yanıtladı: 

Ketojenik diyet tam olarak nedir?

Ketojenik diyet düşük karbonhidrat, yüksek yağ tüketimine bağlı uygulanan bir diyet programıdır.

Günümüzde kabul edilen sağlıklı beslenme önerilerine baktığımızda günlük almamız gereken toplam kalorinin yüzde 50-60’ını karbonhidratlar, yüzde 12-15’ini proteinler ve yüzde 25-30’unu yağlar oluşturmaktadır. Ancak ketojenik diyet programında bu düzen tersine döner ve günlük alınan karbonhidrat miktarı 40-50 gramdan başlayıp 10-20 gram gibi çok düşük miktarlara kadar değişebilmektedir.

Akılda canlandırılabilmesi için şöyle örnek vereyim, bir dilim (25 gram) beyaz ekmekte veya 1 avuç içi kadar taze meyvede 15 gram,

1 kase yoğurtta 9 gr, 4 kaşık kurubaklagilde 15 gr karbonhidrat mevcut. 

 

Ketojenik diyet tam olarak vücudun nasıl çalışmasını sağlıyor, kendimizi nasıl hissediyoruz?

Normalde vücut enerji için ilk karbonhidratı kullanır. Ancak yeterli ölçüde glikoz ve karbonhidrat alınmazsa bu sefer kaynak olarak yağlara yönelir. Enerji için vücut yağ yakmaya başladığında ise "keton" denilen cisimler ortaya çıkar ve enerji ihtiyacını bu cisimler karşılar. Vücut ketozis sürecine girer. İşte bu tam da istediğimiz süreç! Bu değerlidir, süreç aldığı için kaçamak yapıp süreci bozmamak gerekir. O yüzden ben öncesinde pazarlığımı mutlaka yaparım. Bu bizim sağlıklı beslenme programları gibi kaçamak diyebileceğimiz veya değişim dediğimiz 2 top dondurma ye diyetten şunları çıkar diyebileceğimiz bir beslenme programı değildir, tam uyum ister.

Ketozisde olduğumuzu nasıl anlıyoruz?

Diyete başladıktan sonra ortalama 3. günden itibaren vücutta ketonlar üretilmeye başlar. Ketonun üretildiğini ise idrar ve serum ölçümlerinden ve nefesteki aseton kokusundan anlayabilirsiniz.

Bu diyette hangi besinler yasaklı?

Bedenin “ketozis” moduna girebilmesi için karbonhidratı en fazla 50 g indirmeniz gerekiyor. Bu açlık noktasında korkutucu gelmesin çünkü vücut ketojenik moda geçtikten sonra karbonhidrat ihtiyacı düşüyor, bu da işin güzel yanı!

Süt ve süt ürünleri en başta yok, tahıllar ve kuru baklagiller de yok, meyveler aynı şekilde yüksek karbonhidrat içerdiği için yasaklı grupta, aynı şekilde kök sebzeler, kereviz gibi, yer elması gibi, yasaklar listesinde, havuç, pancar, bezelye, bakla, balkabağı gibi yüksek karbonhidratlı sebzeler de yasaklar arasında.

Hangi besinler yenilebilir?

Et ve et ürünleri, deniz ürünleri, yumurta, çok az olursa tereyağı ve kremalar, miktarına dikkat edilerek kuruyemiş ve tohumlar, zeytinyağı, hindistancevizi yağı, avokado, düşük karbonhidrat içeren sebzelerden kabak, lahana, pazı, brokoli, karnabahar, salatalık, mantar, yeşil biber, roka, marul, ıspanak, semizotu, göbek gibi yaprak sebzeler rahatlıkla tüketilebilir.

Bu diyeti uygulamak için iyi matematik bilmek ve yemeği hep önceden hazır etmek mi gerekiyor, yoğun çalışan insanlar en basit şekliyle hayatlarına nasıl uygulanabilir?

Besinleri tanımak gerekiyor. En basiti yağlı tohumların sınırlı olacağını içeriğindeki karbonhidrattan dolayı bilmek gerekiyor, süt ve süt ürünlerinin karbonhidrat içerdiğini bilmek gerekiyor. Ama zor bir diyet değil. Bir beslenme uzmanından destek alarak yapılırsa çok daha sağlıklı olur.

Bu diyet hangi hastalıkların tedavisinde kullanılıyordu, şu anda özellikle kimlere önerirsiniz?

Aslında başlangıcı 1920’lere kadar uzanıyor. O dönemde epileptik atak geçiren çocuklara uygulanmaya başlıyor. Sonrasında 40 larda metabolizmadaki etkileri fark ediliyor. Günümüzde akneden, diyabete, kardiyovasküler hastalıklardan kansere, polikistik overe kadar bir çok hastalıkta pozitif etkilerine dair çalışmalar var. Ancak son dönem en çok adını hızlı kilo kaybı ile duyuruyor.

Her yaş grubuna uygulanabilir mi, mesela çocukların beslenmesinde kullanılabilir mi, yoksa onlar için başka şekilleri mi tercih ediliyor?

Epileptik çocuklarda doktor kontrolünde uygulanabilir, ama mutlaka doktor kontrolü şart. Ama kilo kontrolü için çocuklarda ben önermem. Gebe ve emziklillerde, kronik hastalığı olanlarda, böbrek hastalarında aynı şekilde önermem.

Uzun süreli kullanılabilecek bir beslenme yöntemi mi, yoksa ideal kiloya ulaşana kadar uygulayıp sonra bırakmak mı gerekli?

Bu diyeti 4 hafta uygulayıp 2 ay ara verilmesini öneririm. Kilosu yüksek risk içerenler ise 2 ay uygulayarak 1 ay ara verebilirler. Bu diyeti uygulamadan yani diyetin başında ve sonrasında 2 – 3 aylık periyotlar ile kan değerlerine baktırmak büyük önem taşır.  Ancak orada da uyarmalıyım ki başlangıçta kolesterolde hafifi yükselme olabilir, 12. Haftaya bakmak gerekir.

Akdeniz tipi beslenmeden farkı nedir, dünyada ömür uzatan tek beslenme şekli olarak Akdeniz tipi beslenme öneriliyor, ondan daha yararlı mı, yoksa sonradan diğer pek çok moda diyette olduğu gibi bir takım orunlar çıkartabilir mi?

Her zaman söylerim Akdeniz tipi beslenme candır. Yapılan bütün çalışmalar hala en iyi diyetin Akdeniz tipi beslenme olduğunu söylüyor. Ancak günümüz de ne yazık ki hız çağı; her bilgiye 3 dakikada ulaştığımız günümüzde ideal kiloya ulaşmak için 6 – 12 ay beklemeyi göze alamıyor kişiler. Bu nedenle ben ketojenik diyeti ara ara uyguluyorum, hız kazanıp diyeti bırakmamaları için ancak uzun süreli uygulaması için daha çok fazla çalışmaya ihtiyaç var bence. Ve unutulmaması gereken bir konu mutlaka multivitamin takviyesi, probiyotik takviyesi, kalsiyum desteği yapılmalı. Bir doktor ve diyetiyen kontrolünde olması zarar görmemek için çok önemli.

Bu beslenme şeklinde protein önemli vejeteryan ya da veganlar uygulayamaz mı?

Şöyle ki, ovo-lakto vejeteryanlar yani yumurta ve süt ürünleri tüketebilenler için olabilir belki ama veganlar için çok zor.


© Ahval Türkçe

Bu makale yazarın görüşlerini yansıtır. Ahval’in yayın politikası ve editoryal bakış açısı ile her zaman uyumlu olmak zorunda değildir.

Bu makale yazarın görüşlerini yansıtır. Ahval’in yayın politikası ve editoryal bakış açısı ile her zaman uyumlu olmak zorunda değildir.

Related Articles

مقالات ذات صلة

İlgili yazılar