Haz 10 2018

Kendini aşk yazılarına verdi

Doğan Medya Grubu'nun Demirören Holding'e satılmasının ardından Hürriyet, CNN Türk ve Kanal D gibi grubun önde gelen medya organlarındaki AKP yanlısı yayın politikası beklenenin ötesinde bir hızla gerçekleşti. 

Hürriyet'in ana sayfası AKP'nin basın bültenine dönerken, kanallar da AKP'nin sesi havasında yayınlar yapmaya başladı.

Çok sayıda gazeteci bu kurumlardan tasfiye edilirken, kalanlar da var olabilmek adına suya sabuna dokunmayan yazılar yazmaya başladı.

Bir süredir ilişkiler, futbol ve eğlence sektörü üzerine yazılar kaleme alan Hürriyet Gazetesi köşe yazarı Mehmet Y. Yılmaz, bir süredir tamamen ilişkileri konu alan yazılar yazmaya başladı.

Son yazısında, 'severek ayrılalım, aşka hasret kalalım'ın felsefesini yazan Yılmaz, "Orhan Gencebay’ın güzel şarkısındaki, yıllardır çözemediğim gizli anlamı da yakaladım" sözleriyle, medyada patırtısız gürültüsüz ayrılan çiftlerle ilgili takdirane düşüncelerini ifade etti. 

Örnek olarak da, birbirini karalamadan, incitmeden boşanan Emina-Mustafa Sandal, Tuba Ünsal-Mirgün Cabas, Ece-Ozan Doğulu çiftlerini gösteren Yılmaz, medeni boşanmaların giderek yaygınlaştığını hatırlattı. 

Gündeme gelen bu ünlü boşanmalarıyla ilgili görüşlerini şöyle sürdürdü Yılmaz:

"Çiftlerin birbirlerini sevmeye devam ettiklerini, sevmeye devam da edeceklerini ama artık evlilik birliği içinde kalmamaya karar verdiklerini öğrendik.

Ayrılan çiftlerin kirli çamaşırları ortaya saçmasından bıkıp usanmıştık. Onun için bu medeni hareketleri görmek insana iyi geliyor.

Ancak o kadar çabuk ümitlenmemek de gerek.

‘Siniri tepesinde insanlar ülkesi’nde yaşıyoruz, bu tür medeni tutumların yaygınlaşması daha bir hayli zaman alabilir.

Bunlar gençlere model olabilecek iyi davranış örnekleri olarak not edilmeli.

Ve bütün bu kıssalardan bir hisse çıkaracak olursak, Ahmet Rasim’i rahmetle anmamız da gerekecek.

Ne demişti büyük üstat: “Birbirleriyle asla evlenmemesi lazım gelenler, birbirlerini sevenlerdir!"

"Sevenler ayrılınca, tren kendi rayına dönmüş oluyor!" yorumunu yapan Yılmaz, 'severek ayrılalım' felsefesini 'nihayet' anladığının da altını çizdi. 

Bir dönem 'arabesk' ve 'minibüs müziği' olarak aşağılanan bu şarkıların şimdilerde önem kazandığına dikkat çeken Yılmaz, "Yıllardır bu şarkının sözlerindeki gizli anlamı çözmeye çalıştım ama bu felsefi derinliğe bir türlü ulaşamadığım için olsa gerek, bir sonuca varamamıştım" diye yazdıktan sonra, yazısına şu satırlarla devam etti:

"Ama şimdi bu son boşanma açıklamaları bana bunun mümkün olabileceğini gösteriyor.

Severek ayrılabiliyorlar ve en azından bir süre aşka hasret kalmayı göze alıyorlar.

Şimdi sorun, dörtlüğün ikinci yarısındaki önermede.

Bu ayrılık çiftlere mutluluk verirse, yeniden birlikte olmak için nikâh memurunun karşısına geçecekler mi?

Eğer böyle yaparlarsa biz de anlayacağız ki memlekette medeni tavırlar kadar ruhsal mazohizm de yayılma istidadı gösteriyor!

Tabii şöyle de düşünebiliriz: Severek ayrılıyorlar ki sevgileri bitmesin!"