Şub 05 2018

Time'a göre ilişkilerde en çok görülen 4 sorun ve çözüm yolları


İlişki sorunları. Hepimizde var. Ve bazen aynı sorunları tekrar tekrar yaşıyoruz.
Tavsiyede bulunan insanların çoğunun araştırmalardan haberi yok. Peki gerçek cevaplar nerede?

Time Dergisi ilişkilerde yaşanan sorunları ve bu sorunların nasıl çözüleceğine dair bir haber hazırladı.

O haberin ilgili bölümleri şöyle:

İlişkilerdeki sorunlar ve cevaplarını araştırmak üzere bir uzmana telefon etmeye karar verdim: Dr. John Gottmann.

Onu, sadece birkaç dakika içinde bir çiftin boşanıp boşanmayacağını tahmin edebildiği, Malcolm Gladwell’in Blink isimli kitabından da hatırlayabilirsiniz. 

John, Washington Üniversitesi’nde fahri profesör ve Gottman Enstitüsü kurucularından biri. Kariyerinde 190 makale ve 40’tan fazla kitap yayınladı, bunların arasında:
Principia Amoris: The New Science of Love – Aşkın Yeni Bilimi

The Seven Principles for Making Marriage Work – Evliliğin Devamı İçin Yedi Temel Kural
The Relationship Cure: A 5 Step Guide to Strengthening Your Marriage, Family, and Friendships – İlişki Tedavisi: Evliliğinizi, Ailenizi ve Arkadaşlıklarınızı Güçlendirmek İçin 5 Adımlık Rehber gibi kitaplar vardı.

John aynı zamanda çok sohbeti hoş ve havalı bir insan. “Ustalar” olarak nitelendirdiği ve “Felakatler” olarak adlandırdığı çiftleri inceleyerek çok sağlam içgörülere ulaşmış.

Peki şimdi tam olarak ne öğreneceğiz?
İlişkilerin sonunu getiren dört neden.
Bu dört nedene engel  olan üç şey.
İlişkide yaşanan tüm diyalogların en önemli unsuru.

Bir ilişkinin yürüyüp yürümeyeceğine dair en net, tek gösterde. (O kadar kolay ki 2 dakika içinde yapabilirsiniz.)

Felaket değil de Usta mı olmak istiyorsunuz? O zaman başlayalım.
John 40 yıllık kariyerinde binlerce çifti inceledi. Bu süreç boyunca ilişkinin kötüye gittiğini gösteren dört etken süreki karşısına çıktı. Felaket çiftler bunları sürekli tekrarlarken Usta çiftler bu etkenlerden kaçındı.

#1: Eleştiri
Bu, birinin ilişkide olduğu kişiye doğrudan kişilik veya karakterinin sorun yarattığını söyemesi anlamına geliyor. John’a göre:

Eleştiri, ilişkideki sorunları karşı tarafın bir eksiği gibi göstermek oluyor. Ustalar bunun tam tersini yapıyor: suçu kendilerinde arıyorlar ve tartışmayı son derece nazikçe başlatıp, sorunu küçük gibi gösterip, gerçek hislerinden ve ihtiyaçlarından bahsediyorlar. 

Hanımlar, dinliyor musunuz? Çünkü eleştiri kadınların erkeklerden çok daha fazla başvurduğu bir yol. (Merak etmeyin, erkeklerin yanlışlarına da değineceğiz.)

#2: Savunmaya Geçmek
Burada John ilişki sorunlarıyla yüzleşildiğinde karşı saldırıya geçmek veya mızmızlanmak hakkında konuşuyor:

Mahşerin ikinci atlısı savunmaya geçmek ki bu da eleştirilmeye karşı doğal bir tepki. İki çeşidi var: karşı saldırıya geçip masum bir kurban rolü oynamak veya mızmızlanmak. Ustalar dediğim grup, eşleri tarafından eleştirildiklerinde bile çok farklı davranıyor. Eleştirileri kabul etmekle birlikte sorunun bir parçası olduklarını bile kabul ediyorlar. “Konuş benimle, bu konu hakkındaki hislerini bilmek istiyorum.” diyorlar. 

#3: Küçümseme
Ayrılıkların 1 numaralı nedeni. Küçümseme kendini karşındakinden daha iyi gibi görerek davranmaktır. John diyor ki:

Küçümseme eş olarak seçtiğin kişiyle aşağılayarak konuşmaktır, hakaret yoluyla da olabilir, daha üstünmüş gibi davranmakla da. Bu davranış ilişkilerin ayrılıkla biteceğini anlamamızı sağlamakla kalmadı, küçümsenen ve aşağılanan tarafın ayrılıktan sonraki dört yıl içinde kapacağı bulaşıcı hastalıkların da sayısını tahmin edebildik. 

#4: Duvar Örmek

Kendini tamamen kapatmak ve duymazdan gelmek. Bu partnerinize pasif biçimde “Umrumda değil” demek ve bunu yapanlar %85 oranında erkekler.
-
Tamam, bunlar ilişkiyi bitirenler. Doğal olarak bunların nasıl engelleneceğini bilmek istersiniz sanırım?

3. Mahşer Atlılarını Geri Gönderen 3 Prensip

Ustalar’ı inceledikten sonra John 4 Atlının nasıl engellenebileceğini buldu:

#1: Eşinizi/Sevgilinizi Tanıyın
John bunu “aşk haritaları” çizmek olarak adlandırıyor. Olay aslında tamamen birlikte olduğunuz kişiyi baştan aşağı tanımakla ilgili. Bu da Ustaların en güçlü sırlarından biriydi.

John’a göre:
Aşk haritası, birlikte olduğunuz kişinin iç dünyasıyla ilgili çizdiğiniz bir yol haritası gibidir. Ustalar her zaman eşlerine sorular sordu ve kendileriyle ilgili kişisel bilgiler verdiler. 
Peki bu neden bu kadar nadir? Çünkü zaman alıyor ve Felaket çiftler bu zamanı harcamadılar. Aslında çoğu çift bu zamanı harcamıyor. 

John çocuğu olan çiftlerin haftada birbirleriyle sadece 35 dakika konuştuğunu gösteren bir araştırmadan bahsetti. Sadece 35 dakika ve bunun çoğu sadece “Ne zaman geliyorsun?”, “Süt almayı unutma” gibi konuşmalar olsa da – Ustalar çok daha derin kişisel konular konuşuyor. 

#2: Tekliflere olumlu yanıt vermek

Bunun eBay ile alakası yok. Hepimiz eşimizden ilgi görmek için ara sıra ufak tefek isteklerde bulunuyoruz. 

Bir şey söylersiniz ve cevap beklersiniz. Sadece konuşmuş olmak için. “Güzel bir gün, değil mi?” kadar basit bir cümle bile olabilir.

Neredeyse bir bilgisayar oyunu gibi: karşınızdaki insan size doğru biraz döndüğünde ilişki konusunda artı puan kazandığınız.

Karşı taraf cevap vermediğinde veya olumsuz konuştuğunda ilişki bir… hatta beş puan kaybediyor.

John:

Altı yıl içinde boşanan çiftler gelen istekleri sadece %33 oranında reddetmiş. Evli kalan çiftlerdeyse bu oran %86. Çok büyük bir fark. 

Yüksek yüzdelere sahip çiftlerin ilişkileri eşitlik üzerine kurulu. Sorunlarını çözebiliyorlar. Kavga ederken bile gülüşebiliyorlar. Bu da çok büyük bir fark yaratıyor: 

Karşıdan gelen teklifleri sık sık reddediyorsanız, çatışma zamanlarında bir tür espri anlayışı gelişiyor. Mizah son derece güçlü bir etkendir çünkü tartışma sırasındaki psikolojik uyarılmayı azaltır, bu birçok araştırma tarafından kanıtlandı. 

#3: Takdir Gösterin
Hiç delicesine aşık birinin aşık olduğu kişi hakkında konuşmasını dinlediniz mi? Düpedüz hayal dünyasında yaşıyor gibi anlatır. Bulduğu kişinin bir süper kahraman ve aziz olduğunu söyler. 

Ve araştırmalara göre bu mükemmel bir durum. Ustalar eşlerini gerçekte olduklarından daha iyi görüyor. Felaketler ise eşlerini gerçekte olduğundan daha kötü görüyor. 

Bunu kendiniz yapabilirsiniz: yakın birinden ilişki hikayenizi anlatmanızı sormasını isteyin. Ne anlatırsınız?

Partneriniz ilişkinizi başkalarına anlatırken neler söylüyor?

Anlattıklarınız diğer insanın kötü yönlerini küçültüp, iyi yönlerini yüceltti mi? Partnerinizi harika biri olarak gösterdi mi?

Yoksa yanlışlara çok mu takıldı? Bu aptal bu hafta ne hatalar yaptı gibi konulara mı odaklandı?

Bu basit “bizim hikayemiz” hangi ilişkilerin sürüp hangilerinin sürmeyeceğini öngörüyor. John:
Bir ilişkinin geleceğiyle ilgili en iyi öngörümüz bir çiftin “bizim hikayemiz”inden geldi.

Bu hikaye, ilişkinin ve eşinizin karakterinin daima değişen fakat son haline gelmiş değerlendirmesidir. Bazı insanlar ilişkilerindeki tüm sorunları detaylarıyla anlattıkları son derece olumsuz “bizim hikayemiz”lerine ulaşıyor.

Gerçekten neyin eksik olduğunu vurguluyorlar. Ustalar bunun tam tersini yapıyor, hepimizin sahip olduğu olumsuz niteliklerden az bahsederek eş olarak seçtikleri kişinin olumlu niteliklerine değer veriyorlar. Küskünlük yerine değerini bilmeyi besliyorlar. 

Bir ilişki içinde geçen konuşmada çok kritik bir şey var mı? Aslında evet, var.

Sadece başlangıç. John konuşmaların %96’sının ilk üç dakikasında sonucun ne olacağını tahmin edebiliyor:

Olumsuz bir tavır kendi kendinden beslenir ve diyalogun olumsuz olarak devam etmesine neden olur. Ustaların bu olumsuzluğun nasıl üstesinden geldiği hakkınnda da yedi yıl araştırma yaptık. Bunun için en önemli şeylerden biri “Hey, bunun hepsi senin suçun değil, ben de suçluyum biliyorum. Sen ve ben ne yaptık, bunu konuşalım” diyebilmek. Sorumluluk kabul etmek hata telafi etmek için son derece önemli. 

Söz konusu ciddi ilişki konuşmalarına nasıl başladığınız sadece ilişkinin gidişatını değil – 6 yıldan sonra boşanma ihtimalinizi de belirliyor. 

Principia Amoris: The New Science of Love – Aşkın Yeni Bilimi kitabından

… araştırma altı yıllık bir süreç içerisinde ne olacağını doğru tahmin etti. Tahminler yedi ayrı araştırmayı kapsayan, heteroseksüel ve aynı cinsiyet çiftleri de içeren, hayat boyu çalışmalardı. 

Peki o zaman konuşuyorsunuz ve olumlu bir havada, sakin başladınız. Harika. Şimdi susmanız gerekiyor. Neden?

John’a bir ilişkiyi daha iyi hale getirmenin en iyi yolunu sorduğumda “İyi bir dinleyici olmayı öğren.” dedi. 

Ustalar dinlemeyi biliyor. Eşleri bir sorun yaşadığında ellerindeki herşeyi bırakıp, savunmaya geçmeden ve empati kurarak dinliyorlar:

Çok kötü giden ilişkilerde insanlar temelde bu mesajı veriyor, “Bebeğim sen üzüldüğünde, mutsuz olduğunda, acı çektiğinde, ben orada olmayacağım.

Kendi kendine hallet veya konuşacak başka birini bul çünkü senin bu negatifliğin hoşuma gitmiyor. Ben çok meşgulum, çocuklarla ilgileniyorum ve işimle uğraşıyorum.” Öte yandan Ustalarsa, “Eğer mutsuzsan, benimle ilgili olsa bile, dünya durur ve ben yanındayım, dinlerim.” der. 

Ve bazen de tartışmanın hemen başında konuyu kapatmak en faydalısı. Neden?
Çiftler arasında yaşanan sorunların %69’u daimi ve çözümü yok.

Bir insandan temelde olduğu kişiyi değiştirmesini istemek, kısaca boşa kürek çekmektir, işe yaramayacağı gibi onları da sinirlendirir:

Bob Levenson ile birlikte yaptığımız çalışmalarda, çiftleri her iki yılda bir laboratuvarımıza getirerek hangi konularda kavga ettiklerini sorduk ve anlaşamadıkları konuların sadece %31’ini çözdüler. Tüm bu video kayıtlarını bir araya montajlayabilirsiniz ve sonuç olarak aynı konuşmanın 22 yıl boyunca sürekli tekrar ettiğini görürsünüz. Ustalar neyin değişmeyeceğini kabul edip olumlu yönlere odaklanıyor. “Şu anda elimde çok iyi şeyler var ve beni rahatsız eden konuları görmezden gelebilirim” diyorlar. 

John bunları söylüyor:
İlişkileri sona erdiren 4 neden: Eleştiri, Savunmaya Geçmek, Küçümsemek ve Duvar Örmek
Sona erdiren nedenleri engelleyen 3 şey: Eşinizi tanıyın, teklif ve ihtiyaçlarına olumlu yanıt verin ve onu takdir edin.

İlişkinin geleceğine dair en iyi gösterge siz ve eşinizin “bizim hikayemiz”i nasıl anlattığıdır. 
Diyalog başlangıcı çok önemlidir. Negatif hisler çarpılarak artar. Sakin kalın ve duygularınıza yenilmeyin. 

Araştırmalara göre mutlu insanlar her zaman olumlu yönleri ararlar ve bundan minnettar olurlar. Mutsuz insanlarsa her şeyde olumsuzu arar. 

İlişkilerde de çok benzer bir dinamik işliyor: Ustalar ilişkilerinde güzel şeyleri hatırlarken, Felaketler her zaman yaşanan kötülüklerin peşinde. 

Ve bu kadar da değil – Ustalar’ın dünyaya bakış şekli aslında daha doğru:

Olumsuz bir akıl yapısına sahip olmayı alışkanlık edinmiş insanlar, dışarıdan bakanlara göre var olan olumlu hayatın %50’sini kaçırıyor. Bu yüzden pozitif bir akıl yapısı daha doğru. Negatif bir akıla sahipseniz, oraya doğru sürükleniyorsunuz ve olumlu hayatı göremiyorsunuz. Pozitif bir akıla sahip olanlarsa – kötülükleri görmüyor değiller, görüyorlar – fakat olumlu olmanın yarattığı farkı biliyorlar. Bu da aradaki büyük fark. 

http://time.com/3629761/fix-relationship-problems/?xid=time_socialflow_twitter&utm_campaign=time&utm_source=twitter.com&utm_medium=social