Ara 25 2017

Sezgin Tanrıkulu: SADAT gibi örgütlere güvence yolu açıldı


OHAL kapsamında çıkarılan son Kanun Hükmünde Kararname’nin (KHK) üzerindeki tartışmalar bu hafta boyunca değişmeyecek gibi duruyor.

'15 Temmuz darbe girişimi ve terör eylemleri ile bunların devamı niteliğindeki eylemler'in bastırılması kapsamında hareket eden sivillere yargı dokunulmazlığı getiren KHK, muhalefetin 1 numaralı gündem maddesi. 

CHP’li Özgür Özel, “Terörle mücadele ediyorum, diyecek herkesin başkalarını boğazlamasının önü açıldı bu kanunla” derken, hukukçu kimliği ilen bilinen CHP’li Sezgin Tanrıkulu da, Artı Gerçek’e yaptığı değerlendirmede, “suçun suç olmaktan çıkarılamayacağını” belirterek, düzenlemenin anayasaya aykırı olduğunu söylüyor.

Böyle bir düzenlemenin yasayla yetkilendirilmiş güvenlik güçleri dışındaki paramiliter örgütlenmelere güvence sağlayabileceği tehlikesine dikkat çekiyor Tanrıkulu ve Gezi olaylarını örnek veriyor:

“Böyle bir sürecin yeniden yaşanması durumunda da bu düzenlemeden güç alan kesimler harekete geçebilecek.”

Resmi görevli olanların dışında bir ceza muafiyeti sağlamanın, darbe girişiminin bastırılmasıyla ilgisi olmayan, gerçekleşmiş suçların da bir cezasızlıkla sonuçlanması sonucunu doğuracağına vurgu yapıyor Tanrıkulu. 

15 Temmuz sürecinde sokaklarda olduğu söylenen bir paramiliter ordu gündeme gelmişti: SADAT.

Tanrıkulu da bu gibi örgütlere dikkat çekiyor ve bu düzenlemeyle yasayla yetkilendirilmiş güvenlik güçleri dışında SADAT gibi, Osmanlı Ocakları gibi, Halk Özel Harekât gibi bildiğimiz ve ya bizim bilmediğimiz örgütlenmiş kimi diğer unsurlara da bundan sonraki vakalar bakımından güvence verilebilmesinin yolunun açıldığı görüşünü dile getiriyor ve ekliyor:

“Örneğin Gezi gibi bir olay olduğu zaman 'gidin bastırın' diyebilir ve arkasından böyle bir yasa gelir.”

Bu düzenleme ile, iç hukuk yollarının da tüketildiğini söyleyen Tanrıkulu, darbe girişimi sırasında sivillerin eylemi nedeniyle bir mağduriyet yaşayanlara doğrudan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne başvuru yolu açıldığını belirtiyor.

AİHM, 15 Temmuz sonrası birçok başvuruyu reddederken, iç hukuk yollarının tüketilmesini gerekçe olarak göstermişti. 

 

Haberin tamamını buradan okuyabilirsiniz