İngiltere'de Brexit krizi: İki bakan istifa etti, Başbakan destek istedi

İngiltere'de, Brexit Bakanı Dominic Raab ile Çalışma ve Emeklilik Bakanı Esther McVey, Avrupa Birliği ile varılan taslak Brexit anlaşmasını destekleyemeyeceklerini söyleyerek istifa etti. Bugün ayrıca dört bakan yardımcısı da görevi bıraktıklarını açıkladı.

Kabinenin çarşamba akşamı Avrupa Birliği ile varılan anlaşmaya destek vermesi sonrası istifa eden ilk bakan Dominic Raab oldu.

Dominic Raab, anlaşmayı "vicdanı rahat bir şekilde destekleyemeyeceğini" söyledi.

Raab istifa mektubunda "Kuzey İrlanda için önerilen yönetim anlayışı İngiltere'nin bütünlüğü için ciddi bir tehdit" ifadesini kullandı.

Çalışma ve Emeklilik Bakanı Esther McVey de istifasını açıklarken, "Dün kabineye getirilen anlaşma, referandumun sonucuna saygı göstermiyor" dedi.

BBC Türkçe’de yer alan habere göre, Raab'ın istifasının ardından İngiliz Sterlini sert şekilde düştü ve yüzde 1,1 değer kaybederek ABD Doları karşısında 1,28 seviyesine geriledi.

İngiltere Başbakanı Theresa May, Avam Kamarası'nda milletvekillerine yaptığı konuşmada, "Bu bizi Brexit anlaşmasına daha çok yaklaştırdı. Bu anlaşmanın son hali değil, anlaşmanın taslağı. Önümüzdeki seçenekler net: Ya anlaşma olmadan AB'den ayrılacağız ya da olabilecek en olumlu mutabakatı onaylayacağız. Milletvekilleri ulusal menfaatleri gözetmeli" dedi.

May ayrıca ülkesinin AB Ortak Tarım Politikası'ndan ayrılacağını ve kıyılarının kontrolünü yeniden ele alacağını belirtti.

Ana muhalefetteki İşçi Partisi'nin lideri Jeremy Corbyn ise hükümetin kaos içinde olduğunu söyledi.

Corbyn, "Üzerinde uzlaşılan AB'den ayrılma anlaşması İngiltere'ye muazzam ölçüde zarar veren bir metin. Dominic Raab bu anlaşmayı destekleyemiyorsa, milletvekilleri de destekleyemez" ifadelerini kullandı.

İşçi Partisi lideri hükümetten anlaşmayı geri çekmesini istedi, parlamentonun anlaşma olmadan AB'den ayrılma ve bu anlaşma ile AB'den ayrılma arasında yanlış bir seçim yapmayacağını umduğunu söyledi.

25 Kasım'daki AB liderler zirvesinde tarafların bir mutabakata varması ve Brexit anlaşmasını imzalaması halinde İngiltere hükümeti, anlaşmayı parlamentoya sunacak.

İmzalanan anlaşmanın yürürlüğe konabilmesi için İngiltere Parlamentosu'nun da onayı gerekiyor.

Ancak hem hükümetin AB'ye çok fazla taviz verdiğini düşünen Brexit yanlısı muhafazakârların, hem de Brexit'in yeniden referanduma götürülmesini savunan milletvekillerinin süreci parlamentoda bloke etme ihtimali var.

Avam Kamarası'ndaki matematik de May lehine görünmüyor.

DUP ve İşçi Partisi'nin anlaşmaya karşı oy vereceği düşünülüyor. Muhafazakar Parti'den de 25 milletvekilinin anlaşmaya karşı çıkacağı düşüncesi aritmetiği zorluyor.

İngiltere Parlamentosu'nun anlaşmaya onay vermemesi halinde ülkenin AB'den anlaşma olmadan ayrılması gündeme gelecek. Bu da özellikle piyasalar ve iş dünyası için büyük bir belirsizlik anlamına geliyor.

Bu durumda hükümetin ne yapılacağına karar vermesi gerekecek. 21 Ocak 2019, AB ile anlaşmanın yapılması için belirlenen son tarih.

Eğer bu tarihe kadar Brexit cephesinde ne yapılacağı konusunda bir kesinlik sağlanamazsa, hükümetin beş gün içinde sonraki planının ne olduğunu açıklaması gerekiyor.

İngiltere'nin Avrupa Birliği'nden çıkış tarihi olarak belirlenen 29 Mart 2019 tarihinin ardından nasıl bir geçiş döneminin olacağı ve geçiş döneminin ne kadar süreceği, bunun ardından İngiltere ve AB arasındaki ilişkilerin nasıl şekilleneceği bu anlaşma sayesinde belirlenecek.

Anlaşma, İngiltere ve AB'nin "boşanmasına" dair konuları kapsıyor. Anlaşmada İngiltere'de yaşayan AB vatandaşlarının ve AB ülkelerinde yaşayan İngiltere vatandaşlarının yaşama, çalışma ve öğrenim haklarının korunmasına dair taahhütler de var.

Uzlaşmada ayrıca, İngiltere'nin AB'den ayrılmasının ardından 21 aylık bir geçiş süreci ve İngiltere'nin 35 ila 39 milyar sterlin arasında bir ödeme yapacağı "mali anlaşma" da öngörülüyor.

AB- İngiltere arasında "tek gümrük bölgesi" olacak ve sınırda gümrük kontrollerine gerek kalmayacak.