İngiltere'de iki lider seçim öncesi karşı karşıya geldi: Ne vaat ediyorlar?

İngiltere'de 12 Aralık'ta son dört yılda üçüncü kez genel seçime gidiyor. Erken genel seçim ülkenin ekonomik modelinin geleceği açısından, Margaret Thatcher döneminden (1979-1990) bu yana en kritik dönüşümleri yaratmaya aday olarak görülüyor.

Erken seçime bir haftadan az süre kala, Başbakan Boris Johnson ve ana muhalefetteki İşçi Partisi lideri Jeremy Corbyn, BBC stüdyosundaki tartışmada karşı karşıya geldi.

BBC Türkçe'nin haberine göre Başbakan Johnson, Brexit'i gerçekleştirme vaadini sıklıkla tekrarlarken, muhalefet lideri Corbyn, Johnson'ın Brexit anlaşmasının ülkeyi kaosa sürükleyeceğini savundu ve herkesin çıkarına bir anlaşma arayacağını söyledi, yoksullukla mücadele vaadinde bulundu.

Boris Johnson, Corbyn'in Brexit konusunda bir tavrı olmadığı iddiasını sıklıkla yineledi ve bu pozisyondaki birinin AB ile Brexit konusunda müzakere yürütemeyeceğini iddia etti.

Jeremy Corbyn, Başbakan olması durumunda AB ile bir Brexit anlaşması yapacağını ve bu anlaşmayı referanduma götüreceğini vadetmişti. Corbyn, kendisinin tarafsız olacağını söylediği ve AB'de kalmanın da seçenekler arasında olacağı bu referandumda halkın seçimini hayata geçireceğini söylüyor.

Boris Johnson ise Corbyn'in bu yaklaşımını tarafsızlık olarak niteliyor.  Johnson, "Bu ülkenin gündemindeki en önemli konuda bir pozisyonu olmaması büyük bir liderlik eksikliği" dedi.

Brexit sonrası ülkenin olası ticaret anlaşmaları da gündem başlıklarından biriydi. Jeremy Corbyn, Johnson'a ticaret anlaşması üzerinden yüklendi ve "ABD ile bir ticaret anlaşmasına varmanın yedi yıl süreceğinin tahmin edildiğini" söyledi.

Corbyn, "İşçi Partisi iktidarında (Brexit sonrası dönemde) ticaret ilişkisinin ne olacağı konusundaki belirsizlik ortadan kalkacak" dedi.

12 Aralık'ta yapılacak seçimler öncesi anketler, Boris Johnson liderliğindeki Muhafazakâr Parti'nin önde olduğuna işaret ediyor.

İngiltere'de Ulusal Sağlık Sistemi'nin (NHS) Brexit ile birlikte geleceği de tartışmanın hararetli başlıklarından biri oldu. ABD ile Brexit sonrası dönemde yapılacağı açıklanan ticaret müzakerelerinde NHS'nin özelleştirilmesi ihtimali de muhalefet tarafından gündemde tutuluyor.

İngiltere ve ABD hükümetleri arasındaki ticaret görüşmeleri müzakerelerinde, NHS'nin de pazarlık konularından biri olduğuna ilişkin belgeler İşçi Partisi tarafından kamuoyuna açıklanmıştı.

İşçi Partisi lideri Corbyn, halkın, ortaya çıkan bu belgeleri okuması gerektiğini söyledi ve ABD Başkanı Donald Trump'ın "İnsanlar Amerikan ilaçlarına yeterince para ödemiyor" sözlerini hatırlattı.

Başbakan Johnson ise bunun seçmende korku yaratmak için uydurulduğunu söyledi. Boris Johnson, NHS'i sevdiğini ve satma gibi düşüncesi olmadığını savundu.

ABD Başkanı Trump, bu tartışmaya ilişkin geçmişte yaptığı bir açıklamada, "Söz konusu ticaret ise her şey masada olur" ifadesini kullanmıştı.

Başbakan Johnson, NHS'i ve ilaç fiyatlarının herhangi bir müzakerede kesinlikle gündeme gelmeyeceğini söylüyor.

Seçmen sorularının adaylara aktarılması formatındaki tartışmada, Corbyn ve Johnson'a "Yoksulların hayat kalitesini artırmada sosyalizmin mi yoksa kapitalizmin mi daha iyi bir geçmişi olduğu" soruldu.

Corbyn bu soruya, "Demokratik temellerde uygulanan sosyalist politikalar, bu ülkedeki en yoksullarının hayat kalitesini yükseltmiştir" dedi.

Johnson ise "Muhafazakar siyaset anlayışı, kamu hizmetleri için harcama yaparken, toplumun en yoksularına da bakabilecek tek yol" dedi.