Oca 18 2018

İnsan Hakları İzleme Örgütü, 2017 için de Türkiye’ye geçer not vermedi

15 Temmuz 2016'daki darbe girişimini takiben ilan edilen ve 6’ıncı kez uzatılacağı açıklanan Olağanüstü hal (OHAL) koşullarının da etkisiyle, Türkiye’nin insan hakları karnesi kötü not sergilemeye devam ediyor.

Türkiye'ye ilişkin son değerlendirme, 2017’de dünyada yaşanan gelişmeleri derleyen İnsan Hakları İzleme Örgütü’nden geldi.

543 sayfalık raporunda 90’dan fazla ülkeyi mercek altına alan örgüt, 2017 yılının, halkın duygularını sömürenlere ve bozuk politikalarına karşı çıkmanın önemini gösterdiğini kaydetti.

Raporda Avusturya’da ve Hollanda’da merkez sağcı partilerin yabancı düşmanı, göçmen ve İslam karşıtı politikaları benimsemesinin altı çizilirken, Fransa’nın yabancı düşmanı popülizmle mücadelede örnek ülke olarak gösterildi. Örgüt’ün raporunda Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un demokratik ilkeleri kucaklayarak sağcı Ulusal Cephe’nin kampanyasına karşı çıkmasına şapka çıkarıldı.

ABD Başkanı  Donald Trump’ın, göçmen karşıtı, ırkçı bölünmelere neden olan ve medeni hakları kısıtlayan politikalarının, insan haklarının önemini gösterdiğini ve Trump’ın kendi partisi dahil birçok kesimin direnişiyle karşılaştığına yer verildi raporda.

Türkiye - Mısır ve Çin’le birlikte - popülist ve insan hakları karşıtı güçlerin serpildiği, direnişin ise bastırıldığı ülkeler arasında anıldı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Türkiye’nin demokratik sisteminin büyük kısmını yok etti, Avrupa Birliği ise bu süreçte mültecilerin Avrupa’ya yığılmasına karşı ve güvenlik işbirliği için Erdoğan’ın yardımına odaklandı” ifadeleri kullanıldı.

Türkiye’ye ayrılan 7 sayfada, Nisan 2017’deki başkanlık referandumunun, 15 Temmuz 2016 darbe girişimi sonrası uygulamaya konan olağanüstü hal sırasında yapıldığına ve bu süreçte basına ağır sansür uygulandığına değinildi. Birçok gazetecinin ve Kürt milletvekilinin de hapiste olduğunun da altı çizildi.

“Olağanüstü Hal önlemleri” başlığı altında Türkiye’de kamu görevlilerinin KHK’larla görevlerinden alınmasına ya da uzaklaştırılmasına 2017’de de devam edildiği ifade edilirken,  bu rakamın 110 bini aştığı kaydedildi. Raporda, kapatılan yüzlerce medya kuruluşu, vakıf, dernek, özel hastane ve eğitim kurumlarının 2017’de kapalı kaldığına değinildi.

Ocak ayında hükümetin OHAL kararlarını inceleme komisyonu kurduğu da anlatılan raporda, komisyonun ‘bağımsız olmadığı’na - yedi üyesinin de KHK’lara onay veren aynı yetkililerce atandığına - dikkat çekildi.

“İfade, Örgütlenme ve Toplantı Özgürlüğü” başlığı altında Türkiye’nin hapisteki gazeteci ve medya çalışanı sayısıyla dünya lideri olduğu bildirilirken, 150 kişinin parmaklıklar arkasında olduğu ifade edildi.

Raporda şu cümleler de dikkat çekti:

“Gazetecilerin terörle bağlantılı suçlamalarla, siyasi gerekçelerle yargılamalarının 2017’de başladı. Suçlamaları destekleyecek geçerli kanıtların eksikliğine rağmen süren bu davalar, yargı bağımsızlığının olmadığını göstermiştir.”

Bu davalar arasında Cumhuriyet gazetesi, Zaman gazetesi, Özgür Gündem gazetesi davaları sayıldı; Ahmet Şık, Enis Berberoğlu, Erdem Gül, Can Dündar ve Murat Çelikkan’ın isimleri raporda yer alırken, KHK ile kamu görevlerinden ihraç edilen eğitimciler Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’nın açlık grevleri ve cezaevi süreçleri de raporda yer buldu.

Şık

Wikipedia’nın yasaklanmasına ve 2017’nin ilk altı ayında Twitter’a yapılan tüm içerik kaldırma taleplerinin yüzde 45’ini Türkiye’nin yapmasına da değinen rapor, Haziran 2017’de İstanbul Valiliği’nin LGBTİ+ Onur Yürüyüşü'nü yasakladığına dikkat çekti.

Raporda, Türkiye’deki insan hakları savunucuları da bir başlık altında ele alındı. Uluslararası Af Örgütü Türkiye Direktörü Taner Kılıç’ın FETÖ bağlantısı iddiası ile gözaltına alınması ve duruşmaya kadar tutuklu kalmasının siyasi bir karar olduğu ifade edilirken, davanın ispatlanmamış delillere dayandığı savunuldu.

Kamuoyunda Büyükada davası olarak bilinen ve 10 insan hakları savunucusunun gözaltına alınması ve son olarak Kasım ayında işadamı Osman Kavala’nın tutuklanması da raporda yer buldu.

“Gözaltında İşkence ve Kötü Muamele” başlığı altında polisin bu muamelelerinin 2017’de de sürdüğüne dair haberlerin geldiği belirtilen raporda, “Hükümet işkenceye sıfır tolerans gösterileceğini ilan etmesine rağmen terörle mücadele yasası altında gözaltına alınanlar işkence gördüklerini söylüyor,’’ ifadeleri geçiyor.

Demirtaş

“Çatışmaların Sürmesi ve Kürt Muhalefetin Bastırılması” başlığı altında ise Halkların Demoktratik Partisi (HDP) vekillerinin tutuklanması mercek altına alındı. HDP eş başkanları Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ’ın Kasım 2016’dan beri tutuklu olduğuna dikkat çekilirken, Demirtaş’ın güvenlik endişeleri nedeniyle duruşmalara getirilmemesinin, ‘’yargı süreci haklarının ihlali’’ olduğu ifade edildi.

“Mülteciler ve Göçmenler” başlığı altında 3 milyondan fazla mülteci barındıran Türkiye’de okula gitmeyen çocuklara ve çocuk işçi sömürüsüne de yer verildi.