'Kürtler koltuğu bile olmayan nakliye uçakları ile Bağdat'a taşındı'

Kürdistan Yurtseverler Birliği'nin (KYB) adayı Berhem Salih, hükümet kurma müzakerelerinin ardından Irak Cumhurbaşkanlığı koltuğuna oturdu.

Gazeteci Fehim Taştekin, Gazeteduvar'daki yazısında Irak Kürtleri'nin yeniden Irak merkezi hükümetinde kilit konuma dönüşünü irdelediği yazısında, hem Barzani ve Talabi ailesinin Kuzey Irak'ta bağımsızlık arayan serüvenini hem de iki ailenin Bağdat ile ilişkilerini irdeledi. 

"Kürtler Bağdat’a dönerken…" başlıklı yazısında Taştekin, 25 Eylül 2017'deki bağımsızlık referandumu sırasında Mesut Barzani'nin 'artık ölebilirim' dediğini hatırlattıktan sonra, bağımsızlık ilanının ardında Irak ordusunun 2014’te IŞİD karşısında yenilmesinin etkin olduğuna dikkat çekti. 

O günlerde zamanın Kürtler lehine aktığını ve birçoğu için Bağdat’ta iktidar ortaklığının anlamını yitirdiğini anımsatan Taştekin, "Kürtlere ayrılmış cumhurbaşkanlığı koltuğu da Celal Talabani’den sonra iyice sembolikleşmişti. Talabani kendi tarzı, özel ilişkileri ve engin tecrübesiyle o koltuğun varlığını siyasete hissettiriyordu. Onun ölümünden sonra “Bağdat’taki Kürt”ün Kürtlerin davasına değen bir tarafı kalmadı. Hissiyat buydu" tespitinde bulundu.

Türkiye ve İran’ın, Kürtlerin bağımsızlık iradesini boğmasının ardından Barzani'nin çekilme pozisyonuna geçtiğine değinen Taştekin, yazısını şöyle sürdürdü:

"Bir taraftan da 26 yıldır fiilen bağımsızlık koşullarında yaşadığı halde bunun için gerekli altyapının inşa edilmediği gerçeği Kürdistan’ın yüzüne çalınmış oldu. İki aileye zimmetli iki partinin (KDP ve KYB) iktidarı paylaşmasına dayalı sistem yeni siyasi oluşumlara rağmen demokratik dönüşüme izin vermedi.

İki partinin aşiret disiplinine dayalı silahlı kanatları (Peşmerge) Batı’dan alınan eğit-donat desteğine rağmen tek komuta altında ulusal bir orduya dönüştürülemedi. Denetim ve şeffaflık gerektiren kamu bütçesi aşiret ve aile temelinde pay dağıtmaya devam etti. Bu imtiyazlı iktidar paylaşım sistemine meydan okuyacak siyasilerin de başına az şey gelmedi. Seçimler yapılıyor ama defolu; parlamento var ama geleneksel güç tekelini aşamıyor; kurumlar var ama kurumsal değil.

Merkezi hükümete bağlı güçlerin 17 Ekim 2017 müdahalesi Kürdistan içindeki durumu daha da karmaşık hale getirdi. Üstelik ikili sistemdeki koordinasyon ve uyum da bozuldu.

Kritik süreçte 12 Mayıs’ta Irak genelinde, 30 Eylül’de de Kürdistan’da parlamento seçimleri düzenlendi. Yerel parlamento seçiminde KYB, Erbil ve Duhok’ta KDP’yi; KDP, Süleymaniye’de KYB’yi; Goran, Yeni Nesil, Komal gibi alternatif partiler her yerde KYB ve KDP’yi ağır hileler yapmakla suçladı. KDP ve KYB’nin binlerce sahte kimlik basıp oylarını artırdığına dair iddiaların haddi hesabı yok. Sesini yükseltenlere karşı müdahaleler ve tehditler de cabası. Böyle giderse Kürt’ün Kürt’le savaştığı 1997 öncesine dönüleceği korkusu geçmiyor. Tek teselli bütün bu badirelere rağmen seçimlerin organize edilebiliyor olması."

Salih'i Cumhurbaşkanlığına götüren süreci de irdeleyen Taştekin, genel seçimlerde birleşen Kürt partilerin 60 koltuk kazanarak 'olmazsa olmaz' bir konuma yükseldiğine işaret eden Taştekin, sıkı pazarlıkların ardından, hükümet kurma müzakereleri için 30 kişilik KYB heyetinin doğru düzgün koltukları bile olmayan askeri nakliye uçağıyla Süleymaniye’den alınıp götürüldüğünü belirtti. 

KYB'nin, bağımsızlık referandumunda daha akılcı bir pozisyona sahip olduğunu vurgulayan Taştekin, gözlemlerine devam etti:

"Berhem Salih’te karar kılmaya ikna eden de ABD Özel Temsilcisi Brett McGurk idi. Bu da İran nüfuzunu kesmek için gece gündüz mekik dokuyan McGurk için Ortadoğu çıkmazındaki cilvelerden biri olsa gerek. Mesud Barzani hem Haydar el İbadi’nin yeniden başbakan olması hem de ortak aday konusunda McGurk’un baskılarına direndi. Barzani’nin duruşu “Kürdistan’ın taleplerini kabul eden blokla işbirliği yapacağız” şeklindeydi. Barzani’yi hem İranlıların hem Amerikalıların cezalandırması da Ortadoğu çıkmazındaki bir diğer garabet.

Sırada hükümetin kurulması var. Kürtler pazarlıkların merkezinde. Ama faktör ve denge unsuru çok: Birbirine rakip Şii bloklar, Sünniler, bölünmüş Kürtler, İran-Amerikan nüfuz savaşı, Necef merkezli dini otoritenin tercihleri vs. Bunun Kürdistan’la ilişkilere nasıl bir boyut katacağını kestirmek şimdiden imkânsız."

Yazının tamamını buradan okuyabilirsiniz