Fehim Taştekin: Bağdat ve Erbil’i yeni pozisyonlara zorlayan iki yönlü bir tazyik…

Gazeteci yazar Fehim Taştekin, Irak Başbakanı Mustafa el Kazımi ve Cumhurbaşkanı Erdoğan arasındaki buluşmayı yazdı. Kazımi’nin Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın duymak istediği mesajlar verdiğini belirten Taştekin, çizilen tüm olumlu tabloya rağmen iki devlet arasında güvensizliğin temel sorun olduğuna dikkat çekti. 

Taştekin devamla şunları kaleme aldı:

“Türkiye’nin PKK’ye karşı sınır ötesi hareketlerle yetinmeyip onlarca üsle kontrol alanlarını genişleten stratejisi ilişkileri birkaç kez türbülansa soktu. Hatırlarsanız geçen yaz Pençe-Kalkan operasyonlarının bir nevi işgale dönüşmesini önlemek için merkezi hükümet sınırları kontrol etmeye yönelik sembolik bir çıkarma yapmıştı. Türkiye’nin 11 Ağustos’ta Sidekan’da insansız uçakla düzenlediği saldırıda iki Iraklı komutanın ölmesi Kazımi ile güzel bir başlangıç yapma şansını vurmuştu.

Zaten Irak siyasetinin Şii kanatları Ankara’nın Sünni öfkeye yatırım yapan siyasetine kızgındı. IŞİD’e karşı savaşta öne çıkan Haşd el Şaabi’yi Musul’a sokmamak için Başika üssünde alternatif Sünni güç oluşturma çabası da ilişkileri yormuştu. Son 3 yılda Mahmur Kampı ve Şengal’i hedefe koyması da gerilim hattına ilave yükler bindirdi. Ayrıca Kürdistan’ın gelir kapısı Habur’u baypas edercesine Ovaköy’den yeni kapı açıp Tel Afer’e kadar Suriye-Irak sınırı arasına tampon saplama ısrarı da Bağdat’ı iki arada bir derede bıraktı. Bir tarafta Türkiye’yi yatıştırma diğer tarafta Kürdistan’ı küstürmeme çabası…

“Kazımi niye bu kadar gecikti” sorusunun yanıtı işte bu zincirde.

Bir süredir Bağdat ve Erbil’i yeni pozisyonlara zorlayan iki yönlü bir tazyikten söz edilebilir.

Türkiye’nin baskı hattı belli; Suriye tarafında Afrin’den beriye Tel Rıfat’tan başlayıp Menbic ve Fırat’ın doğusundaki Ayn İsa’da tavan yapıyor, Irak tarafında Şengal’den kuzeydeki dağ silsilesine sokuluyor. KDP’yi PKK’yle savaşa iten, Bağdat’ı hem Kürdistan hem PKK’ye karşı pozisyona zorlayan, ABD’yi de Ankara’nın ‘terörle mücadele’ konseptine paydaş yapan bir tazyik. Sonuç aldığı kesin.

Öteki tazyik Amerikalılardan geliyor. ABD, Suriye tarafında YPG ile işbirliğine öfkelenen Türkiye’yi dindirmek için iki yakada tezat şeyler deniyor. Suriye’de KDP çizgisindeki Suriye Kürt Ulusal Konseyi’ni (ENKS) siyasi ve askeri olarak özerk yönetime ortak ederek Kürt birliğine oynuyor. Yanıltıcı da olsa PKK’nin Suriye’den boşandığına dair bir görüntü çıkarmaya çalışıyor. Irak tarafında ise Kürtler arası çatışmaya yol veriyor. Bir tarafta Kürtler arası birlik diğer tarafta Kürtler arası çatışma! Bu siyasetle Pentagon’un Suriye Demokratik Güçleri (SDG) ile ortaklığına öfkelenen Türkiye’yi bir şeylere razı etmeye çalışıyor. Bu çelişkili siyasetin bir de ekonomik teşvik boyutu var: Amerikalıların üzerine oturduğu Suriye petrolü Kürdistan’a akıyor. Bunun alıcısı da belli: Türkiye.

ABD’nin Türkiye’nin elini güçlendiren tercihleri Şengal’e de yansıyor. PKK çizgisindeki Ezidilerin oluşturduğu Şengal Direniş Birlikleri (YBŞ), Şengal Kadın Birlikleri (YJŞ) ve Şengal Demokratik Özerk Meclisi’nin kontrolüne son vermek için 9 Ekim’de Irak ve Kürdistan hükümetleri arasında imzalanan anlaşmada ABD’nin parmağı vardı. “Aksi halde Türkiye alana daha fazla girecek” korkusu hem Erbil hem Bağdat üzerinde işe yarıyor. 2014’te Peşmergelerin IŞİD’in önünden çekilmesiyle Ezidiler nezdinde bütün iddiasını yitiren KDP kontrol edemediği Şengal’i bu anlaşmayla merkeze bırakıyor. Hedeflenen yeni statüko, ABD’nin bölgede Haşd el Şaabi’nin varlığına son verip Irak-Suriye sınırlarını İran’a kapatma hedefiyle de bağlantılı.

ABD’nin de işin içinde olduğu ikinci önemli gelişme kuzeyde Kürt’e karşı Kürt tamponuna geri dönülmesi. KDP’ye bağlı Peşmerge güçleri son aylarda Haftanin, Metina, Gare ve Behdinan taraflarında PKK’nin hareket alanlarını daraltacak pozisyonlar aldı. Peşmerge, Şengal anlaşmasından sonra da Suriye sınırlarındaki geçişleri önlemek için çok sayıda yerde konuşlandı. Dicle hattındaki bu durum Amerikalıların baskıları sayesinde bir yere kadar gelmiş olan Kürtler arası birlik çalışmalarını da dinamitliyor.

YBŞ’nin seçeneksiz bırakılması, PKK-KDP çatışmasının tetiklenmesi ve Suriyeli Kürtler arasında diyalogun dinamitlenmesi Ankara’nın net olarak görmek istediği üç sonuç. Bu çelişkiler merkezi hükümet için de kullanışlı; sonuçta kuzeye doğru etki ve kontrol kanalları açıyor. 

Kürt cephesindeki bu tablo Ankara-Bağdat ilişkilerinde yeni bir tutunma noktası olarak öne çıkıyor. Bunun arkasında itici bir diğer faktör ABD’nin İran’ı kuşatma stratejisi. ABD, Irak’ı İran’ın etkisinden çıkarmak için Kazımi’nin elini güçlendirmeye çalışıyor. Müttefik Arap devletleriyle birlikte Türkiye’yi Irak’ta söz sahibi yapmanın İran’ı oyundan düşüreceğine dair eski Amerikan oyunu yeniden güncelleniyor. ABD ve İran arasında sıkışan Kazımi de bir denge unsuru olarak belki Türkiye’ye ihtiyaç duyuyor.”

Yazının kaynağına buradan ulaşabilirsiniz

Related Articles

مقالات ذات صلة

İlgili yazılar