Tiny Url
http://tinyurl.com/ybkk946l
Eki 08 2018

Irak'ın yeni liderleri istikrarı sağlayabilir mi?

Reuters, kısa bir süre önce düzenlenen Irak seçimlerinin ardından Berhem Salih'in Cumhurbaşkanlığı koltuğuna oturmasını ve Irak'ı bekleyen geleceği değerlendiren bir yazı yayımladı:

Saygın bir Kürt siyasetçinin Irak’ın yeni cumhurbaşkanı olarak seçilmesi ve başbakan olarak uzlaşmacı birisini ataması, yıllardır süren mezhepsel katliam, savaş ve ekonomik kargaşa sonrasında ülkeye istikrarı yakalama şansı veriyor.

Meclis tarafından seçilen 58 yaşındaki Cumhurbaşkanı Berhem Salih, hem ABD hem de İran tarafından saygı görüyor. Ezeli rakip olan bu iki ülkenin Irak'taki nüfuz mücadelesi, hâlihazırda derin mezhepsel anlaşmazlıklar tarafından esir alınmış ülkedeki hizipçiliği körüklüyor.

Hem Bağdat'taki ABD büyükelçiliği hem de İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani Çarşamba günü, cumhurbaşkanının geleneksel törensel rolünü canlandırabileceği ve Tahran ile Washington’ın Irak’ın yararına çalışmasını sağlayabileceği umuduyla Salih'i tebrik ettiler.

Salih’i aday gösteren Kürdistan Yurtsever Birliği'nden milletvekili Rebwar Taha “Cumhurbaşkanı Berhem Salih güçlü bir kişiliğe sahip. Batı ve bölge ülkeleri, en önemlisi de İran’dan saygı görüyor” diyor.

Salih’in 76 yaşındaki Adil Abdül Mehdi’yi başbakan olarak seçmesi, mecliste en çok koltuğa ve ülkede en güçlü milislere sahip olan Irak’ın iki ana Şii bloku arasında aylardır süren gerginliği azalttı.

Mehdi’nin başbakanlığı, 2003’teki ABD öncülüğündeki işgal ile Saddam Hüseyin'in devrilmesinden beri Irak siyasetine egemen olan Dava Partisi'nin 15 yıllık iktidarının sonu anlamına geliyor.

Milletvekilleri, Adil Abdül Mehdi'yi çekici bir seçenek yapan şeyin tam olarak bu olduğunu söylüyor, özellikle Dava'yı hor gören güçlü din adamı Mukteda el-Sadr için.

Görevi bırakan Başbakan Haydar el-İbadi ile birlikte Sadr, iki ana Şii blokundan birisini yönetiyor. Diğeri ise İran destekli milis lideri Hadi el-Amiri ve eski Başbakan Nuri el-Maliki tarafından yönetiliyor.

Amiri ve Maliki, İran'ın Irak'taki en önemli iki müttefiki. İbadi, ABD tarafından tercih edilen aday olarak görülürken, Sadr kendisini hem Amerikan hem de İran etkisini reddeden bir milliyetçi olarak tanımlıyor.

Irak artık üç önemli liderine sahip -cumhurbaşkanı, başbakan ve meclis başkanı- ve tarihi düşük katılım ve yaygın hile iddialarıyla gölgelenen ve inandırıcı olmayan milletvekilliği seçimlerinden beş ay sonra yeni bir hükümet kurmaya daha yakın.  

Son görüşmeler, Irak’ın güneyindeki Şiiliğin merkezi ve petrol zengini olan Basra’da yaşanan ve ülkeyi istikrarsızlaştırmakla tehdit eden protestolardan haftalar sonra gerçekleşti.

Hükümetin bu protestolarla başa çıkmada ve orada yaşayan insanların talep ettikleri temel hizmetleri karşılamada başarısız olması, müttefiki olan Başbakan İbadi'ye desteği bırakması için Sadr'ı ikna etti.

Sadr’a yakın bir kaynak “Basra'da yaşanan karmaşıklıktan sonra, Mukteda halkına temiz su getiremeyen bir başbakanın ülkesine istikrar getirmede kesinlikle başarısız olacağına ikna oldu” diyor ve ekliyor “Bu, Mukteda’nın Amiri ile bir araya gelmesi ve uzlaşmacı bir aday olan Abdül Mehdi'yi kabul etmesi için yeterliydi.”

Salih’in seçilmesi, bir gizli anlaşma olmaksızın ilk defa birisinin Irak’ın en üst makamına yükselmesi anlamına geliyor. Bu da, milletvekillerinin ülkenin acil ihtiyaçlarını siyasi kazanımlara nazaran bir öncelik haline getirdiğini gösteren bir sonuç.

Saddam’ın yıkılmasından bu yana Irak’taki iktidar, en büyük üç etnik-mezhepsel grup arasında paylaşılıyor.

En güçlü makam olan başbakanlık bir Şii Arap’ın, meclis başkanlığı bir Sünni Arap’ın ve cumhurbaşkanlığı ise bir Kürt’ün elinde. Ancak, bu formül istikrarı garanti etmiyor.

Hem Washington hem de Tahran, kurulmakta olan hükümetin şeklini etkilemek için aylardır rekabet ediyor, ancak her ikisi de cumhurbaşkanlığı seçim sonuçlarında belirleyici faktör olduğunu iddia edemez.

Washington Yakın Doğu Politikaları Enstitüsü’nde araştırmacı olan ve şu anda Bağdat’da bulunan Bilal Wahab “Sonuç önceden belirlenmedi. ABD ve İran müdahalelerine rağmen, herkes telefondaydı” diyor ve ekliyor “Eşsiz bir siyasi süreçti, gerçek siyasetti. Ancak, bu daha uç bir olaydı.”

Salih, cumhurbaşkanı seçildikten iki saatten daha az bir zaman sonra Abdül Mehdi’yi başbakan olarak atadı. Abdül Mehdi, cumhurbaşkanlığı seçimleri bitmeden önce en güçlü aday olduğunu bilerek meclise gelmişti.

Abdül Mehdi'nin doğru bir politik şeceresi var: O bir İslamcı, ama Dava Partisi'ne bağlı değil ve hükümette düzgün sicile sahip bir teknokrat olarak algılanıyor.

Dava'nın egemen olduğu siyasi elite daha fazla sabredemeyen yoksul işçi sınıfının kitlesel desteğine sahip olan din adamı Sadr'ın onayını almak önemliydi.

Abdül Mehdi'nin geçtiği diğer büyük bir test ise, Irak’ın en önemli din adamı olan Büyük Ayetullah Ali el-Sistani'nin desteğini kazanmaktı.

Muhtemelen ülkenin en güçlü adamı olan Sistani, uzun zamandır siyasilere iktidara tutunmayı bırakması ve Irak’ın yeniden inşa edilmesi için yeni teknokratlara şans verilmesi çağrısı yapıyordu.