IŞİD sonrası ilk seçimde İran, Irak'ta Türkiye'nin yerini aldı

Erbil, Irak Kürdistan Bölgesi- Uzmanlar ve politikacılar “IŞİD'in mağlubiyetinden sonra Irak'ta yapılan ilk seçimde Türkiye'nin etkisi azalırken, İran'ın ve Amerika'nın etkisinin her zamankinden daha güçlü” olduğunu dile getiriyor.

IŞİD'in ardından Sünni ve Kürt müttefikleri marjinalleştirilen Türkiye'den farklı olarak İran şu anda, Irak'ta IŞİD'e karşı yürütülen savaşa yoğun bir şekilde müdahil olmanın faydalarından yararlanıyor.

Türkiye, Kürdistan bölgesinde ve kuzey Irak'ın geri kalan kısmında her zaman ekonomik ve politik bir etkiye sahipti. Özellikle 2014'ten önce, Musul ve Irak'ın Kürdistan bölgesinde. Bununla birlikte, Türkiye’nin müttefikleri IŞİD’e karşı yapılan savaştan sonra marjinalleştirildi. Türkiye tarafından desteklenen Sünniler, IŞİD’e karşı düzenlenen askerî harekâta katılmadı ve artık Telafer ve Musul gibi Türkiye’nin geleneksel etki alanlarından ziyade Sünni Arap bölgelerinde İran destekli Haşdi Şabi örgütü önemli bir rol oynuyor.

Mesud Barzani'nin, her zaman Türkiye'ye yakın olan Kürdistan Demokrat Partisi (KDP) bile, yeni Irak’taki nüfuzunu sürdürmek için şu anda Türkiye’den ziyade İran ile flört ediyor.

Kürtler, Ekim 2017’de kendilerine karşı düzenlenen Irak harekâtının durdurulması için destek vermemesi nedeniyle ABD tarafından, ayrıca geçen yılın Eylül ayında düzenlenen Kürt bağımsızlık referandumuna karşı çıkmasından dolayı Türkiye tarafından kızdırılmıştı.

Ayrıca İran, her şeye rağmen bağımsızlık oylaması yapan Kürtlerin altının oyulmasında önemli bir rol oynadı. Haşdi Şabi örgütü ve İran, Kürtlerin iç anlaşmazlıklarının kullanılmasında ve Ekim 2017'de Kürt Peşmerge güçlerinin kontrolündeki tartışmalı bölgelerin ele geçirilmesinde önemli bir rol oynadı.

Mesud Barzani Mayıs ayı başlarında, Kürtleri Irak'taki yandaşlarını desteklemesi için ikna etmeye çalışan İranlı yetkililer ile görüştü.

Irak’taki Soran Üniversitesi’nin Rektör Yardımcısı olan Dr. Nahro Zagros Ahval'e verdiği demeçte “İranlılar kurumlar üzerinde daha fazla nüfuza sahip. Türkler, Irak'ın kuzey kesiminde daha fazla iş yapıyor ve politik olarak orada daha etkili” diyor ve ekliyor “Türkiye'ye yakın Sünni partiler var, ancak siyasi görünümü değiştiremiyorlar. Türkiye’nin Bağdat'taki siyasi görünümü değiştirme imkânı İran'ınkinden daha az.”

Türkiye'nin müttefiklerinin parçalanması

Irak'ın cumhurbaşkanı yardımcısı Osama al-Nujaifi ve eski Musul valisi Atheel al-Nujaifi gibi Türkiye'nin bir zamanlar desteklediği Sünni politikacılar artık gözden düştü. Atheel al-Nujaifi Mayıs 2015'te görevinden alındı ​​ve Türkiye ile işbirliği yapma suçlamasından dolayı gıyabında üç yıl hapis cezasına çarptırıldı. Ayrıca, Irak’ın en tartışmalı bölgelerinin kontrolünün geri alınması ve Kürdistan bölgesine yaptırımların uygulanmasından sonra KDP de zayıfladı.

Irak analisti olan Joel Wing Ahval’e verdiği mülakatta "Evet kesinlikle. Türkiye'nin en yakın müttefikleri KDP ve Nujaifi kardeşlerdi ve her ikisi de kaybetti. KDP Erbil ve Dohuk'ta güvende, ancak itibarı bağımsızlık referandumunun yansımaları ile birlikte büyük bir darbe aldı. Ayrıca, Nujaifi kardeşler de bir hayli itibar kaybetti” diyor.

“Ninova valiliğini ve meclis başkanlığını kaybettiler ve Meclis Başkanı Salim Jabouri gibi kişilere mağlup oldular. Onlar da artık popüler olmayan Sünni özerkliği gibi meseleleri bastırıyor, ve aslında Sünnilerin birçoğu işlerin yeniden inşası ve kalkınması politik gücü için Bağdat ile daha yakın ilişkiler istiyor” diye ekliyor Wing.

Tel Aviv Üniversitesi'nin Moshe Dayan Orta Doğu Çalışmaları Merkezi’nde bir araştırmacı olan Ceng Sagnic “Irak'ta potansiyel olarak Türkiye’nin yandaşları olabilecek Sünni Arap gruplar, son iki yıldır ABD ve İran destekli Şii gruplar ile uzlaşmaya zorlandı.

Bu, İran'ın artan rolünün ve ABD'nin Irak siyasetindeki mevcut güçlü konumunun doğal bir sonucuydu, ve aynı siyasi arenada Türkiye’nin potansiyel avantajları büyük ölçüde azaldı” diye açıklama yapıyor.

Chatham House'daki Orta Doğu ve Kuzey Afrika Programı’nda Irak uzmanı olan Dr. Nussaibah Younis ise Ahval’e verdiği demeçte “Türkiye'nin Irak siyasetinde çok az etkisi olduğunu ve Türkiye’nin bir dizi Körfez devletleri ile birlikte Sünni bloğu birleştirmeyi denediğini, ancak bunda sınırlı bir başarıya ulaştığını” ifade etti.

2010 yılında Türkiye, o yıl düzenlenen seçimlerde en fazla sandalyeyi kazanan, ancak hükümet kurmayı başaramayan Allawi’nin Iraqiya listesini destekleyen çok fazla bir siyasi nüfuza sahipti. Chatham House'ta araştırma görevlisi olan Dr. Renad Mansour “Sünnilerin, liderleri iktidara getirme rolünü üstleneceğini sanmıyorum.

Türkiye'nin müttefiklerinin parçalanması, onların sandalye kazanmalarını daha da zorlaştıracak” diyor ve ilave ediyor “Gerçekten iktidarı belirleyecek olanlar, birlikte hükümet kurmak için Şiiler ile anlaşma yapan kişiler olacak.”

İran, iktidar belirleyicisi mi?

Irak'taki terörle mücadele biriminin eski danışmanı ve Norwich Üniversitesi'nde misafir profesör olan David M. Witty “Bazı kişilerin, bir sonraki başbakanın kim olacağına karar verilmesinde İran'ın gerçek bir iktidar belirleyicisi olacağını bile söylediğini” ifade ediyor.

“Irak'taki parlamento seçimleri, Haşdi Şabi’nin gelecekteki rolünün baş göstergesi olacak. Sadece başarılı, ancak kısmen kontrol dışındaki bir militan grubu olmaktan, Irak'taki siyasal iktidarın geleceğine dönüşebilecek mi? Ve bu, Irak hükümetindeki daha fazla İran nüfuzu açısından ne anlama geliyor?” diye soruyor Witty.

Muhtemelen bir sonraki Irak hükümeti, diğer partilerle bir dizi görüşmeden sonra üç ana Şii partisinden biri tarafından kurulacak. Bunlar Başbakan Haider El-Abadi'nin Zafer İttifakı, Nouri el-Maliki'nin Hukuk Devleti Koalisyonu ve Hadi El-Ameri’nin İran destekli paramiliter örgüt olan Haşdi Şabi’den meydana gelen Fetih İttifakı. Ve İran’ın iktidar belirleyici rolünü üstlenmesi en yüksek ihtimal.

Bununla birlikte, siyasi risk analisti olan Kirk H. Sowell, “İran’ın rolünün hala sınırlı olacağını” iddia ediyor. Sowell “Bence, bu hükümete hâkim olamayacaklarının farkındalar. Ameri ve Maliki'nin ayrı ayrı çalıştığı gerçeği, ABD destekli Abadi'nin yenilmesini imkânsız kılıyor” diyor ve sözlerine şöyle devam ediyor “Bu yüzden, sadece Badr'ın İçişleri Bakanlığı'ndaki derebeyliğinde tutmayı istediklerinden şüpheleniyorum.”

Politikacılar, İran’ın Irak’taki rolünün daha büyük olduğu konusunda hemfikir. İran’a yakın bir parti olan Kürdistan Yurtseverler Birliği sözcüsü Saadi Pira “Türkiye bir komşu, ama tabi ki İran etkisi daha fazla.

Her şeyden önce, İran ile çoğunluğu Şii olan Irak hükümeti arasında bir işbirliği ve Irak ile Türkiye arasındaki 380 kilometrelik sınıra karşın Irak ile İran arasında 1200 kilometreden daha uzun bir sınır var” diyor ve ilave ediyor “Türkiye ve İran’ın çıkarlarını temsil etme hakları var, ama bu Iraklı partilere ve insanlara bağlı. Iraklılar, onları içeri çeker aksi takdirde içeri giremezler. Bağımsız bir karar almaya çalışmalıyız.”

Birçok Iraklı, İran ile yeni bir savaştan ve nükleer anlaşmanın sona ermesinden endişe ediyor. Kıdemli bir KDP üyesi olan Fazel Mirani “Biz bu bölgedeyiz, isteyerek ya da istemeyerek etkileneceğiniz ve mağdur olacağız. Bu, jeopolitiğin etkisi” diyor.

Daha önce Irak'ın dışişleri bakanı olarak görev yapan bir Kürt olan Zebari de endişeli. Zebari “2003'ten bu zamana kadar olan önceki Irak hükümetlerinde ve tüm seçimlerde görev yapan birisi olarak kişisel bakış açıma göre, bu etki hep oradaydı.

Onu hissedebiliyordunuz ve görebiliyordunuz” diyor ve sözlerine şu şekilde devam ediyor “ABD ve İran arasındaki son gerilim ve Trump’ın nükleer anlaşmadan çekilmesi ile ilgili olarak, bu gerginlikler bir sonraki Irak hükümetinin kurulmasına yansıyacak.”

Kürt akademisyen Nahro Zagros'a göre, Trump'ın kararı Irak'taki siyasi oyunu değiştirdi. Zagros “Birkaç gün önce, hem Amerika hem de İran Abadi’nin bir sonraki başbakan olmasına razıydı, ancak Amerika’nın anlaşmadan çekilmesinden sonra bu durum değişmiş olabilir” diyor ve devam ediyor “İran'ın ekonomik ve politik bir krizle karşı karşıya olduğunu bildiklerinden, bu Irak seçimleri İranlılar için çok önemli olacak.

İran'ın kimlere arka çıkacağını, kimleri destekleyeceği konusunda sürprizler göreceğiz, ama eminim ki Haşdi Şabi'yi, yani Hadi al-Ameri’nin Fetih İttifakı’nı destekleyecekler.”

Irak uzmanı Dr. Nussaibah Younis Ahval'a verdiği demeçte “İran için Irak seçimleri, nükleer anlaşmadan çekilen ABD'yi cezalandırmak için mükemmel bir fırsat. İran, Fetih İttifakı’nın hâkim olacağı bir hükümet koalisyonuna aracılık etmek için yoğun bir şekilde yatırım yapacak” diyor ve ekliyor “İran, Irak politikalarında hem teşvik hem de tehdit yoluyla anımsanamayacak büyüklükteki nüfuzunu kullanabilir ve ABD'den güçlü bir karşı gayret görmediği sürece çabalarında başarılı olması muhtemel.”

Bununla birlikte, Irak analisti olan Kirk H. Sowell, Türkiye'nin Bağdat'taki nüfuzundan ziyade Kürdistan İşçi Partisi'ne (PKK) daha fazla odaklanabileceğini de sözlerine ekliyor. Sowell “Bildiğiniz gibi Türkiye, istediği takdirde sadece kuzey Irak'a asker gönderiyor. Türkiye’nin ufku daraldığı için, Irak'a bir bütün olarak odaklanmıyorlar, dış politikalarının çalışma alanına şu anda Irak'ta faaliyet gösteren Türkiye ve Suriye kökenli Kürtlerin sözde tehdidi hâkim” diye sözlerini bitiriyor.