Oca 02 2018

A'dan Z'ye İran protestoları

 

İran'da hayat pahalılığını, enflasyonu ve işsizliği protesto etmek için başlayan gösteriler kısa bir süre içinde muhaliflerin rejim karşıtı protestolarına dönüştü. Şu ana kadar en az 12 kişi hayatını kaybetti çok sayıda protestocu da yaralandı. 

Gösteriler 2009'dan bu yanaki en kapsamlı rejim karşıtı çıkış olarak tanımlanırken, gösterilerin arkasındaki motivasyon, uluslararası güçlerin varsayılan rolü ve muhaliflerin talepleri gündemin en çok tartışılan konularından.

 

İran

 

BBC Türkçe, beş gündür devam eden gösterilerin nedenleri ve geldiği noktaya dair hazırladığı haberinde, çıkış noktası olarak muhaliflerin kalesi olarak da adlandırılan Meşhed bölgesine işaret ediyor. 

Ancak protestoların başkent Tahran'a ulaşması uzun zaman almadı. İşsizlik ve alım gücünün düşüklüğünün yanısıra İran'an dış politikası da eleştirilerin hedefinde. 

Sokağa çıkan kitleler rejime tepkilerini "Diktatöre ölüm" sloganı ile ortaya koyarken, dini lider Ayetullah Hamaney istifa çağrılıyor.

Kimi yorumlara göreyse, protestolar teokratik hükümetteki ılımlı bir isim olan Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani'ye karşı baskı yapma amacı güdüyor. 

 

iran

 

İngiliz The Independent muhabiri Patrick Cockburn de bu görüşte olanlardan. Gösteriler, Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani'yi ikileme soktu; ya gösterileri şiddetin dozunu arttırarak bastıracak ve Batı'nın eline koz verecek ya da bir ara formül bulunacak. 

Ruhani'nin gösterilere ilk tepkisi özgürlüklerin altını çizmek oldu ancak kamu mallarına zarar verenlerin tolere edilmeyeceğini de net bir biçimde ortaya koydu. 

İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani, Pazar günü sessizliğini bozarak, "Biz özgür bir ülkeyiz. Bu yüzden insanların kendilerini ifade etme hakkı var" dedi. Açıklamaları devlet televizyonunda yayınlanan Ruhani, "hükümetin toplumda huzursuzluk yaratan, kamu düzenini bozan ve kamu mallarına zarar verenlere" ise tolerans göstermeyeceğini belirtti.

 

İran

 

Dahası, Ruhani patlak veren olayları "Batı komplosu" olarak tanımlayan tezi reddetti ve ekledi:

"İnsanların sorunları sadece ekonomik değil. Aynı zamanda daha fazla özgürlük talep ediyorlar."

Ruhan, göstericilerle ülkenin yönetiminde gerçek manada söz sahibi olan mollalar arasında bir uzlaşı ararken, protestoların tehlike değil, fırsat olarak görülmesi gerektiğini söyledi.

2009'daki gösterilerde polise destek olmak için sokağa çıkan Devrim Muhafızları, bu kez henüz olaylara müdahil olmadı. 

Olaylarda can kaybı en az 12 olarak bildiriliyor ama sayının artmasından da endişe ediliyor. Silahlar iki tarafca da kullanılıyor. Polis karakolları ve askeri üsleri ele geçirmek isteyenler olduğu haberleri gelirken, Tuyserkan'da altı kişi olaylarda can verdi.

Dorud kentinde protestocuların çaldığı bir itfaiye aracının ezdiği iki kişi de yaşamını yitirirken, ilk can kaybı Cumartesi yaşandı. Burada da taraflar birbirini suçluyor. İki taraf da ölümlerden birbirini sorumlu tutuyor.

Ülkenin güneybatısındaki İzeh kasabasında da iki kişi vurularak öldürüldü.

Olayların dünya tarafından duyulmasını engellemeye çalışan rejim, Instagram, Telegram gibi servisleri engelledi. Ülkede Facebook ve Twitter zaten yasaklı. Benzer şekilde cep telefonlarından da internete girilemiyor.

Rejimin yasak gerekçesi ise "şiddetin teşviki."

Devlete bağlı yayın organları, Pazar günkü yayınlarında, gösterilerden görüntüler yayınlamaya başladı. Ancak görüntülerde ağırlıklı olarak; banka ve araçlara saldıran genç insanlara, Tahran'daki bir belediye binasına yapılan saldırıya ve İran bayrağı yakan bir kişiye yer verildi.

Hem ABD  hem de İsrail gösterilere destek açıklamaktan geri durmadı. İran ise, gösterilerden "dış güçler"i sorumlu tutuyor.

Haberin tamamını buradan okuyabilirsiniz