Clement Therme
Oca 03 2018

İran İslam Cumhuriyeti çelişkileriyle yüzleşiyor


İran’da ekonomik güçlüklere karşı halkın her kesiminden protestolar altı gündür devam ediyor ve İslamcı Cumhuriyet eşitsizlik yaratan bir siyasi sistem olarak görülüyor.

İslamcı gruplar ve Dini Lider Ayatollah Ali Khamenei, milislerini (devrim muhafızlarını) kullanarak İslamcı düzeni bir arada tutmayı çok zor kılan derin bir toplumsal hoşnutsuzluk ile karşı karşıya.

 

iran

 

Uzun vadede bakıldığında 1978-79 İslam Devrimi’nin ayakta kalabilmesi için, bu yaygın biçimde görülen toplumsal hoşnutsuzluğun da üstesinden gelmek zorundalar. 

Protestoların alevlenmesinin dönemsel ve yapısal nedenleri var. Kısa vadeli sebepler arasında yumurta fiyatlarının yüzde 40 artması, en fakir vatandaşlara verilen teşviklerin kesilmesi ve birçok İranlı yatırımcının paralarına el koyarak kredi kuruluşlarının kapatılması bulunuyor.

Bunu açarsak, 14 Temmuz 2015’te imzalanan nükleer antlaşmanın ekonomik getirileri konusunda büyük bir aldatma yaşandı.

 

İran

 

Söz konusu uluslararası sözleşmenin sonlanmasından sonra İran halkınının hayatında iyi yöne doğru bir gelişme olmadı.

Ayrıca İslam Cumhuriyeti’ne karşı atılan sloganlar gösteriyor ki İran halkının büyük çoğunluğu özellikle ekonomik nedenlerden dolayı devrim döneminden yorulmuş.

Sloganlar İslam Cumhuriyeti’nin müşterileri arasında petrol geliri dağılımı konusunda yoğunlaşıyor ve İslam Cumhuriyeti’ni İran’ın petrol gelirlerini Hizbullah, Hamas ve Suriye Esad hükümeti gibi aracılar yoluyla diğer ülkelere aktarmakla suçluyor.

 

iran 3

 

Protestocular bu paranın bölgedeki ülkelerin geleceğine etki etmek yerine ülke içinde kullanılmasını istiyor. Hükümete sorulan bir soru daha var: İran’a karşı yaptırımların var olma nedeni olan bölgesel politikaları değiştirme yetkisi bile bulunmayan Rohani nasıl nükleer silahlarla ilgili olmayan ABD yaptırımlarını kaldırmaya söz verebilir?

İslam Cumhuriyeti’nde seçimle başa gelmiş kurumların çift taraflı söylemleriyle beslenen hoşnutsuzluğun arkasında, yaygın biçimde yolsuzluk ve petrol gelirlerinin dağıtımı konusunda yapılan ekonomik hatalar gibi toplumsal huzuru bozan yapısal nedenler yatıyor. Yetkililer bu hatalara çözüm bulmakta yetersiz kaldı.

Bu yüzden protestocuların gözünde dindar-siyasi elit kitle petrol gelirlerinden faydalanan imtiyazlı bir cemiyet olarak görülürken dışarıda kalanlar ekonomik getirilerin dışında bırakılmış gibi duruyor.

 

iran

 

İslam Cumhuriyeti’ne karşı dışarıda kalanlar tarafından duyulan adaletsizlik hissiyatının temelinde yatan açıklama bu.

Rohani’nin politikaları işe yaramadı çünkü uyguladığı neoliberal ekonomik politika ile sistemin kayırmacı yapısı arasında büyük çelişkiler var. Parlementer ve askeri boyutları olan bir petrole dayalı dini yönetim bu çelişkinin üstesinden gelebilir mi?

Huzursuzlukla baş edebilmek için İslam Cumhuriyeti’ninn kurucusu Ayetullah Humeyni yenilikçi ve orijinal bir siyasi sistem olan seçimsel otokrasiyi yarattı.

Seçimsel boyut sistem içinde sınırlı miktarda çoğulculuğa dayanıyor. Bir yanda özgürlük isteyen halkın vatandaşlık haklarına odaklanarak seçilmeye çalışan sözde reformcu ve ılımlı gruplar var.

Gene de bu gruplar seçildikleri zaman Çin’dekine benzer bir modele dönüyorlar (Rafsancani, Hatemi ve Rohani dönemlerinde olduğu gibi). Bu strateji İran’da hükümet ekonomik büyümeyi sürdüremediği için, sivil toplumdan kabul görmediği için ve şimdi de halkın çoğunluğunun otoriter sistem altındaki yaşam tarzından memnun olmadığı için başarılı olmuyor.

Bu demokrasi arzusunu 1905’teki Anayasa Devrimi’nden 2009’daki Yeşil Hareket’e kadar görebiliyoruz. Bunlara ek olarak, reformcu gruplar başa geldikten sonra IMF’nin kurallarını takip eden neoliberal bir tavır aldılar.

Bu durum toplumdaki mazlumlara öncelik vermeyi vaat eden devrimci yaklaşımla çelişki oluşturuyor. İslamcı toplumsal adalet sözü veren devrim idealleri ekonominin yeniden yapılandırılması uğrunda terk edilmek zorunda kalındı.

Öte yandan daha tutucu gruplar, alternatif bir çözüm olarak halkın en fakir kısmına petrol gelirlerini dağıtmak gibi pervasız bir çözüm öne sürüyor. Bu şekilde devrimin verdiği sözler makro-ekonomik göstergelerin zararına olsa da tutulmuş oluyor.

Bu özellikle gözlemlenemeyen enflasyon oranları için geçerli. Tutucu ve reformcu grupların girmiş olduğu bu çıkmaz sokak, var olan yaygın toplumsal huzursuzluğu açıklayan ana sebeplerin başında geliyor. Çünkü sandığa gidip oy atmak artık çözüm değil.

Vatandaş, İslam Cumhuriyeti’nin ekonomik başarısızlığının kurbanları, artık protestoculara dönüşüyor.  

İslam Cumhuriyeti’nin oturmuş kurumlarından gelecek herhangi bir çözüm olmadığı şu anda, Rouhani gibi merkeziyetçi bir Başkan ne yapabilir? Toplumsal kutuplaşmanın arttığı bu ortamda, her zaman ekonomik sorunlarla uğraşmaktan nefret eden bir sistemin yetersizlikleri için Trump hükümetini suçlamaktan başka çaresi yok.

Ayetullah Humeyni bir keresinde “Ekonomi eşekler içindir” demişti. O dönemde amaç insanların dini konulara öncelik vermesini sağlamaktı. Günümüzdeyse politik ekonomik sorunlar İslam Cumhuriyeti’ni çelişkileriyle yüz yüze getiriyor.

Bu uzlaştırılamaz hedefler molla iş adamları ve kapitalistler arasındaki zıtlık ve İslam Cumhuriyeti’nin mazlumları koruma hedefine bakıldığında en iyi şekilde görülebiliyor. Şu anda protestocuların büyük çoğunluğu halkın en yaygın sınıfından geliyor.

Yeni dindar-politik elit sınıfın tüm kaynakları elinde tuttuğunu ifşa ettiler. Bu da Şii İslam’ın İran’da herhangi bir meşru hükümetin her zaman merkezinde olması gerektiğine inanan dini bir yönetime destek verenler tarafından ciddi bir reddetme ve inkar anlamına geliyor.