Oca 02 2018

İran'ın yayılmacılığına böyle karşı çıktılar: Gazze, Lübnan, Suriye yok; hayatım İran için!

 

İran'da beş gündür devam eden ve en az 12 kişinin öldüğü rejim karşıtı gösteriler İsrail medyasının da gündeminde.

Gösterilerin nedenleri, protestocuların talepleri konusunu irdeleyen Haaretz gazetesinde Anshel Pfeffer tarafından kaleme alınan yazıda, İran'ın Hizbullah'a askeri ve mali desteğinin, çeşitli milis gruplara başka ülkelerde operasyon yürütmesi için ayırdığı bütçenin, Filistin meselesinde Filistin tarafına akıtılan para ve İran yayılmacılığını mümkün kılacak her türlü projeye verilen desteğin geri teptiği görüşü dillendiriliyor.

Yazıda, "Tahran’da kapalı kapılar arkasında gerçekleşen müzakereler, görünen o ki, artık sokağa döküldü: Ülkenin kendi durgun ekonomisi için para biriktirmeli mi?" sorusu soruluyor.

 

iran

 

Pfeffer imzalı yorum şöyle devam ediyor:

İranlı kaynaklara göre, Meşhed şehrinde, başlangıçta Başkan Hasan Rohani’nin rakipleri olan, işsizlik üzerinden ortaya çıkan huzursuzluk ve yüksek fiyatlarla çıkar sağlamanın peşindeki katı din adamları tarafından organize edilen bir protesto dalgası başladı.

Gerçekten bu sebeple başladıysa da, durum ters tepmiş gibi gözüküyor, çünkü protestolar hızla İran’ın düzinelerce şehrine yayıldı ve şimdi de sadece nispeten “ılımlı” görünen Rohani hükümetini değil, aynı zamanda Devrim Muhafızları’nın da içinde olduğu, daha katı bir yapı olan Yüce Lider Ali Hamaney ve müttefiklerine karşı ayaklanıyorlar.

Protestolarda duyulan birçok slogandan bir tanesi, “Gazze Yok, Lübnan Yok, Suriye Yok, Hayatım İran İçin!” –Tahran’ın, yurttaki durgun ekonomiyi canlandırmak için yatırım yapmak yerine, bölgedeki müttefiklerine harcamayı tercih ettiği milyarlara bir gönderme… 

 

iran

 

Rohani’nin katı görüşlü rakiplerinin ona baskı yapmak için planladığı protestoların bu şekilde ters tepmesi oldukça manidar. Son aylarda, sahne arkasındaki en önemli İran’ın tarışma konularından biri, Suriye’ye büyük bir yatırım daha yapıp yapmamak.

Suriye iç savaşı bitmeye yüz tutmuşken Devrim Muhafızları oraya harcanan paradan fayda sağlamanın ve kalıcı bir havaalanı ve Akdeniz kıyısına liman tesisleri inşa ederek  varlığını sağlamlaştırmanın peşine düştü. Bu da inşaat için, milyarlar değilse bile en azından yüzlerce milyon daha harcamak anlamına geliyor.

Batılı istihbarat kaynaklarına göre, Rohani’ye yakın gruplardan bu harcamaya karşı olanlar, paranın ülkede altyapıyı geliştirmek ve istihdam sağlamak için kullanılmasını istiyor. Tahran’da kapalı kapılar arkasında çıkan müzakereler, görünen o ki, artık sokaklara dökülmüş durumda…

İran’ın bölgedeki müttefikleri ve vekilleri için ayırdığı ödeneğin miktarını net olarak belirlemek imkansız. Bunun nedeni kısmen, ödeneğin çoğunun, silah ve malzeme olarak verilmesinin yanı sıra savaşçıları ve tedariğin ulaşımının İran devletine ait havayollarının uçakları ile sağlanması. İran ayrıca, subaylarını askeri danışman olarak göndererek ve tüm bölgede Şii milislerinin eğitimlerini üstlenerek, müttefiklerine  paha biçilmez bir destek sağlıyor.

 

iran

 

İran son yıllarda, Lübnan, Gazze Şeridi, Yemen, Irak, Suudi Arabistan ve Bahreyn’deki müttefiklerine destek olmak için milyarlarca yatırım yaptı, ama en çok 2011’den beri Suriye Başbakanı Beşşar Esad’ı iktidarda tutmak için para akıttı.

İran’ın, geçtiğimiz altı buçuk yıl içinde Esad rejimine yaptığı yatırım, birçok farklı şekilde gerçekleşti ve tam olarak miktarını ölçmek çok zor. İran devlet bankaları, petrol ve diğer malzemeleri İran’dan alabilmesi için, Suriye hükümetine 2013’te 3.6 milyar dolar ve 2015’te de 1 milyar dolarlık kredi limiti belirlediler. 

Bu 4.6 milyar doların içine, İran havayolu kargosuyla Şam’a gönderilen silah tedariği, hem İran ordusunun hem de Devrim Muhafızları’na gönderilen binlerce askeri “danışman” –ki bunlardan bin adedinin savaşta öldüğü tahmin ediliyor-- ve çok daha geniş bir güç olan, çoğunlukla Afganistan’dan gelen savaşçıların oluşturduğu ve İran tarafından ödenek sağlanan ve organiza edilen Şii milisleri dahil değil.

Bu milislerden yaklaşık 50 bin adedi Suriye’de savaştı. Ayda 300 dolar kazanıyorlar ve İran ayrıca onların silahları, seyahatleri ve gıda masraflarını da karşılıyor. Bir diğer deyişle, İran geçtiğimiz altı yıl boyunca Esad rejimi için her yıl milyarlar harcıyor.

İran’ın desteklediği 100 bin civarında milis savaşçısı, son yıllarda Irak’ta, hem İslam Devleti ile savaşıyor, hem de Iran’ın komşu bölgelerdeki çıkarlarını koruyor. Her ne kadar bu milisler için ödeneğin bir kısmı Irak kaynaklı olsa da, silahların önemli bir bölümünü Tahran finanse ediyor. 

Tabii ki, bölgedeki tüm Şii milislerden, İran yardımlarından en çok kazanç sağlayan Hizbullah. İran’ın Lübnan’a verdiği destek, yıllık 60 milyon ile 1 milyar dolar arasında tahmin ediliyor. Bu, direk finansal yardım olarak, çok sayıda temel ve geleneksel silahlar, yanı sıra son derece gelişmiş silah sistemleri, İran’da eğitim tesisleri kurulması ve Lübnan’da İran ve Hizbullah’ın ülkedeki duruşunu güçlendirecek inşaat projelerine yatırım şeklinde sağlanıyor.

İran’ın Lübnan’da 1980’lerin ortasından beri öncülüğünü yaptığı model, Hizbullah gibi yerel vekillerin eğitimi ve silahlandırılması, Suudi Arabistan ve Bahreyn’deki hükümet karşıtı Şii yeraltı gruplar tarafından, 2003’teki ABD istilasından beri Irak’taki milisler ve 2015’ten beri Yemen’deki Husi’ler tarafından da taklit edildi.

Onların durumunda, yardım uzun menzilli füzeler olarak gönderildi, Husi’lerin, Riyad’da dahil, Suudi Arabistan’a karşı ateşledikleri, örneğin.

Silah ve para yardımı alanlar sadece Şii grupları değildi. İsrail istihbaratı, Gazze’deki İslamcı gruplara da finansal yardım yapıldığnı belirledi, yılda yaklaşık 100 milyon dolar, ama bu meblağ Suriye iç savaşı başladığından beri azaldı, Suriye’deki Sünni asi gruplara yakın olan Hamas, geçici olarak İran ve Esad rejimiyle bağlarını kopardı.

Geçen iki yıl içerisinde, bu bağlar yeniden oluşturuldu ve artık yaklaşık 50 milyon dolar civarında Hamas için finansal destek sağlanıyor, diğer yanda Tahran’la bağlarını koparmayan daha radikal İslamcı Cihad, yaklaşık 70 milyon dolar alıyor.

Bu yatırımları denetleyen Devrim Muhafızları, en azından bazılarını kârlı hale getirmeye çalıştı.

Suriye, bir takım yaptırımlarla İran’ın hiç müşterisi yokken kredinin çoğunu İran’dan petrol ve gaz almak için kullandı, Esad rejimine desteğini Suriye’deki maden hakları ve tarım alanları karşılığında verdi.

Ama Suriye’deki meselelerin yeterince sakinleşip İranlıların herhangi bir kâr elde etmesi zaman alacak, muhtemelen yıllar sürecek. 

İran üzerindeki birçok yaptırımı sonlandıran nükleer anlaşma, rejimin kasasına ulaşan onlarca milyar doları serbest bıraktı, ama yine de İranlı insanları refahlaştırması çok yavaş gerçekleşecek. Katı tutumdakilerin geçen hafta, nükleer konu üzerinde konuşan Rohani’yle olan gerilimi yumuşatma girişimi, bir öfke patlamasıyla sonuçlandı.

Her iki türlü de, İran’daki liderliğin her iki rakibi için de haberler kötü olabilir. İnsanları sokağa ittiğin zaman, öfkelerini yönlendirmek imkansız olmasa da çok zor.

Haberin orijinalini buradan okuyabilirsiniz

Related Articles

مقالات ذات صلة

İlgili yazılar