Naz Köktentürk
Oca 07 2018

İran-Zerdüştlük: Shahzadeh ve Tahran’ın kırmızı sirenleri

 

Tüm gözler İran’ın üzerindeyken İranlı yazar dostum Shahzadeh İgual’in gözünden ülkenin dünü ve bugününe bakmak istedim. Shahzadeh Irak saldırıları esnasında geçen çocukluğunu ve Türkiye‘ye göç etmelerini ‘‘Tahran’ın Kırmızı Sirenleri’’ adlı kitabında anlatıyor.

Adıyla müsemma, ailesinin prensesi olarak el üstünde büyüdü Shahzadeh.

İran'da Devrim sürecini, İran-Irak savaşını ve ardından acı bir göçü daha çocuk yaşlarında yaşayan yazar Shahzadeh'nin, çocukluk hayali olan mavi gökleri, bin bir renkli gökkuşaklarını hayal ediyor hala, kırklarında bile...

 

iran

 

Vatanından uzak yaşamak zorunda kaldığı hasretini İran'a yaptığı kültür yolculuklarıyla gideriyor. 

Shahzadeh ile kadim kültür İran'ı, orada yaşananları  ve Zerdüştlüğün  İran kültürüne etkisini değerlendirdik.

İran Devrim Muhafızları  Komutanı Muhammed Ali Caferi olaylardan ABD, İsrail ve Suudi Arabistan’ı sorumlu tutarak kendisine bağlı birliklerin sadece üç ilde, İsfahan, Lorestan ve Hemedan’da müdahil olduğunu ve rejim karşıtı gösterilerin son bulduğunu söyledi.

Farsça adı ‘’Sepah-e Pasdaran -e Enghabe -e-Eslami olan, halk arasında kısaca Sepah denilen bu ordunun müdahaleye dahil olması caydırıcı olmuştur.

 

iran

 

İran binlerce yıllık köklü bir geleneğe sahip, çok kolay anlaşılacak bir devlet değildir. İran halkı yapı itibariyle otoriteye ve haksızlığa karşı gelmeye yatkın bir toplumdur. Kırk yılı bulan dini  yönetiminde bile sokak gösterileri protestolar eksik olmamıştır.

2009’daki ‘’Yeşil Hareket’’ her ne kadar bir karşı devrim başarısına ulaşamamış olsa de tek kitlesel başkaldırı değildir.

1992 ve 1995 senelerinde Haşimi Rafsancani döneminde büyük protestolar gerçekleşmiştir.
2013 ‘ten beri fiyat artışları, işsizlik, ekonomik nedenlerle halk sıklıkla sokak protestoları düzenlemektedir.

 

iran

 

Meshed’de önce muhafazakar İbrahim Reisi yanlıları tarafından “kadınların kapanma şekline artık karışılmayacak” adlı yasanın onaylanmasına karşı başlayan son gösteriler, diğer illerde zamlar ve ekonomik nedenlere dayalı  protestolarla devam etmiş ve oldukça büyük bir kitlesel harekete dönüşmüştür.

İran’ın petrol ve doğalgaza dayanan ve süregelen ambargo nedeniyle oldukça kırılgan ekonomisinden Irak, Suriye ve Yemen cephelerinde  savaşan Kudüs ordularına aktarılan yüksek bütçeden rahatsızlık duyan kitleler ‘‘İranlılar için İran’’ sloganlarıyla milliyetçi cepheyi oluşturmuşlardır.

 

iran

 

Din adamlarına karşı gruplar ise ‘’İslami Cumhuriyet İstemiyorum’’ sloganlarıyla meydanlara çıkmışlardır.

Orta-Doğu uzmanı Olivier Roy 1992 tarihli ‘’Siyasal İslam’ın Çöküşü’’ kitabında er veya geç din esaslı rejimlerin çökmeye mahkum olduğunu öngörür.

Ve şöyle der;

Ya din devleti yok etmektedir ya da devlet dini yok etmektedir.

İslam devletine - aslında tüm din devletlerine getirilen tanım, devletin sadece Tanrı’nın egemenliğini tanıması ve sadece dini yasayı ise, o zaman devlet kendi egemenliğinden vazgeçer ve artık devlet kalmaz . Bu sürdürülemez bir durumdur.

 

iran

 

Shahzade İgual  ülkesinde sosyal yaşam, etik değerler ve yaşam felsefesinin Zerdüşt geleneğinden kaynaklandığını söyler. Zerdüştlük ahlaki vazifeleri üç cümleyle tanımlar:

Hamata -iyi düşünce
Hakhata -iyi söylem
Hvarsta -iyi davranış
İnsanın dünyadaki görevi kötülüğe karşı iyiliği seçmektir.

Zerdüştlük, inancıyla, kutsal kitabı olan Avesta’daki Farsçasıyla bugünün İranı’nda  hala temel adap, sosyal yaşam ve konuşmalarda da etkinliğini gösteriyor. 

 

İran

 

Şii inancının yaygın olduğu, hatta resmi din olarak kabul edildiği İran’da, inancı ne olursa olsun temel davranış ve hassasiyet aslında Zerdüştlük’den süregelen bir nevi alışkanlıktır.

Zerdüşt’ün doğumu, yaşamı hakkında bir çok rivayet vardır.

21 Martla 20 Nisan arasında bir tarihte, on beş yaşında bir bakire olan annesi , bir ışık huzmesinin ziyaretiyle hamile kalır. Bebek gülerek dünyaya gelmiş ve herkesi hayrete düşürmüştür, adına şiirler yazılmıştır:

‘‘Güzel yüzlü Zerdüşt annesinden doğdu
  Annesinden ayrıldığı an gülmeye başladı
  Onun gülüşü ile her taraf aydınlandı..’’

Yedi yaşında kutsal elbiseyi (Sudre)  giymiş, kutsal kemerini takmış ve eğitim almaya başlamış.

Yirmi yaşında inzivaya çekilmiş. İnzivada geçen on yılın sonunda bir gece sabaha karşı ‘‘miraca’’ çıkmış ve ruhani yükselmeye ulaşmış. Vohumenah denilen melek onu cennete götürmüş.

Fereştehler (melekler) onu karşılamış ve Tanrı Ahura Mazda’nın huzuruna çıkarmışlar.
Tanrı ona cennet ve cehennemi göstermiş, her şeyin ilmini öğretmiş.

Melekler sonra Zerdüşt’ün göğsünü yarmış içindekileri çıkarıp temizlemiş ve yerine koymuş.
Zerdüşt, miraç yolculuğundan sonra kutsal kitap Avesta ile maddi aleme dönmüş.

Ateş, Zerdüşt dininde Tanrı Ahura Mazda’nın oğludur ve kutsal kabul edilir. Tanrı Ahura Mazda’nın enerjisinin, sıcaklığının ve ışığının bu dünyadaki yansımasıdır.

Kutsal mekanlarında yüzyıllardır yandığı söylenen ateşler vardır.  Güneşe, aydınlığa veya ateşe bakılarak ibadet edilir.

Zerdüştiler su, toprak, hava ve ateşi kutsal sayarlar bu nedenle ölülerini sessizlik kuleleri denilen üstü açık kulelerin çatılarına akbabalara ve doğal etkenlere karşı korumasız bırakırlar.

İran’da bu büyüleyici şehre Arus-e- Kavir yani çöl gelini denir, bizi binlerce yıllık bir Pers masalının içine taşır.

Yezd şehri uçsuz bucaksız Lut ve Büyük Tuz gölü çölleri tarafından çevrilen bir vahadır. 
Zerdüştlük dininin doğduğu bu büyülü şehir bilinen 6000 yıllık geçmişe sahiptir.

Adeta çölün yükselerek devamıymışçasına duran yapılarıyla mistik ve sarıdır. 

Şehrin en büyük özelliği aynı düzlemde uzayıp giden yapıların arasından göğe doğru yükselen kuleler bad girler yani rüzgar yakalayıcılar.  

Rüzgar kuleleri  hava akımını sağlayarak doğal bir klima sistemi oluşturmaktadır. Çöl şartları mimari özelliklere de yansımış, tamamı kerpiç olan yapılar gölge alanları yaratabilmek amacıyla yüksek duvarlarla çevrilmiştir. 

Yine binlerce yıllık Qanat denilen su kanalları ile şehre su taşınarak çölde bir vaha yaratılmıştır.

Yezd’de 500 bin kadar Zerdüşt yaşamaktadır. Bu dinin bütün dünyadan mensupları, şehrin yakınındaki Chak-Chak dağını ve tapınağını ziyaret ederek hacı olurlar.

Zerdüştlerin 1544 yıldan beri hiç sönmeyen kutsal ateşlerinin de olduğu Ateşkedeh’de buradadır. Rahipler bu ateşi badem ve kayısı odunlarıyla besleyerek sönmesini engellerler.

İran’da Zerdüştler inançlarını rahatça yaşayabilirler yalnızca  Dakhme denilen sessizlik kuleleri 1960 yılından beri yasaklanmıştır, ölülerini kulelerin yakınındaki mezarlığa gömmektedirler.

Çölle aynı renkte, sarı binaların oluşturduğu dar sokaklardır Yezd. Zamansız bir şehirdir. Kemerlerin tünellere dönüştüğü, labirenti andıran  sokaklarında kaybolmaktır.

Meraklısı için not:

ZERDÜŞT: Antik Pers Peygamberi. Ahûra Mazdâ'nin Elçisi. Mézde Yésnâ'nin kurucusu. Yektâperesti'nin (tek tanrıya tapmak) ilk yolcusu.

M.Ö  6.184.  Eflatun'un ölümünden 6000 yıl, Truva Savaşı'ndan 5000 yıl ve Pers Kralı  Xerxes'in Yunanistan'a hamlesinden 6000 yıl önce yaşamış olduğu tahmin edilen İranlı Peygamber. Kaynaklar: Xantus, Diogenes Laritus, Eflatun, Aristo, Hermodoros, Plutarch, Theopompus, Hermippus. Ve Baron Von Bunsen'e göre ise Zerdüşt Milattan 6500 yıl önce doğmuştur.