'Ahvaz saldırısı İran'a tuzak'

Geçtiğimiz günlerde İran'ın Ahvaz kentine düzenlenen saldırıda 25 kişi yaşamını yitirirken 70'den fazlası da yaralandı.

Gazeteduvar yazarı Fehim Taştekin, İran'ın; ABD, İsrail ve ‘Körfez ikilisi’ Suudi Arabistan ile Birleşik Arap Emirlikleri’nin ördüğü ağda kuşatıldığını savundu.

Ahvaz saldırısını, kentin bağımsızlığı için mücadele eden silahlı Arap örgütleri adına ‘Ahvaz Ulusal Direnişi’nin üstlendiğini belirten Taştekin, İran'ın saldırıyla ilgili ABD', İsrail ve Körfez ittifakını suçladığını hatırlattı. 

Tahran'ın, saldırganların Mossad’la bağlantılı olduklarını ve iki Körfez ülkesi tarafından eğitilip organize edildiğini öne sürdüğüne işaret eden Taştekin, saldırının BM Güvenlik Kurulu toplantılarına denk geldiğine dikkat çekti ve saldırının rejim açısından özgürlük, eşitlik, adalet, hak-hukuk, iş-aş talep eden kitlelerin ümüğünü sıkma bahanesi olarak kullanılacağını kaydetti.

Saldırının, İran’ı istikrarsızlaştırma çabalarının bir parçası olarak görüldüğüne değinen Taştekin, görüşlerini şu satırlarla sürdürdü:

"İran’ı Körfez’deki hasımlarına yanıt vermeye ve bu şekilde savaşın içine çekmeye dönük tuzak da olabilir. Ki Ulusal İran-Amerikan Konseyi’nin kurucusu Trita Parsi’nin kanaati bu yönde.

Ahvaz odaklı örgütlerin rejim değiştirme komplosunda öne sürülen araçlardan biri olduğunu düşünmek için sebepler var. Bir kere uluslararası iklim rejim değiştirme sezonuna yeniden girmiş durumda.

İran genelindeki ­barışçıl gösteriler ve onların haklılığı bir yana son zamanlarda Kürdistan ve Huzistan eyaletlerinde silahlı direniş hafiften uç verdi. Gözler aynı zamanda Pakistan ve Afganistan’la sınır bölgelerinde. Buralarda geçen yıllarda Taliban ve El Kaide’den esinlenme Sünni örgütler şanslarını çok denedi. Şimdilik sakin. Bir dönem Türkler eliyle Azerbaycan bölgesi üzerinde de çok çalışıldı. İran sınırları bir etnik kemeri andırıyor.

Sistem ne kadar güçlüyse sınırlar da o kadar müdahaleye açık. Doğuda Türkmen, Peştun ve Beluc bölgeleri, batıda Kürdistan, güneybatıda Arapların yaşadığı Huzistan, yine güneyde Arap yoğunluklu Hürmüzgan, güneybatı ve güneyde Luristan ve yine Lurların yaşadığı Kohkiluye ve Buyer Ahmed, kuzeybatıda Azerbaycan, kuzeyde Mazandaran, yine kuzeyde Türkmen yurdu Gülistan ve Kürtlerin yaşadığı Kuzey Horasan. Bu kemer rejimin haddinden fazla kuşkucu, hatta yer yer paranoyak yaklaşımlar sergilemesine de neden oluyor.

Trump yönetimi İran’ı hedef tahtasına oturtunca Körfez’deki ortakların Arap unsurlarını devreye sokmak için vakit kaybetmesi beklenmiyordu. The Atlantic’e demecinde İran dini lideri için “Hitler, Hamaney’in yanında daha iyi görünüyor” diyecek kadar kendini rejim değiştirme havasına kaptıran Suudi Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Mayıs 2017’de “Savaşı İran’ın şehirlerine taşırız” tehdidi savurmuş, bir ay sonra da bir grup Tahran’da parlamento ve İmam Humeyni Türbesi’ni basarak 18 kişiyi öldürmüştü. Saldırıyı IŞİD üstlenmişti.

Körfez’e açılan Huzistan ise Suudilerin nüfuz etmekte zorlanmayacakları bir yer. Dışarıda, İran geneline hitap eden Halkın Mücahitleri Örgütü daha çok dikkat çekse de Ahvaz bağlantılı örgütlerin bazıları silahlı ve tetiklenmeye müsait."

Yazının tamamını buradan okuyabilirsiniz