Oca 04 2018

İran Diasporasından Türk Solu’na eleştiri

İran diasporasının İran’daki halkın mücadelesinde önemli bir yeri olduğu biliniyor.

Özellikle 1979 İslam devriminden sonra rejim tarafından sürgün edilerek, yurtdışında örgütlenen İran diasporası, hem İran halkının siyasi olarak bilinçlenmesinde hem de İran’daki olayların gündeme gelmesinde önemli bir rol oynuyor. 

İran'ın birçok kentinde son birkaç günde, herhangi bir siyasi grubun çağrısı olmadan, ülkenin ekonomik, siyasi ve ‘yoksulluk, işsizlik’ gibi sosyal durumuna itiraz etmek amacıyla bir araya gelen kitlelerin geniş çaplı gösterileri devam ediyor.

İran'da ekonomik kriz nedeniyle başlayan gösteriler, altıncı gününde de, diğer kentlere yayılarak devam ediyor.

Eylemlerde şimdiye kadar çok sayıda insanın hayatını kaybettiği, 100'den fazla kişinin yaralandığı, 450 kişinin de gözaltına alındığı gelen bilgiler arasında.

Tüm bölgenin ve dünyanın kaygıyla takip ettiği İran protestolarına İran diasporasından destek gelmeye devam ediyor.

Halkın Mücahitleri diye bilinen grup, yayınladığı bildiriyle halkın eylemlerini desteklediklerini açıkladı.

Bunun dışında Avrupa'daki Şah yanlıları, liberaller, demokratlar da gelişmeleri ilgiyle izliyor. Sünniler de protestolara olumlu yaklaşıyor.

Ahval’e konuşan İran diasporası mensupları devam eden protestoları direniş ve halk ayaklanması olarak niteleyerek, dünyanın bu direnişe destek vermesi gerektiğini ve mollaların gitmek zorunda olduğunu, egemenliğin İran halkına ait olduğunu savunuyor.

Öte yandan şu anda İran rejimine karşı başlayan protestolara en güçlü desteği sol hareketi vermesine rağmen, Türkiye’deki sol kesim, protestoların ABD ve İsrail tarafından organize edildiği yorumunu yapıyor.

İran diasporası üyeleri, Türkiye'deki sol aydınların İran gündemini iyi okumadığı, kulaktan duyma konuştukları, halktan çok devletçi olduğu ve milletten kopuk olduğu görüşünde.

Ayrıca yıllardır İran rejimi tarafından kendilerine yasak konulan ve Avrupa’da yaşamak zorunda kalan muhaliflere göre, ülkedeki eylemlerde kadınların da yer alması hayli önemli.

Meryem Recavi
Meryem Recavi

İran Direniş Ulusal Konseyi Sekreteri Meryem Recavi, İran’ın dört bir yanına özgürlük kokusu yayanları selamladığını ifade ederek şunları söylüyor:

İran halkı, mollaların sebep olduğu; yoksulluk, açlık ve işsizliğe karşı isyan ediyor. Günlerdir tüm baskı, cinayetler, tutuklama ve gözaltılara rağmen İran halkı dimdik ayakta. İran halkı rejimin yıkılması için bir dönüm noktası yarattı.

Bu ayaklanma, halkın İran’daki tüm hırsızları ve yolsuzlukları reddettiğini gösteriyor. Bu mücadele yağmaya, cinayete ve dini diktatörlüğün kötü muamelelerine son vermenin tek yolunun devrim olduğunu gösteriyor.

Bu mücadeleye katılan kadınlar da İran'ın ve İranlıların gururu. Onun için şimdi bu ayaklanmanın odaklarını geliştirmek, genişletmek ve özgürlük için binlerce odak noktası yaratmanın zamanı geldi.

İran'daki tüm yurttaşlarımı bu ayaklanmaya katılmaya çağırıyorum. Ancak bu şekilde yurdumuzu özgürleştirebiliriz. Molalar ayrılmalıdır. Egemenlik İran halkına aittir.

Nükleer anlaşma kapsamında ayrılan paralar da dahil olmak üzere, büyük çoğunluğu iç baskıya, terörizm ve savaş ihracına harcandı ya da rejim liderleri tarafından yağmalandı.

Bu mücadele dini diktatörlüğün devrilmesi ve her geçen gün yoğunlaşan krizden çıkışın tek yoludur. İran rejiminin geleceği yok, bu nedenle bu planda herhangi bir sapma başarısızlığa mahkumdur. Uluslararası toplum, bu acımasız rejimi terk etmeli ve İran halkının rejimi devirmeye karşı direnişini kabul etmelidir.

Rahim Rashidi
Rahim Rashidi

Yılladır Washington’da yaşayan gazeteci Rahim Rashidi, protestolar bir hafta ya da 10 gün daha devam ederse İran’ı büyük bir savaşın beklediğini savunarak şunları söylüyor:

Diyebilirim ki 1979 yılından bu yana İran’da ilk defa böyle büyük bir protesto meydana geldi. Bir çok şehirde dini lider Ali Hamaney, Cumhurbaşkanı Ruhani ve İran Devrim Muhafızları Ordusu Kudüs Gücü Komutanı Kasım Süleymani’nin posterleri yakılarak rejim aleyhinde sloganlar atılıyor.

Bu çok önemli bir gelişmedir. Ben bu eylemlerin ekonomik sebepten kaynaklandığını düşünmüyorum.

Bu eylerin asıl amacı İran rejiminin yıkılmasıdır. Asıl önemli olan mesele de budur. İran diyor ki; ‘Suriye’de, Irak’ta, Lübnan’da, Yemen’de savaşıyorum”. Halk da diyor ki; “Ne Gazze ve Lübnan ne Irak… Kendimi İran için feda ederim. Gazze ve Lübnan benim için önemli değildir. Benim için İran önemlidir’.

Burada asıl amaç siyasi olup İran İslam Cumhuriyeti’nin yıkılmasıdır.

Bir de İran, Suriye ve Irak meselesinde kendine savaşın kapılarını açtı. Ortadoğu’da bütün terör yuvalarını İran kurdu. Eli yetişemeyen yerlere de finansman destek sağladı.

Bundan dolayı adeta savaşa davetiye çıkardı. Şimdi başına bu geliyor. Eğer bu protesto ve eylemler bir hafta ya da 10 gün daha sürerse İran’da büyük bir savaş başlayabilir. Ne kadar etnik kimlik varsa hiçbiri İran rejiminden razı değildir, hepsi de savaşır.

Xalid Amedî
Xalid Amedî

Doktor Xalid Amedî İran’da rejimin kendisine uyguladığı baskı ve yasaktan dolayı ülkesine dönemiyor.  Aslen İran’ın Urmiye şehrinden olan ve 26 yıldır İngiltere’de yaşayan Amedi, İran’daki olayları yakında takip ediyor.

Yakınları, akrabaları ve arkadaşlarının olaylarda yer aldığını ifade eden Amedi, şu değerlendirmeyi yapıyor:

Protestolar eğer bu şekilde devam ederse büyük bir ayaklanma ortaya çıkar ve bu şeklide protestocular başarılı da olur. Bu rejim değişikliğine de vesile olabilir.

Çünkü İran rejimi diktatör bir rejimdir ve çok sayıda insana her türlü zararı vermiştir. Bana göre bu protestolar devam edecek. Çünkü rejimden en çok çeken; Kürtler, Belluciler ve kadınlardır. Bu eylemlerin başında da bunlar vardır.

Onun için rejime karşı başarılı olacaklarını söylüyorum. Ben eylemlerin içerisinde yer alan Fars ve Azerilerin gerçek manada rejimi protesto ettiklerini düşünmüyorum.

Amedi, Türk solunun eylemlere ilişkin eleştirilerini şöyle dile getiriyor:

“Sol aydınları Amerika için İran’dan yana taraf tutuyorlar. Yoksa gerçek manada bunlar hiçbir zaman İran’ı ne seviyorlar ne de İran’dan yana olurlar. Ve samimi değiller. Yalan söylüyorlar. Kendi menfaatleri için böyle bir savunma yapıyorlar”.

Siyasi yasaklardan dolayı İran’a gidemeyen siyasetçi Ahmad Eskandari 35 yıldır İsveç’te yaşıyor. Eskandari, bu protestoların alt yapısının önceden hazırlandığını söylüyor.

Protestoların başlangıç nedeninin her ne kadar ekonomik olsa da asıl sebebin siyasi olduğunu ve hedefte de İran rejiminin bulunduğunu vurgulayan  Eskandari, şunları söylüyor:

Her ne ekonomik diye öne çıksa da ben bu protestoların siyasi bir hareket olduğunu düşünüyorum. Önemli bir eylemdir. Bunun zemini önceden hazırlanmıştı.

Kırk yıl aradan sonra ilk defa İslam rejimine karşı böyle büyük orantılı ve çok katılımlı protestolar meydana geliyor. Şimdi Cumhurbaşkanı Ruhani’nin posterleri ile protestoya başladılar aslında bu eylemlerin İran rejimine karşı başladığını düşünüyorum.

Tahran Üniversitesi’nin önünde yapılan protestoda Hamaney’nin kendini Allah yerine koyduğunu söylüyorlardı. Özellikle Kırmanşah’daki depremle birlikte İran’da ekoloji ve hayat oldukça etkilendi ve bozuldu.

Bunla birlikte İran’ın Suriye, Irak ve Yemen’de savaşması halkı oldukça etkiledi. Gençler o ülkelere gidip savaşmak istemiyorlar. Bunların hepsi olayların başlamasında etkili oldu.

Protesto sadece Tahran’da değil, birçok büyük küçük şehirde de başlamış.  Ben olayların çok büyüyeceğini sanmıyorum. Olayların büyümesi bir duruma bağlıdır. Çünkü İran diktatör bir rejimdir.

İran öldürme ile işini halletmek istiyor. Zaten İran güvenlik güçleri ve Pasdaran’lar olayları silahla bastırıp insanları öldürerek sonlandırmak istiyorlar.

Birkaç gün sonra eğer bastırma ve saldırma artarsa büyük bir mücadelenin olmasını zorlaştıracaktır. Eğer tersine dönerse İran'ın yeni bir Suriye olma ihtimali var çünkü şu anki rejimin alternatifi yok.

Bundan kırk yıl önce biz İran’da bazı durumlar için hükümeti protesto ettiğimizde, o zaman bizim için de “Bunlar dışarıdan kışkırtılıyor” diyorlardı.

Elbette ABD’de özellikle Trump yönetiminden bazıları İran rejimini istemiyor ama her olayı Amerika’ya bağlamak da doğru değil.

Yıllardır Irak’ta yaşayan Tebriz doğumlu gazeteci Dersim Oremar, olaylara sert müdahale olursa silahlı mücadele başlayacağını söyleyerek şu ifadeleri kullanıyor:

Genel anlamda İran’daki ekonomik sorunlar ve zorluk içerisindeki hayat şartlarına karşı eylemler başladı ama özelden de İran rejimi ve Şialığın insanlara yaşattığı zorluklar protestoları tetikledi.

Ayrıca halk, İran’ın Suriye, Irak ve Yemen’de savaşmasını istemiyor. Protestolar gittikçe geniş alanlara yayılıyor. Umut ederim ki çok daha geniş alanlara yayılsın.

Bu eylem 1979 yılında kurulan İran İslam devrimine karşı en geniş ve büyük eylem olarak hesap ediliyor. 2009’da bir eylem başladı. O eylemlerde daha çok bazı reformların yapılması istendi, şimdi ise hedefte rejim var ve Hamaney’nin gitmesi isteniyor.

Eğer protestolara sert bir şekilde karşılık verilirse bazı silahlı güçler, içlerinde PJAK ve küçük bir grup da PKK olmak üzere silahlı müdahalede bulunabilirler. Ayrıca bu eylemin bir diğer önemli bir yanı ise, kadınların destek vermesidir. Kadınların ve diğer eylemcilerin buradaki asıl hedefleri İran İslam Cumhuriyetidir.

Irak Kürdistan Bölgesi’nde yaşayan Mihemed Salih Qadrî, yılladır siyasi yasaklı olarak İran’a gidemiyor. İran’da olayların büyümesini isteyen Qadri, şu değerlendirmelerde bulunuyor:

İran’daki olaylar çok karışıktır. İran’ın 80 milyona yakın nüfusu 6 etnik gruptan fazla insani var. Olayların başlamasında ekonomik sebeplerle birlikte çeşitli siyasi sorunlar da vardır. Kırk sene sonra ilk defa halk son noktaya geldi.

Onun için protestocuların sloganları ve kararı ciddi bir duruma benziyor.  Halk artık İran’ın diktatör rejimini istemiyor. Halk özgürlük istiyor, yolsuzluğa karşı mücadele etmek istiyor. Bu eylemlerin son bulacağını sanmıyorum.

Belki ara ara şiddetli saldırı ve baskılarla karşılaşabilirler ama mücadele devam edecek. Önce bir iki şehirde başlayan protestolar şimdi neredeyse İran’ın 80 kentine de yayılıyor. Suriye’yi İran savundu, ama 80 milyona karşı herhangi bir ülkenin İran’ın diktatörlüğünü savunacağını sanmıyorum.

Çünkü İran bütün şansını kaybetti. Bekliyoruz ki bu başkaldırı bir başlangıç olur, o da rejimin değişikliğine sebep olur. Başta Tahran olmak üzere özellikle Farsların ve Azerilerin yaşadıkları şehirlerde insanlara bakış değişir.